Ahmet ZORLU

SALI SİNEMASI..

Ahmet ZORLU

Hatırlar mısınız?

Eskiden tek kanallı TRT ekranlarında, ‘Salı Sineması’ adı altında Salı geceleri Türk Filmi gelirdi ekrana.

Televizyonu olmayanlar, televizyonu olan  yakınlarına bir şekilde, bir mazeretle ziyarete giderler.

Aslında amaç, Salı Sinemasını seyretmek.

Bu ziyaretler çoluk-çocuk, ma-aile yapılır, biraz da çocukların baskısıyla gerçekleşirdi.

Filmin ekrana geldiği saatlerde, özellikle kırsal kesimde sokakta tek insan kalmaz, televizyonlu evlerde ışıklar söner, herkes ekrana odaklanırdı.

Son zamanlarda da, Salı Tiyatrosu izler hale geldik, Salı günleri.

Siyasi partilerin liderleri Meclisteki grup konuşmalarını yaparken, parti yönetimi salonu tıka basa yandaşlarla doldurur, lider arada bir kükreyip kürsüye tokat attı mı, “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganları kaplar salonu.

İmkan oldukça izlemeye çalışırım, liderlerin konuşmalarını.

Mesela, geride bıraktığımız Salı Grup Toplantısında, Sayın Başbakan diyor ki, “Kiracısı olduğu işyerini satın alacaklara, 500 bin liraya kadar kredi desteği vereceğiz. Esnafa getirdiğimiz 150 bin liralık kredi desteğini de 200 bin liraya çıkarıyoruz..”

Oysa, vergi-gider kıskacında kıvranan esnaf diyor ki, “Söylenenlerin hiç biri doğru değil. Kiracısı olduğunuz dükkani satın almanız zaten mümkün değil. Ama kredi için yaptığınız başvuruda, bankalar size Erciyes Dağı’nın Kuzey yamacını gösterip, ‘Hadi buradan zirveye tırman’ diyor. Zaten esnaf ve sanatkarda o kadar takat olsa, neden gidip bankadan kredi alsın..”

Merak ettim, bir bankacı dostuma sordum, kredilerin durumunu.

Şu anda en sıradan bankanın krediler servisinde bile yüzlerce, büyük bankalarda onbinlerce tüketici, araç ve benzeri kredi başvurusu varmış.

Kredi için, vergi ve piyasa sicili pırıl pırıl olanlar bile ortalama 1 ay için bekliyormuş.

Zaten geçen gün demedi mi Maliye Bakanı, “Bankalar olmayan parayı kredi olarak dağıtıyorlar” diye.

Özellikle küçük ve türedi bankaların uguladığı kredi faizleri ise tefeci faizini geçti.

Devlet Bahçeli’nin konuşmasında da iki bölüme taktım.

Birincisi, “Barzani’yi derdest edip getirin, hesap sorun” çağrısı.

Aslına bakarsanız, bir zamanlar cebinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kırmızı pasaportu vardı.

Ama Sayın Bahçeli, “Bir Apo belasını derdest edip getirdik, 20 yıldır başımıza bela oldu. Arkasından bir de Barzani’yi getirip yeni bir İmralı Ziyaretgahı mı oluşturalım istiyor, anlayamadım.

Bana göre Barzani Meselesi, Irak Hükümeti’nin iç işidir, öyle kalmalıdır.

Derdest edecekse Irak Devleti etsin, aman bizden uzak dursun.

İkinci önerisine ise sadece gülümsemekle yetindim.

Hükümetin eğitimde memleketi getirdiği acınası hali konuşacağına, okuma yazması olmayanları bile gülümsetecek bir öneri ortaya attı ve Üniversite giriş sınavlarının tamamen kaldırılmasını istedi.

Herhalde Sayın Bahçeli bilmiyor, ama danışmanları da mı bilmiyor.

Güzel ülkemde, her yıl üniversitenin kapısında 2 milyon genç birikiyor.

Sınav sistemi ile 250 bin dolayındaki bölümü, üniversitelere girme imkanı buluyor.

Kalanlar ise umutlarını bir başka sınav dönemine bırakıp kapıdan geri dönüyor.

Hadi kaldırdınız üniversiteye giriş sınavlarını diyelim.

Nedede eğitim vereceksiniz 2 milyon gence?

Bu mantıkla bakacak olursak meseleye, liseye geçiş sınavına da gerek yok.

Hatta okullara da gerek yok.

Neyse şaka yapmıştır herhalde diyelim ve bir yerel konu ile bu güne nokta koyalım..

Salı gazetelerinden birinde bir haber.

Talas Amerikan Koleji olarak uzun yıllar hizmet veren, daha sonra Gençlik Spor Bakanlığı’na bağlı Sporcu Eğitim Merkezi’ne dönüştürülen ve uzun yıllar, bireysel spor takımlarının kamp yaptığı  tarihi yapının bir derneğe kiralandığına ilişkindi haber.

Haberin doğru olmadığını, haberi yapan gazeteden dün öğrendim.

Ama bu bina öyle bir derneğe verilecek kadar değersiz bir yapı değil.

Dün akşam saatlerinde de Sayın Mustafa Çelik, bu tarihi binada bir toplantı yapıp çalışmalar ve bundan sonrası ile ilgili bilgi verdi.

Ama yazımı sabahtan yazdığım için konuyu bir kez daha ele alma sözü verelim ve bu yapının gençliğin, kültürün ve sporun kullanımında kalması temennisiyle bu güne nokta koyalım.

Yazarın Diğer Yazıları