Ahmet ZORLU

ÖNGÖRÜ..

Ahmet ZORLU

Yönetici, gazeteci, sanatçı öngörü sahibi olmalıdır.

Öngörü sahibi olmadığı zaman, yöneticiyse zikzaklar çizer, sanatçı ise iktidar yalakalığı yapmaktan sanat yapmaya vakit bulamaz, gazeteci ise dün yazdıklarını bu gün inkar etmek adına geçmişine dair izleri silme çabasına girer.

Aşağıdaki yazıyı, 4 Nisan 2013’te kaleme almışım.

Dün açılımın hatırına ‘Megri Megri’ diye anıran ve bu gün ‘Yaylalar Yaylalar’ söylemek zorunda kalanları ithaf ediyorum.

Zira o günlerde, Şivan Perver ile istismarın en acımazını sahneleyen o güruh, bu gün yaptıklarını, söylediklerini unutup, Hatay’ta Milliyetçiliği istismar ederken, biz Akil Adamlık uygulamasının nazıl hezimetle biteceğini o günden yazdık ve dediğimizde ne kadar haklı olduğumuzu görmenin buruk huzurunu yaşıyoruz;

İşte 4 Nisan 2013 Tarihli köşe yazım;

. . . .

Ülke 7 parça. Her parçadan 7 kişi.. Çarpı 49 eder.
Bu gün toplanıp, ülkemizde yaşanan terörün sonlandırılması için kafa yoracak, komisyonlar kuracak, il il gezip teröristlerin sınırlarımızı nasıl terk edeceklerini anlatacaklar.
İçlerinde kimler yok ki..
Mesela Hülya Avşar.
Şimdiye kadar, ülkemizin yeteneklerini seçiyordu Akil Kadın olarak. Sesi güzel olanları da tabii. Bunca yarışmada jüri olmuş, hepsinden yüzünün akıyla çıkmış biri, tabii ki akil adamlık rolünü de güzel oynayacaktır.
Hatırlayın, Yetenekleri seçerken, kaslı ve yakışıklı olanları yayında nasıl taciz ettiğini.
Artık dağdan da birkaç tanesini seçer. Kaslı ve yakışıklı olanlarını.
Benim anlayamadığım neden Hülya Avşar var da Hadise yok. Fazla dekolte giyindiğinden mi acaba.
Sonra Yılmaz Erdoğan’ı siz listeye dahil ediyorsunuz, Mustafa Topaloğlu yok.
Oysa Topaloğlu, çekilme sürecinde teröristlere uzaydan yer bile tahsis ederdi.
Ya da Kadir İnanır’ı koyuyorsunuz ve Cüneyt Arkın’ın günahı ne..
Hele hele İnsan Hakları Derneği ve Mazlumder’in başkanının da Akil Adam Listesi’nde bulunduğunu görünce gülmekten kendimi alamadım.
Bu güne kadar mazlumu zalime karşı savunduğunu sandığımız bu adamlar ve dernekler, gözü kanlı zalimlerin sağ salim sınırlarımızın dışına çıkmalarını koordine edecekler. Düşünebiliyor musunuz..
Bu işin hükümet yanı.
Bir de örgüt cephesi var ki, evlere şenlik.
Onlar ise, meclisteki uzantılarını konuşturarak yasal güvence istiyor, çekilme sürecinin Meclisten çıkacak bir yasayla hüküm altına alınması için bastırıyorlar.
Neden, böylece PKK Terör Örgütünün yasalarımızda yerini almasını sağlayacaklar.
Tamam beyler Akil Adamlarımız bu işin üstesinden geldi. Terör örgütü dağdan indirilerek, bir bölümüne belediyelerde iş verildi, azılıları ülke dışına çıktı diyelim.
Peki kent varoşlarında kümelenen ve her fırsatta sokağa dökülüp belediye otobüslerinde insanları diri diri yakanlar ne olacak.
Ya da Diyarbakır (pardon Amed) Meydanını doldurup, “Öcalan’a özgürlük, Kürdistan’a statü” diye bağıranlar.
Onları nereye süreceksiniz.
Onların ellerindeki kirli kanı nasıl temizleyecekler.
Bu akil adamların her birinin kucağına bu gün birer tane patlamaya hazır bomba konulacak.
Ve başarısız olunacağı kesin olan sürecin faturası bu Akil Adamlara kesilecek.
Denilecek ki, “Siz görevinizi yapamadınız. Bu insanları ikna edemediniz. Türk Milletini, olası teröristler için planlanan affa razı edemediniz. Buyrun faturanız.”
Neyse yine de biz ateşe körükle gitmeyelim.
Bakalım bu gün bu akil adamlara, Sayın Beşir Atalay ne gibi talimatlar verecek ve bu adamların kaç tanesi kendilerine verilen bu talimatları uygulayacak.
Ne demek Allah Aşkına, Anayasa ile Cumhuriyetle yönetilen bir ülkede Akil Adamlık.
Biz Akil olduklarına inandığımız 550 insanı Meclise göndermedik mi.
Yeni organlar türetmenin mantığını anlayamadım.
Anlayan varsa beri gelsin..

Yazarın Diğer Yazıları