ÖZELEŞTİRİ..
Ahmet ZORLU
Basında sansürün kaldırılışının yıldönümüydü dün.
O nedenle mesleki anlamda bir özeleştiri, mesleğin bir özeleştirisini yapmayı uygun buldum..
Sevgili dostlar;
Bize büyüklerimiz gazetecilik mesleğini öğretirken, "Gazetecilik kişisel duygu ve düşüncelerinizi kitlelere empoze etme aracı değildir. Gazeteci görevini kamu adına yapar. Ülkenin, toplumun yararına olmayan konuların üzerine üzerine gider, sorunları kamuoyunun gözünün önüne getirir ve çözümü konusunda çaba sarfeder. İkiyüzlü anlayışlarla her ortamda mücadele eder, hasbelkader bir yerlere gelmiş zübüklerin gerçek yüzlerini deşifre eder" şeklinde özetlemişlerdir.
Demokrasilerde de Basın-Yayın, Yasama, Yürütme ve Yargı'dan sonra 4. Kuvvet olarak yerini alır..
Gazeteci kendisi için değil, mesleğin etik çerçevesi içerisinde toplum için çalışır.
Bir aksaklığı, bir yolsuzluğu, hukuki olmayan bir durumu, vicdanları rencide edecek bir gelişmeyi, yöneticilerin yanlış uygulamalarını, yolsuzluğu, rüşveti, ahlaksızlığı kamu görevi çerçevesinde inceler, irdeler ve toplumla paylaşır.
Adliyelerde, basın savcıları vardır.
Evvelden bu savcılar, çıkan haberleri, yazıları didik didik eder, dile getirilenlerde hukuki açıdan dava konusu bulduğunda da davasını açardı.
Şimdi basın savcıları malesef, gazetecilerin etik kurallar içerisinde çalışıp çalışmadıklarını denetler hale geldiler.
Zira, gerek ulusal düzeyde yayın yapan basın-yayın kurumlarındaki gazeteciler, gerekse yerel boyutunun kahır ekseriyeti, 'Ben daha yalakayım' yarışına girdiler.
Eskiden, 'Basın hürdür, sansür edilemez' ilkesi varken şimdi medya yapılanmasına baktığımızda, "Havuz Medyası", "Yandaş Medya", "Bağımsız Medya" ve "Muhalif Medya" diye bir kaç parçaya ayrıldığını hüzün içinde seyrediyoruz..
Oysa dedik ya yukarda, "Gazeteciliğin evrensel doğruları" ABD'de ne ise, Pakistan'da ne ise, Türkiye'de de odur..
Bu genel tanımlardan sonra sözü Kayseri'ye getirmek istiyorum..
Malesef Kayserimizde bu mesleği o hale getirdiler de, bazı kalemlerin 'Ben iktidara daha yakınım, sen sonradan gelmesin' ya da "Ben kurulduğu günden bu yana Ak Partiliyim, sen ise AKP'lisin" kavgasını ibretle izliyoruz.
Bu günlerde bu kavgaya, 'Sen cemaatin adamısın, ben reisin adamıyım' kavgası da eklendi ki, seyretmeye doyamıyoruz bu seviyesizliğin sahnelenmiş halini..
Kabul edilsin veya edilmesin, mevcut iktidar ve bir zamanlar ortaklığını yaptığı, adına eskiden Hizmet Hareketi, sonra Cemaat, sonra Paralel Yapı ve şimdi de Fetö Terör Örgütü denilen yapı yeni icatlarla çıktı karşımıza. Kurdukları gazete ve televizyon kurumlarında çalıştırdıkları yarım akıllılara bol para vererek sağa sola saldırmanın inceliklerini öğrettiler.
Çok değil 4-5 yıl önce bu paralel medyasının Şerefli Türk Subayları için uydurdukları ve ciddi haber olarak servise sundukları iftiraların benzerini şimdi havuz medyası onların yandaşları için üretiyor.
Demokrasi, insan hakları, evrensel gazetecilik, hak ve hürriyetlerin savunulması, Savaşa, teröre karşı kararlı duruş, din ve vicdan hürriyetini savunma, açlık ve sefaletle olduğu gibi cehaletle mücadele, basın ahlakı, basın etiği gibi gazetecilerin ve gazeteciliğin ortak değerleri ile ise günümüzde gülünüp geçilen safsata olarak nitelendiriliyor.
Kurulan gazeteci borsasında, mesleki hisse senetleri en fazla getiri yapan unsurlar haline geldi. Zira medya pazarında satılık tabelası taşıyan bazı kalemler yatırım yapılması gerekli değerler olarak görülüyor.
Yalakalık, soytarılık, çamur atma yarışı, ikiyüzlülük, ahlaki kirlilik zirvede.
Böylesi bir ortamda, yandaş ve karşıt cephe yerine, mesleğinin evrensel doğrularını tercih eden bu yüzden de bedel ödeyen, bedel ödemeye devam eden, belki de bu yüzden 'İşsiz gazeteci' olarak gelecek güzel günleri bekleyen dürüst, namuslu, ahlak ve erdem timsali meslektaşlarımın altında öpüyorum.
İşte böyle bir dönemde kutladık Basından Sansürün Kaldırılışının Yıldönümünü.
Kayseri Gazeteciler Cemiyeti başta olmak üzere, gazetecilerin meslek örgütlerinin tamamından tek dileğimdir.
Lütfen, sandalyeyi korumak için parmak hesabını bir kenara bırakın, bu mesleğin olması gereken konuma gelmesi noktasında tarafsızlık konusunda ilk adımı siz atın. Mesela, darbe girişimi ile ülkemizi kaosa sürükleyen yapının, kamudaki uzantıları tasfiye edilirken, siz de bu yapının tetikçiliğini yapan isimleri vakit geçirmeden disiplin kuruluna sevkedin ve cemiyetten ihraçları için ilk adımı atın.
İktidar Partisi'nin MKYK Üyesinin Kayseri Gazeteciler Cemiyeti için kullandığı tanım benim yüreğimi sızlattı. Kararlı bir duruş, kararlı bir çıkış bekledim ama tepki bile vermediniz.
Sizi üzmedi mi, bu paylaşım.
Yoksa görmediniz mi?