Ahmet ZORLU

REZALETİN İNŞAAT HALİ..

Ahmet ZORLU

15 Temmuz'dan bu yana ikiyüzlülükleri ile ön plana çıkmaya çalışan ve 'Yavuz Hırsız' rolüne soyunanlara yönelik yazdığım yazıların en yakın takipçisiydi.

Her yazı sonrası arar, yazıdaki gerçeklik payı için teşekkür eder, sonra da "Bu çember benzetmeni çok tuttum. Gerçekten Fetö soruşturmasını yürütenler nedense halkanın içine girmiyor. Kenarda, köşedekileri topluyor" diyordu.

Dün sabah erken saatlerde aradı ve "Gördün mü, bu gün polis tarafından toplanmaya başlananların listesini?" diye sordu.

Ben de listeyi incelediğimi, iki kişi dışında tanınmış isim göremediğimi söyleyince teklifini getirdi;

"İki saatin varsa gelip alayım, Kayseri'yi bir turlayalım" dedi.

Kabul ettim, gelip aldı ve Yıldırımbeyazıt Bölgesinden başladık turumuza. Gösterdiği binalarla inşaatların büyük bölümünün aynı fırmaya ait olduğunu hayretler içinde gördüm. Sonra eski Melikşah Üniversitesi'ne ait yurtları gösterdi. Anlı Şanlı isimler için evlatları tarafından yaptırılan yurtları. Sonra İldem istikametine gittik, Hürriyet ve Hacılar Yolu çevresinde devam eden inşaatlarla turumuzu tamamladık.

Edindiğim gözlem, Kayseri Merkezde Melikgazi, Kocasinan ve Talas'ta 3 firma memleketin bu bölümlerini parsellemiş.

Ne ilginçtir, ikisi hakkında Fetö'den işlem yürütülüyor. Biri hakkında da iddialar diz boyu.

İnşaat sektörü ile de yakından ilgili olan bu AKP Yönetim Kurulu üyesi, daha sonra cebinden bir liste çıkardı ve sorusunu sordu..

"Kayseri Polisinin belediyelere yönelik yaptığı operasyonda gözaltına alınanlar. Sana da ilginç gelmiyor mu, bu isimlerin içerisinde bir tane İmar Daire Başkanı, bir tane İmar Müdürünün olmaması. Eğer, paralel oldukları tescilli bu firmalara bunca imar iznini, bunca 18 uygulama iznini itfaiye çalışanı ya da zabıta memuru verdiyse mesele yok. Ama Kayseri'de büyük bir oyun oynanıyor. Partimizin üst kademesinde yer alanların bitamamı, birer yapının elinden tutmuş. Eski bakanın deyimi ile hepsi birer kurum yöneticisinin önüne yatmış ve adaletin işini yapmasına engel oluyorlar. Mustafa Elitaş, Mehmet Özhaseki, Yaşar Karayel, İsmail Tamer öncelikle himaye ettikleri isimlerin arkasından kendilerini çekmeli, savcılara 'Nereye kadar gidiyorsa' demelidir. Bacanaklar, Kuzenler, Kayınbiraderler, yeğenler, kirli iş ortakları adeta birbirine kol kanat geriyorlar. Size söyleyeyim, bir kaç güne kalmaz belki bir-iki ilçe başkanı,  bunun yanında bir belediye başkanı görevden alınacak ve bu büyük soruşturma bununla kapatılacak. Ama ben diyorum ki, Kayseri  Türkiye'nin Pensilvanyası. Sadece benim partimin yönetim kademelerine kadar yükselmiş isimlerin yarısı doğrudan veya dolaylı olarak bu hain yapı ile bağlantılı. Bir örnek vereyim. İl Eski Başkanı Ömer Dengiz tutuklu. Peki onunla partiyi yönetenlerin bu süreçte hiç mi günahları yoktu. Dengiz'den gayrı ikinci bir adama dokunuldu mu? Mustafa Elitaş ile Yaşar Karayel'in Ticaret Odası, bazı Sanayiciler ve Şeker Yönetimi ile bağlantılarını sağır sultan bile duydu. Cumhurbaşkanının, en yakınındaki İçişleri Bakanını bile görevden alacak kadar ciddiyetle yürüttüğü bu süreçte Elitaş'ın, Karayel'in himayeci girişimlerine neden sessiz kalınıyor. Bütün bunları parti içinde dile getirdiğimde ise hain ilan ediliyorum. Zira hepsinin ilişkileri var. Birbirinden vazgeçemiyorlar. Kayseri'de AKP il ve ilçe yönetimleri acilen feshedilmeli, yeniden yapılandırılmalıdır. Yoksa bir-iki kişinin görevden alınması ile bu hastalıklı yapının Kayseri'den kazınması mümkün değildir.."

Sadece dinledim. Yazılmamak kaydıyla anlattıklarını da bir kenara not ettim.

Gerçekten partiyi, partiyi olduğu kadar Kayseri'deki akrabalık ve iş ilişkilerini çok yakından tanıyan bu ismin anlattıklarından sonra ben de aynı kanaate vardım.

Kayseri'de siyasi manada operasyonculuk oyunu oynanıyor.

Kullanılmış insanlar toplanıp toplanıp sorgulanıyor.

Ama maşayı tutan eller ortada dolaşmaya devam ediyor.

Anladığım kadarıyla Parti İl Yönetiminin de bir çaresizliği var.

İl Yöneticileri birbirine, belediye yöneticileri il yöneticilerine, il yöneticileri belediye başkanlarına, il yöneticileri ilçe başkanlarına, ilçe yönetimleri il yönetimine şüpheyle bakıyor.

Hangi Milletvekilinin kimin yanında, hangi bakanın kimi himaye ettiği belli değil.

Bu yüzden de soruşturma makamlarına karşı AKP Cephesinden topyekün bir savunma stratejisi izleniyor.

Zira Şeyh Edebali'nin dediği gibi;

"Kahpe içerdeyse, kapı kilit tutmaz oğul"

Kim fetocü, kim fetöcünün yakını ve ortağı belli değil.

Yazarın Diğer Yazıları