SANAL MEDYA
Ahmet ZORLU
Yasama, yürütme, yargı siyasal hayatın üç büyük gücü... İnternet bir bakıma üçünü de içinde barındırıyor. Hergün binlerce kişiye ulaşan E-Mail grupları, söz hakkı da veriyor, yargısız infaz da yapıyor.
Çocukluğunda internete yetişemeyen bir önceki nesil, ilkokul çağındayken okuldaki sıralarında şöyle notlar bulabiliyordu: "Bu mektubu 13 kişiye göndermezsen, hayatın kararacak". Bilinmeyenin korkusundan olsa gerek, başına felaket gelmesini istemeyen kağıt kaleme sarılıyordu. İnternetin gündelik hayata girmesiyle birçok alışkanlık değişse de bazı "adetler" aynı kaldı. "Bu e-mail'i 10 kişiye göndermezsen hayatın kararacak". İnternetle çok az teması olanlar bile artık buna benzer mesajlar alıyor.
E-maille birlikte insanların önlenemez iletişim kurma ve inandıklarını anlatma isteği sınırsız ve sansürsüz bir özgürlüğe kavuştu. e-mail grupları da bu sınırsız özgürlüğün yeni kalesi olarak ortaya çıktı. İnternetin en dinamik kısımlarından birini oluşturan e-mail grupları hemen hemen her konuda birliktelikler ve paylaşım platformları oluşturuyor. En bilinen ve kullanılan e-mail grubu YahooGroup.com'da on binlerce Türkçe gruba yüz binlerce Türk Internet kullanıcısı üye. Bu gruplar aracılığıyla her gün binlerce mesaj atılıyor. Tabii bir gruba üye olmasanız da onlarca mesaj size ulaşabiliyor. Çünkü İnternet üzerinden alışveriş yaparken veya başka bir servisi kullanmak için verdiğiniz e-mail adresinizin o şirketler tarafından satılıyor. Gizlilik sözleşmelerinde de aksi yazdığı halde şirketlerin çoğu biriktirdikleri bu adresleri ne yazık ki satıyorlar.
E-mail gruplarına sansür uygulamak da neredeyse mümkün değil. Yazılı ve görsel basında en fazla birkaç gün haber konusu olursunuz ama acımasız e-mail trafiği içine düşer ya da düşürülürseniz vay halinize! Bu sadece bireyler değil şirketler içinde geçerli. Nitekim dünyaca ünlü markalar en fazla kendileri hakkında dolaşan e-maillerden çekiyorlar. Kısa süre önce "Vatanını seven bu e-maili herkese iletsin" başlıklı bir e-mail ortalarda dolaştı. E-mail'de bir yoğurt firması hakkında akıl almaz ifadeler yer alıyordu. İddiaya göre bu firma ürünlerine bilerek koyduğu kimyasallar ile Türkiye’de zekası düşük bir nesil yaratmak istiyordu. Mesajın altında ise "Prof. Dr. Turan Karadeniz’in araştırmasıdır" ibaresi bulunuyordu.
Prof. Dr. Karadeniz, KATÜ Ordu Ziraat Fakültesi'nde Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı. Yazının kendisiyle hiçbir alakası olmadığını söyleyen Karadeniz, "hayatım karardı" diyor. Kendisi yazıyla ilgisi olmadığını sözkonusu firmaya anlatabilmiş. Ancak yüz binlerce kişiye ulaşan bir iftiranın altında bir yer alan bir isim ve her gün gelen onlarca telefon tam anlamıyla Karadeniz’i bunaltmış. Burada bir dipnot belirtelim. Emniyet Müdürlükleri bünyesinde kurulan Bilişim Suçları Başkanlığı mail yoluyla üretilen iftiralar ile ilgilenerek gerektiğinde mailin ilk kaynağına ulaşabiliyor.
2001 krizinde özellikle ekonomi gruplarının oluşturduğu e-mail grupları büyük reyting kazanmıştı. Örneğin o dönemde Tuna Bekleviç'in henüz üniversite öğrencisi iken sanal ortamda bir e-mail grubu olarak başlattığı, Ekonomistler Platformu, 2003 yılında 32 ayrı ülkeden 28 bine üyeye ulaştı. Grubun ilk üyeleri arasında ise Prof. Dr. Asaf Savaş Akat, Prof. Dr. Dani Rodrik, Prof. Dr. Taner Berksoy, Doç. Dr. Melih Bulut, Dr. Rüşdü Saraçoğlu, Emre Kocaoğlu, Hüsamettin Kavi ve İshak Alaton gibi ekonomi dünyasının tanınmış isimleri de yer aldı. Belki de o dönemde herkesin söyleyecek bir sözü olması grubun en büyük avantajı oldu. Ama ekonomistler platformu yavaş yavaş sanal alemden çıkarak toplantılar, organizasyonlar yapmaya da başlayıp ve grubun yöneticileri de kendilerine siyasi hedefler biçmeye başlayınca, grup internetin sihirli gücünü yavaş yavaş kaybetti. Ekonomistler platformu örneği bize gösterdi ki sanal medya yine sanal ortamda güçlü.