ŞAŞIRIYORUM..
Ahmet ZORLU
Memleket Büyüğümüzün, son 3 gündür ardı ardına dile getirdiği söylemlere bakınca, kendimdemiyim diye, kendi kendimi sarsıyorum.
Evet kendideyim de, Memleket Büyüğümüze neler oluyor diye sormadan da edemiyorum.
İlk çıkışı kültür ve sanatla ilgili oldu. Bakın ne dedi;
“Geçtiğimiz 16 yıla baktığımızda kültür sanat alanında yeteri kadar mesafe kat edememiş olmamızdan dolayı hep hayıflanırım. Kültür ve sanat meselesini ülkemiz ve milletimiz bakımından en az terörle mücadele, en az dış politika, en az temel hizmet alanları kadar önemli bir beka meselesi olarak görüyorum. İnşallah yeni dönemde bu eksiğimizi giderecek, ülkemizde kültürü, sanatı, mimarı şehirciliği hak ettiği yere getireceğiz”
Sonra bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor.
Ülkenin Üniversitelerindeki seçkin bilim adamlarına yapılanlar, heykele ucube denmesi ve yıktırılması, çağdaş demokrat sanatçılara yapılan baskılar, gösterilerinin son anda iptal edilmesi, gösteri yapacak salon bulamamalarını sağlamak, Ülkede yaşayan herkesin hayatında en az bir gülümsemelik yeri olan Metin Akpınar’a, Müjdat Gezen’e ‘Sanatçı bozuntusu’ diye efelenmeler, ardından adliyeye getirilmeleri ve haklarındaki yurtdışı yasağı, denetimli serbestlik gibi eza-cefa.
Durun daha bitmedi. Çok sayıda sanatçıya getirilen TRT karartması, çok sayıda sanatçının seslendirdiği şarkı ve türkülerde geçen kelimelerin sansürlenmesi, “Bana Mozart dinlemeyi tavsiye etti, bu faşizmin dik alasıdır” söylemleri.
Sonra belediye başkanlarına ve başkan adaylarına verdiği talimatla bir kez daha şaşırttı. Murat Kurum’a kürsüden verdi talimatını ve dikey mimariye esinlikle izin verilmemesini istedi.
Ama beni asıl şaşırtan ne oldu biliyor musunuz.
Sayın Cumhurbaşkanının, virgülüne dokunmadan vereceğim şu sözleri;
"Şu para var ya nelere muktedir, bu kapitalizm nelere muktedir. Orman morman ne var ne yok kesiyor, atıyor, götürüyor. 'Oraya ben bir dikey mimari yapayım, malı götüreyim' yapılan iş bu. Yani doğa şöyle olmuş, böyle olmuş umurunda değil. Bize de örnek veriyor, 'Manhattan şöyle.' Ya bırak, batsın senin Manhattan'ın. Bizim medeniyetimizde ne diyor biz ona bakalım, ona göre yapalım bu işi. Sanki orada yaşayanlar çok mutlu, mutlu değiller. Öyleyse biz medeni olmayı bileceğiz ki o beton yükselişlerde değil, toprağa yakın olma şeklindeki mimari anlayışımızda bulacağız. Onun için de belediye başkanlarımızın, yanındaki mimarıyla inşaat mühendisiyle bu işe çok dikkat etmesi lazım. Bu hassasiyet içerisinde bu adımları atması lazım. Çevre ve Şehircilik Bakanı'ma da söylüyorum; kimsenin gözünün yaşına bakmayacaksın. Yıkmaksa yıkacağız.”
Tövbe, Bismillah..
Sayın Memleket büyüğüm, şu kapitalizmin tarifini biliyoruz da, kapitalist kim diye sorsam kızmazsın umarım.
Ben söyleyeyim, İstanbul’da gördüğü her yeşil alana site kuranlar var ya, sonradan görme, şımarık adamlar hani.
Magazin medyasının besin kaynağı, Soyadı Ağaoğlu, ama kendi görmemiş zır cahil..
Ya da, gelecekte nasıl büyüyeceklerini dostuyla konuşurken ‘Bu milletin …….” diyen adam.
İşte kapitalist olarak tanımlanacak adamlar. Hatta ‘Kapitalistin okumamışı’ olarak da nitelendirebiliriz.
Çünkü Okumuşu olanları yüklerini tuttu, İngiltere’de taşıdılar dolarcıklarını.
Ülker, Doğuş gibi isimlerle şirketleri anılanlardan bahsediyorum. Yani Kapitalistin Okumuşuydu onlarda.
Terk ettiler memleketi.
İnanın Sayın Memleket Büyüğüm, son haftalarda ağzınızdan çıkan her cümlenin kelime aralarından bal damlıyor.
Yani, bir kürsüde sol yumruğunuzu sıkıp havaya kaldırarak, “Kahrolsun Emperyalizm” diye slogan atmadığınız kaldı.
İnşallah böyle gidersiniz.
Tamam gitti kıyılar, ormanlar, yeşil doku, gitti çevre, gitti yanıbaşınızda size yağ çekerek semiren her devrin adamları, gitti kafası çalışan okumuş beyaz yakalılar.
Başbaşa kaldık yani.
Bari bize, milletin ülkede kalan bölümüne sahip çık da, gül gibi yaşayıp gidelim.