PARÇALA, BÖL, YÖNET..
Ahmet ZORLU
Hafta sonu CHP’de etkili bir isim ile sohbet ettik. Birden bire alevlenen parti içi huzursuzluk, yaşanan gelişmelerle ilgili görüşlerini dinledim.
Söze, “Ne büyük partiyiz. Dışardakiler ve içerdekiler yıllardır silkeliyor, ama buna rağmen yıkamadı..” dedi.
Gerçekten yakın siyasi tarihe baktığımızda, bu referandum sürecinde CHP ilk kez toplumun yarısını bir görüş etrafında birleştirmeyi başardı.
Elbette ilave faktörler var ama referandum sürecinin en büyük mimarı CHP’dir.. 2 Aylık süre içerisinde önce ülkem, milletim ve demokrasi dedi, halk yığınlarının dikkatini bu üç temel noktada birleştirmeyi başardı.
Sürece Sayın Deniz Baykal, Sayın Muharrem ince ve hatta Parti Meclisi Üyelerinin tamamının büyük katkısı yadsınamaz.
Şöyle bir hatırlayın, CHP’nin alternatif hale gelmeye başlaması sürecinde neler yaşandığını. Kılıçdaroğlu’nun önüne mermimi atmadılar, Karadeniz dağlarının ortasında pusu mu kurmadılar, saldırı mı düzenlemediler, meydan mitinglerinde “Ey Kılıçdaroğlu” diye mi azarlamadılar.
Ama 16 Nisan sonrası görünmez bir el giriverdi Ana Muhalefet Partisi’nden içeri..
Parti ve Hayırcı Cephe hala sonuçları hukuksal geçerlilik açısından tartışırken, Deniz Baykal 2019 seçimlerinde Abdullah Gül’ün başkan adayı olabileceğini ilan etti.
Muharrem İnce, Baykal’dan aldığı gaza ayak uydurarak partinin olağanüstü kurultaya götürülmesini istedi.
ABD Büyükelçisi ile oturup konuştuğu iddia edilen ve olası kurultayda CHP’ye başkan adayı olacağı bildirilen Selin Sayek Böke, önce sine-i millet dedi, bunun anlamsızlığı gündeme ettirilince de birden bire partideki görevlerinden istifasını açıkladı.
Yani CHP 15 gün içinde kırkyama haline geldi.
16 Nisan sonrası en sağlıklı çizgi izleyen isim ise Meral Akşener oldu. Hala Kılıçdaroğlu gibi o da referandum sonuçlarının şaibeli olduğunu, 2019’u konuşmanın referandum sonuçlarını kabullenmek anlamına geleceğini haykırıyor.
Referandum sonuçlarının bize gösterdiği gerçek, Hayır Cephesinin kaygısı siyasetten çok Cumhuriyet olduğunu gösteriyor. Demokrasi olduğunu gösteriyor.
Ve 2019 seçimlerine, Hayır ittifakının üzerinde hemfikir olacağı bir isimle gidilmesi durumunda başarının kaçınılmaz olacağı ortada.
Yani parti içi sorunları gündeme taşımanın ne yeri ne de zamanı.
Eğer bu ortak kaygı üzerinden yürünürse de başarı kaçınılmazdır.
O zaman insanın aklına, bazı güçlerin CHP içerisindeki dinamiklerini harekete geçirdiği gerçeği geliyor.
Zira Türkiye’nin önünde demokrasiyi ortadan kaldıracak devasa bir tehlike dururken, Saadet Partilisi, MHP’lisi, CHP’lisi, Sosyalisti ve beklide komünisti ülkenin geleceğinin tehlikede olduğu gerçeğinden hareket ederek birleşirken, birilerinin hizip çıkarması başka şekilde izah edilemez.
Türkiye’de bölünmüşlük algısı her yerimize sinmişken, CHP’de krize neden olan isimlerin milletin gözünde bence hiç mi hiçbir önemi yoktur.
Evet Kemal Kılıçdaroğlu’nun da hataları yanlışları vardır, olmuştur.
Ama hiç kimse referandum sürecini hatalı yönettiğini söyleyemez.
Yapılması gereken, Hayır Cephesinin üzerinde mutabık kalacağı bir ismin şimdiden belirlenmesi ve onun çevresinde parti farkı gözetilmeksizin birleşmenin sağlanmasıdır.
Lokal muhalefet yerine, ülkenin Beka Sorununu ön planda tutacak milli bir anlayış geliştirilmelidir.
Ve bu anlayışa, kendi ikbali için bakan hiç ama hiç kimse oluşuma dahil edilmemelidir.
Türkiye’nin Demokrasi sorunu vardır.
Türkiye’nin Cumhuriyet sorunu vardır.
Türkiye’nin Üniter yapı sorunu vardır.
Türkiye’nin ekonomik sorunları içinden çıkılmaz haldedir.
Ve bana göre tek çözüm, kavgada, ayrışmada değil, birlik içinde sorunlara sahip çıkmaktan geçmektedir.
CENAZE CAMİİ KEBİR’DE.
11. Cumhurbaşkanımız, hemşehrimiz Sayın Abdullah Gül’ün acısı, iktidarı, muhalefeti Kayseri’de bir araya getirdi.
Ecel, insanların erteleyemedikleri, yok edemedikleri ilahi bir takdirdir.
Her canlı er veya geç bu süreci tadacaktır.
Önemli olan, öldükten sonra insanların arkasından, “İyi bir insandı” dedirtebilmesidir.
Ahmet Hamdi Gül, bunu başardı.
Üç günlük dünya için fırıldak olmadı, bazıları gibi.
Ahmet Hamdi Gül’e Rahmet, Gül Ailesi ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.