PARMAK SALLANACAK ÜLKE.
Ahmet ZORLU
Uluslar arası ilişkilerde karşılıklılık ilkesi vardır.
Durduk yerde birine tokat atarsanız, karşılığında gelecek yumruğa hazırlıklı olmalısınız.
Türkiye Almanya ilişkileri 1930’lu yıllardan bu yana en kritik sürecini yaşıyor.
Bardağı taşıran damla ise, Büyükada’da bazı aktivistlerin, örgütsel faaliyet suçlaması ile yakalanması ve ardından bazılarının tutuklanması..
Öğreniyoruz ki, Almanya’da görev yapan ve Türkiye’de tutuklanan bir gazeteciyi hükümetin aklıevelleri, fetöden Almanya’ya sığınan 2 komutanla takas etmeye kalkışmışlar.
Herhalde Aktivistleri de Fetöcü yargı mensuplarının takasında kullanmayı planlamışlardır.
Bu yazıyı Cuma’dan yazıyorum.
Ve Cuma günü itibarıyle, Alman Hükümetinin gündeme getirdiği tutum yüzünden rezervasyon iptalleri başladı bile.
Rusya’dan gelen turist ambargosu ile büyük bir darbe yiyen turizm işletmeleri, Almanya’dan gelen beklenmedik rezervasyon iptalleri ile ne yapacağını bilemez durumda.
İkinci önemli mesele, yine Almanya’nın Türkiye ile ortak yürüttüğü savunma projelerini dondurmaya yönelik kararları.
Ve en önemlisi, Türkiye ile iş yapan ekonomik çevrelere yönelik uyarısı..
Bunları üst üste koyduğumuzda ve yeni gelecek yaptırımları dikkate aldığımızda ikinci bir Rusya Vak’ası ile karşı karşıya olduğumuzu söylemek mümkün.
AKP’li belediye başkanı ve il valilerinin Almanya’ya karşı başlatılacak ekonomik önlemler çerçevesinde bitamamını Alman Malı makam otolarını derhal Hurdasan’a teslim etmelerini öneririm.
Espri bir yana, Türkiye bu işten yine zararlı çıkacak ülke.
Ne diyor Sayın Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın;
“Türkiye parmak sallanacak, istikamet gösterilecek bir ülke değildir..”
Yüzde yüz katılıyorum.
Ama hiçbir ülke parmak sallanacak, istikamet gösterilecek ülke değildir.
Siz Almanya’ya ‘Eyyyy Almanya’ diye efelenirken olabilecekleri düşünmediniz mi?
Mısır’a Rabia işareti ile efelenirken, olası gelişmeleri hesaplamadınız mı?
Esad’ı Esedleştirirken, başınıza bela olacağını öngörmediniz mi?
Katar’a arka çıkarken, Suudilerle papaz olabileceğinizi düşünmediniz mi?
Hollanda’ya efelenirken. Avustarya’ya dayılanırken onlar parmak sallanacak ülkeler, istikamet çizilecek ülkeler miydi size göre?
Şunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim..
Türk Dış Politikası, Cumhuriyetten bu yana en ilkesiz, en öngörüsüz dönemini yaşıyor.
Neredeyse haftada bir, gözümüze kestirdiğimiz bir ülkenin bileğine yapışıyor ve bükmeye kalkışıyoruz.
Bükemediğimiz zaman da ne mi yapıyoruz?
Şapur-şupur öpüp o bileği, af diliyoruz..
Örnek mi, İsrail, örnek mi Rusya..
Avrupa Parlamentosunun aldığı kararlar sonrası Dışişleri Bakanımız ve Başbakanımız, Türkiye’nin önünde aternatifler bulunduğunu, Avrupa Birliği olmazsa başka yapılarda yer alabileceklerini söylemişti.
Katar Emiri dışında Türkiye için çaba sergileyecek ikinci bir ülke ve ikinci bir lider söyleyebilir misiniz.
Onlar da daha Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni bile tanımıyor, Rumlarla ortak doğalgaz arama çalışmaları yürütüyorlar.
Fotoğrafın geneline baktığımızda söyleyebileceğimizin özeti;
Dış politikada battınız, çuvalladınız.
Günlük söylemlerle yürütmeye çalıştığınız, uluslar arası hatalarınızın faturasını ise millet olarak biz çekiyoruz..
Korkarım, hariciyede küçümsediğiniz, monşerler diye aşağıladığınız insanları yakında göreve çağırmak zorunda kalacaksınız.
Zira dünyada dost bırakmadınız..
Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ilkesini, Yurtta Kavga, Cihanla kavgaya dönüştürdünüz..