PAZARLIK
Ahmet ZORLU
Pazar yazısı, pazartesi okumasına uymaz.
Hafta sonunun ruh hali ayrıdır; hafta başının ayrı...
Pazartesi herkesin daha önemli konuları vardır, okuyacak, konuşacak:
Yola çıkılacaktır, okul başlayacaktır, kurul toplanacaktır, borsa açılacaktır.
Rehavetin kucağında yazılmış mahmur satırlar, resmiyetin telaşına, ciddiyetin çatık kaşına uymaz; sırıtır, kaybolur.
Çünkü, "Sen dün bambaşka bir insandın" diye fısıldar o yazılar...
Üstüne üstlük "Hangi halini daha çok seviyorsun?" diye sorar:
"Dün sere serpe gülümseyen o miskin serseriyi mi; bugün asık suratla çalışan gergin tiryakiyi mi?"
Pazar, insanı hatırlatır insana; işkoliklerin hızını keser.
Oysa gazetede pazartesi çıkacak yazıyı pazardan yazarız biz...
Hayta bir Bahar güneşi uyandırmıştır bedenimizi;
Kuşlar "Kalk hadi" diye çığlık çığlığadır, Kuşları, Martıları, karabatakları yazmak isteriz.
Leylak ağaçları mavi benekli dallarını toprağa uzatmış "Gel de kokla" diye çağırır; Radyoda kanun, ut, klarnet eşliğinde billur bir ses "Sarhoşum sarhoş" diye Akdeniz şarkıları mırıldanır.
Sabah Çayı buğuludur, kahvaltı sofrası leziz.
Kahvaltı sonrası gazeteleri açtığınızda bile, insan ön plandadır. Sanata, kültüre, edebiyata çok daha fazla sayfa ayrılmıştır.
O meyveyi, o besteyi, o lezzeti anlatmak isteriz.
Bahar güneşi, bir başka farklı gülümser semada...
Mümkün olduğunca, zoru düşünmekten kaçınmak istersin..
Daha iyimser, daha pozitif yaklaşmaya çalışırsın her gelişmeye.
Heyhat, pazartesi aklından çıkmaz bir türlü..
Kahvenden bir yudum alınca film şeridi harekete geçer.
Önce kendini konumunu, sonra yaşananları, sonra geleceği düşünüverirsin.
Sihir bozulmuştur işte o an, 'Mutsuz insanların hayat sürdüğü, mutsuz ülkenin bir ferdi, bir düşüneni olduğunu hatırlarsın, güzellikler aleminden uyanıverirsin..
İster istemez elin gider, ciddi ekonomi gazetelerinin sayfalarına.
Verileri incelersin, hepsi insanın olumsuz durumunu daha da olumsuza götüren rakamlar, tahminler.
Yarını düşünürsün, umudun olmasa bile.
Çocukları düşünürsün, onlara iyi bir gelecek hazırlamak için görev ve yetki verdiklerinin, çocukların geleceği için hazırlamaya devam ettikleri korku tünellerini..
Kaman gelirverir aklına.
45 masum çocuk, 45 aile, 45 dram, karartılan 45 gelecek..
Sonra yaşanan şaşalı hayatları düşünmeden edemezsin.
Hayatı, yaşanan tüm olumsuzluklara, tüm karamsarlığa rağmen toz bembe kalemlerle yazmaya gayret gösteren zavallıları..
Aziz Nesin'in tarifinde yer bulan zübüklerin her köşe başını tuttuklarını hatırlayıverirsin birden..
Kahveni bile bitiremezsin.
Kendini ikna etmeye çalışırsın; 'Her şey güzel olacak' diye ama nafile.
Zira düşünen, geleceği görebilen bir yetiye sahipsin ve karamsar yanın ağır basar.
Kahven soğumuş, kül tablasındaki sigara atıkları tablaya sığmaz olmuştur.
Sen pazartesini, pazardan yaşamaya başlamışsın artık.
Gelecekle ilgili kaygılar, karamsarlıklar günün kalan bölümünü kontrol altına almıştır bile.
Güzel şeyler düşünmeye çalışırsın..
Karamsarlığı bir günlüğüne de olsa göndermeye kararlısın..
Kendini şehir dışına atmaya karar verirsin.
Doğadan gelen haykırışla teselli bulmaya gayret edersin;
"Sen de, gündelik dertlerin de geçicisiniz. Oysa neler gördük biz" diye haykırır sanki.
Bu sesten etkileniriz.
Bahar güneşinden, görmüş geçirmişliğin bilgeliğinden, dünyevi hırsların nafileliğinden söz etmek istersin.
Lakin uymaz pazar yazısı, pazartesi tasasına...
Pazartesi, her hafta başı kutlanan işkolikler bayramıdır; yola çıkılacak, okul başlayacak, kurul toplanacak, borsa açılacaktır.
Pazar halimiz, azar azar unutulacaktır.
Gemlenecektir içimizdeki hercai çocuk; Pazartesinin maskesi takılacak, kaşlar çatılacaktır.
Gel gör ki her yazar, pazartesi yazısını pazardan yazar.
Ve pazartesi sabahı, pazardan kalma bir yazı, baharı anımsatan bir yaz güneşi gibi kanına girer insanın...
Issız göller üzerinde keyifle uçuşan karabataklardan, "Sarhoşum sarhoş" diye şarkı söyleyen billur sesli kadınlardan, gündelik dertleri küçümseyen dağlardan, topraklardan haber verir.
Sana, dünkü seni hatırlatır.
Ve sorar hınzırca:
"Pazar ki de sendin, bugünkü de sen... Hangi halini daha çok seviyorsun?"
Diye soruverir..