ORTAYA KARIŞIK..
Ahmet ZORLU
Siyasette o kadar hızlı gelişmeler yaşanıyor ki, her konuya bir köşe yazmaya kalkışsak, gündemden koparız..
Ben de bu gün ortaya karışık bir siyasi değerlendirme yapmak istiyorum.
Birincisi, Mustafa Elitaş’ın, “İyi Parti’deki arkadaşlar da gelecek seçimlere hazırlansın” diyerek yaptığı çıkış başını çok ağrıtıyor. Bakmayın dışarı sızmıyor ama AKP Kurmayları, “YSK’nın vereceği kararı önceden sızdırarak, İyi Parti’nin önündeki engellerin kaldırılmasına Elitaş vesile oldu. Siyasette kuraldır. Erken öten horozun başı kesilmelidir” diyerek Elitaş’ın liste dışı bırakılması yolunda tavır koydukları iddia ediliyor.
Son günlerde adı en çok gündeme gelen Sayın Abdullah Gül’ün, muhalefet tarafından ortak aday olarak çıkarılması formulü maalesef ters tepti. CHP’lilerin bitamamı, yeni bir Ekmeleddin Vakasına izin vermeyeceklerini dillendirirken, biraz da Sayın Gül’e haksızlık ediliyor gibi geldi bana. Zira Sayın Gül, Cumhurbaşkanı makamında iken bile “Yetkilerim çok fazla. Cumhurbaşkanı sembolik bir kurum olmalı. İcraat hükümetin sorumluluğunda bulunmalıdır” görüşleri ile bilinen bir isim. Yani yetkilerinin artırılması için değil, makamın yetkilerinin azaltılması için çaba sergilemiş bir Cumhurbaşkanıdır. Sayın Gül’ün yüzü de hiçbir zaman Ortadoğu karanlığına dönük olmamıştır. Türkiye’nin Demokratik Modern Dünya’da yer alması gerektiğini savunmuştur. Keşke makamda iken, antidemokratik uygulamalar başta olmak üzere, ülkeyi geriye götüren düzenlemelere daha etkili karşı çıkıp bazılarını da engelleseydi. Her şeye rağmen, ortak aday olarak çıkarılması fikrinin de tutmayacağının bilinmesini istiyorum.
Sayın Cumhurbaşkanı, karalanmış bir kağıt gibi buruşturup çöpe attığı siyasileri tek tek saraya çağırmaya başladı. Bülent Arınç gitti. Ahmet Davutoğlu gitti. Yarın bir gün Abdüllatif Şener ve Abdullah Gül’ü de davet ederse kimse şaşırmasın. Unutmadan, Melih Gökçek, Kadir Topbaş gibi isimlerin de milletvekili aday listelerinde yer alması ihtimali bile konuşuluyor. Ayrıca daha düne kadar iktidar kayığının kıçında da olsa yolculuk etmek için çaba sergileyen Büyük Birlik Partisi’nin, kayığa alınmak yerine kayıktan indirildikten sonra, yeniden kapısının çalınması da, iktidarın ruh halinin ne kadar sıkıntılı olduğunu gösteriyor. Bu durum, ‘Denize düşen yılana sarılır” ilkesini hatırlattı bana..
Çatı aday, ortak aday gibi formüllerin konuşulduğu bir dönemde, Cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefet blokunun tek aday çevresinde mi, çok adaylı mı seçime gireceği tartışmalarına gelince, bu seçim bana göre, laik, demokratik, parlamenter sistemin ve hukuk devleti ilkelerinin geçerli olup olmayacağı ile tek adam rejimi arasında milletimizin tercih yapacağı bir seçim olacağından, muhalefet blokunun yanlış yapmaması gerekir. Bana göre ilk tura her parti kendi adayı ile gitmeli, ikinci tura kalan aday ise tarışılmaksızın muhalefet blokunun oyunu alacak bir yapıya sahip olmalıdır.
Seçimin sonuçlarının muhalefetin zaferi ile ile sonuçlanması halinde, geçmişe sünger çekmek yerine, yapanın yanına kalmayacak hukuki girişimler de vakit geçirilmeden yapılmalıdır. Ayakkabı kutuları, para kasaları, para sayma makinaları, faiziyle iade edilen rüşver paraları, ‘bakara makara’ alaycılığı, kumpaslar tek tek yeniden gündeme getirilerek, sorumluların hesap vermesi sağlanmalıdır.
Daha önce de yazmıştım. Seçime birkaç gün kala, Fetullah Gülen veya sağ kolu Adil Öksüz’ün uçak merdivenlerinde kelepçeli bir fotosu servise konulursa, körü körüne bu durumu alkışlamak yerine kendinize bir soru sorun. “Bu ihanet yapılanmasının güzel ülkemi parsellemesine hangi hükümetler zemin hazırladı. ‘Türkiye bağırsaklarını temizliyor’ diyerek bu ihanet şebekesine devletin tüm imkanlarını kimler sundu. Devletin Mahremi Kozmik Odaya girmelerine ve devletin tüm mahrem bilgilerini çalmalarına kimler vesile oldu. Bu ihanet yapılanması ile mücadele eden şerefli bürokratlar, ordu komutanları ve onurlu polis teşkilatı hangi iktidar döneminde kıyıma uğratıldı.” Sonra da yine alkışlayacaksanız alkışlayın bu fotoğrafı.
Gelelim Kayseri’ye..
Kayseri’de kimlerin aday olacağı tartışılıyor.
Tüm siyasi partilere tavsiyemdir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni tatil köyü gibi gören isimlerden uzak durun. Miletten aldığı yetki ile elde ettiği ayrıcalıkları Pensilvanya, Menzilvanya, Nurzinvanya, Cübbelizilvanya gibi gerici-yobaz yapılanmalar için kullanan ve kullanacak isimleri sakın önümüze getirmeyin. Bu kentin ufkunu daraltan, temel altyapı hizmetleri yerine makyajla idare eden yerel ve genel siyasetçilerle de gelmeyin karşımıza. Bu kent için Vizyon Projeleri ve hedefleri olan, genç, dinamik isimlerle gelin ki, biz de oyumuzu gönül rahatlığı ile kullanalım. Sandığı kendi ikbali için elzem görenlerden gına geldi. Bu milletin ikbali ve istikbali için gerekirse, liderine bile ‘ama’ diyebilecek isimlere ihtiyacımız vardır ve oyumuzu da partisine bakmaksızın böylesi isimler için kullanacağız.
Malum bu günlerde aramızda, yüzündeki maskeyi değiştirerek dolaşan o kadar çok Fetö eskisi, menzil elçisi dolaşıyor ki, eğer bunlara listelere yer verilirse, geçmişte yapılan kapı kullukları tek tek olaylarla, uygulamalarla gündeme gelecektir.
Tarikat ehli olan değil, ülkeye, millete ve kente hizmeti kendine tarikat edinmiş isimlere fırsat verin, imkan verin.
Ve son uyarım da, havuz çamuruna bulanan zavallılara olacaktır.
“Yıllardır sizin attığınız pisliklerle, dedikodularla, iktidar erkinin verdiği mesajları patronlarınıza taşıyarak, içeri girmiş, her gün yargıya suçsuz yere hesap veren, işinden edilmiş, onurlu haysiyetli insanların ahını aldınız. Yaptıklarınızın size yapılmasına asla izin vermeyecek, ama onursuzluk yaftasını da boynunuza törenle asacağız. Bunun böyle bilinmesini isterim.”