Ahmet ZORLU

ORTASI YOK MU BUNUN..

Ahmet ZORLU

Toplum olarak kamplaştık, kutuplaştık.

Yaşananlara ya ak, ya kara diyeceksiniz.

Ama, 'Bu tonlar dışında yeşili var, mavisi var, kırmızısı, sarısı var ve hatta ak ile karanın harmanlanması sonucu ortaya çıkan grisi var" demeye görün.

Yafta hazır.

Vatan Haini, satılmış,  fetönün adamı, Amerikan ajanı, Putinci, Işidci, yaftanı seç..

Oysa bu günlerde toplum olarak, ülke olarak, millet olarak farklı renkleri keşfetmemiz o kadar önemli ki..

Bakınız, meslekleri dışında bu güne kadar bir özel çabanın içinde olmayan 2 meslektaşımızı daha önceki gece cezaevine gönderdik.

Bırakın havuz medyasını, yandaş kalemleri sosyal demokrat patentli insanlar bile 'Mustafa Filmini unutmadık' türünden paylaşımlar yaparak, yazılar yazarak, ekranlarda boy göstererek hakaret ediyorlar Can Dündar'a, Erdem Gül'e..

Oysa bu tür gelişmeleri değerlendirirken, ülkedeki demokratik sistem, dünyadaki saygınlığımız, hukukun üstünlüğü gibi kıstasları dikkate almak ve ona göre yorum ve değerlendirme yapmak durumundayız.

Global bir dünyada yaşıyoruz ve sınırlar fiili olarak kalktı.

Bir kaç güne Sayın Başbakan Brüksel'de Avrupa Birliği ile masaya oturacak.

Ben söyleyeyim önüne konulacak dosyalardan biri, medya kuruluşlarına yapılan baskı ve tutuklanan gazeteciler olacaktır. Zira demokratik sistemle yönetilen ülkelerin ve özellikle AB ülkelerinin Anayasası olarak kabul edeceğimiz Kopenhag Kriterleri var ve bu kriterler, bir gazetecinin haberlerinden, yazılarından dolayı hapse tıkılmasını şiddetle reddeder.

Sadece bu mu?

Güçlü bir ekonomi, güçlü bir demokrasinin şemsiyesi altında hayat bulur.

Önümüzdeki günlerde  ciddi ekonomik sorunlarla boğuşacağız. Yatırımcıyı teşvik, yabancı sermayeyi davet noktasında çalışmalar yapılıyor.

Türkiye'ye gelmeyi planlayan yabancı sermayenin ilk bakacağı nokta demokratik standartlarımız olacaktır.

Ama verdiğimiz görüntü, demokratik standartlarımızın ağır bir revizyona ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor.

Gelelim Rus Uçağı Meselesine..

Eğer 2012 yılında uçağınız başka bir ülkenin hava sahasını ihlal ettiği için düşürüldüğünde, ülkeyi yöneten biri olarak 'Kısa süreli sınır ihlalleri uçak düşürme nedeni olmamalı' dediyseniz,  Rus Uçağını  düşürdüğünüz gün bu sözlerinizi birileri hatırlatır ve nitekim hatırlattılar.

Ya da Yunan uçakları Türk Hava Sahasını, Türk uçakları Yunan Hava Sahasını her gün bir kaç kez ihlal ediyor, her hafta it dalaşı yapılıyor, buna rağmen ne yunan uçakları Türk uçaklarına, ne de Türk Uçakları Yunan uçaklarına ateş açmıyorsa, angajman kurallarınız da geçerliliğini yitirir.

Çıkmış, sözde ülkemin çıkarlarını savunduğunu söyleyen zat, 'Ne işi var Rusyanın Suriye'de?" diyor.

A be kardeşim, Suriye devleti Rus Askerini bizzat davet etmiştir.

Peki sana sorsalar, 'ABD'nin Suriye'de ne işi var, hadi var diyelim ABD uçaklarına sen neden topraklarını tahsis edip Suriyeyi bombalatıyorsun?" diye, ne cevap vereceksin.

Rusya ile Suriye topraklarında girilecek bir macera, bu ülkenin 100 yıllık kazanımlarını alıp götürür bu bir.

Rusya önümüzdeki dönemde, ülkemizi parçalamak için pusuda bekleyen bölücüleri silaha boğacak ve ülkemizi bu şekilde karıştıracaktır bu iki..

Yaşanan ve yaşanacak olan olumsuzlukların faturasını millet olarak biz ödüyoruz bu da üç.

O nedenle, içerde bir ve beraberlik göstermenin tam zamanıdır.

Sadece bu mu, ömrü cephede geçmiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Yurta Sulh, Cihanda Sulh' ilkesini yeniden Türk Dış Politikasının  olmazsa olmazı haline getirmek durumundayız.

Eğer biz 'Suriye'nin toprak bütünlüğünü', Suriye Politikamızın temeline oturtursak, buna ne ABD ne Rusya karşı çıkabilir.

Baksanıza, ABD'nin de, Rusya'nın da kara gücü olarak kullandığı unsurlar PYD'nin , PKK'nın silahlı unsurlarıdır.

Yarın Suriye'de ilan edecekleri Kuzey Kurdistan bizim sınır komşumuz olacaktır.

O zaman Irak'ın  ve Suriye'nin Kuzeyinde, BOP'un hedefi olan Büyük Kürdistan'ın yarısı kurulmuş olacak, sıra İran ve Türkiye'den alınacak topraklara gelecektir.

Bu biline biline, bir gün PYD'nin, bir gün ÖSO'nun, bir gün bir başka yasa dışı oluşumun yanında saf tutarak, destek vererek bir yere varamayız.

Sonuç;

Bu yazıdan sonra artık  Putinci'mi, Esedci mi, Fötö'cü mü  ilan edilirim bilmiyorum.

Ama, ben siyah diyenlerin de, beyaz diyenlerin de yanında değilim.

Israrla gri diyorum.

Ve güzel ülkemin ufuklarını saran gri bulutlara bir kez daha dikkat çekiyorum..

 

 

Yazarın Diğer Yazıları