SANDIK KORKUSU..
Ahmet ZORLU
Seçimler için artık yıl değil, ay değil, hafta değil gün sayıyoruz.
Seçim meydanlarının kiminde tragedya, kiminde komedya sahneleniyor.
Meydanların bazılarında bindirilmiş kıtalar, selfie çektirerek, mitinge katıldıklarını amirlerine kanıtlama derdinde.
Kiminde gönüllüler oluşumu yeri göğü inletiyor.
Böylesi bir dönemde, özellikle bazı adaylarda, sandık korkusunun, Allah Korkusunun önüne geçtiğine tanıklık ediyoruz.
Yalanın, tehdidin, şantajın bini bir para.
Kerameti kendinden menkul Develili bir Milletvekili ve Milletvekili Adayı Sami Dedeoğlu, Develi’de düzenlenen iftar programından sonra mirofonu eline alıyor, “Develimize fakülte yaptık. Devam eden ve başlanacak projeler var. Eğer seçilemezsem bu projeler kalır” diyerek, adeta ‘Bizi desteklemeye mecbursunuz’ mesajı veriyor.
Dedeoğlu’nun bu bencil çıkışı üzerine, iftar pdogramında bulunan Cumhur İttifakı Ortağı MHP İlçe Başkanı sinirlenerek salonu terketmiş.
Zira bu toplantıda ittifak ortağından tek kelime edilmiyor.
Sevgili Vekil, Develi İlçesi senden önce de vardı, senden sonra da var olacak. Develi senden önce de yatırım alıyordu, senden sonra da alacak. Gönlünü ferah tut, seçilemezsen senin için dünyanın sonu olabilir, ama hic bir Develiliyi gıdıklayacak düzeyde bile etkilemez. Ve sen seçilemezsen de Develiye yatırımlar devam eder.
Aynı zat, hafta sonu da bir başka skandala imza atmış Develi’de.
İlçedeki bir cenaze törenine katılacağını bildirmiş, cami imamına.
Ama saatinde gelmediği için, imam cenaze namazını kıldırmış, cenaze kabre doğru yola çıktığı sırada Vekil efendi yetişmiş cami önüne ve imama bir azar bir azar.
“Sen nasıl ben gelmeden cenaze namazını kıldırırsın. Bunun hesabını vereceksin”
Konu İlçe Müftüsüne yansıtılmış, din görevlilerinden gelen ortak tepki üzerine vekil efendi imam efendiye bir elçi göndererek özür dilemek zorunda kalmış.
Bu iki konuyu takip ederken, Tuncay Özkan’ın paylaştığı bir video düştü sosyal medyaya.
17-25 Aralık sonrasına ait olduğunu belirtelim Sayın Elitaş’ın Kanal7’de yayınlanan bu konuşmasının.
Konuşma metni aynen şöyle;
“Her tarafa yayılmaya çalışan bir gönüllüler Hareketinin içine sızarak, onları kullanarak Türkiye’nin düzenini Türkiye’nin huzur ve güvenini ortadan kaldırmak için gayret gösteriliyorsa, önce o kardeşlerimizin bunlara dur demeleri gerekir. Biz bu meseleyi gördük, cemaatin içine sızmış, Türkiye’deki istikrarı ortadan kaldırmak isteyen gizli birimleri, paralel yapıyı ortadan kaldırmak için gayret gösteriyoruz. Yoksa eğitim için uluslar arası alanda okullar açarak Türk dilinin, Türk Kültürünün yayılmasına katkı veren bu hareketle bir sorunumuz olamaz. Biz bu güne kadar destekledik. İçinde bulunduk. Yurtdışına gittiğimiz her seyahatimizde okullarını ziyaret ettik. Yaptıkları işlerle gurur duyduk. Övünç duyduk. Destekledik, teşvik ettik. Samimiyetle, iyiniyetle açılan okulları, o okullardaki öğrencileri, bu öğrencilerin ailelerini bunun içinden ayırmak gerekir. Benim çocuklarımda o okullarda okudu. Benim çocuklarım da o camianın evlerindeki abilerle istişare etti. Onlarla görüşmeler yaptı. Biz bunlardan bir zarar görmedik..”
Sayın Vekil, Cemaatin içine bazı kötü niyetlilerin sızdığını söylüyor. Oysa Cemaatin içine sızan sizin iktidarınızdı. Bu sözleri hakim huzurunda söyleyecek olsaydınız bu gün cezaevinde idiniz. Derhal gidip, çocuklarınızın istişare ettiği abilerin listesini yargıya teslim etmek zorudasınız.
O nedenle, 24 Haziran sonrası iktidarından hepimizin beklentisi, Fetö’nün koruma kalkanını oluşturan siyasi yapının ortaya çıkarılmasıdır.
Zira, sizin çocuklarınızın fetöyle içli dışlılığının onda birini yaşamamış, ama 15 Temmuz’da askerlik görevi yapan gencecik çocuklar, komutanların emrini yerine getirip sokağa çıktığı için bu gün müebbet ile yargılanıyor.
Bu illetin bu ülkenin topraklarından kazınabilmesinin tek yolu, bu ihanet yapılanmasına destek veren, himye eden, önünü açan, bu yapının militanlarını devletin en hassas kurumlarının kilit noktalarına getirenlerin tek tek ortaya çıkarılmasından geçiyor.
Zira, hala kamunun ve siyasetin zirvelerinde oturan ve Fetullah Gülen Örgütüne dolaylı destek sağlayan, örgütün çözülmemesi için karartma uygulayan, ‘Ucu bana dokunur’ korkusu ile bu ihanet yapılanmasının sırtını sıvazlayan çok sayıda insan var.
Korkarım, sizin o ünlü adliye ziyaretinizin arkasında da o korku vardı.
Zira, bakıyorum bu günlerde siyasetin zirvelerinde bazı isimlerin sandık korkusu ve adalet korkusu Allah Korkusunun önüne geçti.