Ahmet ZORLU

ÖNCELİKLERİMİZ VE ÖNCELİKLERİNİZ..

Ahmet ZORLU

Daha önceki yazılarımda vurgulamıştım.

'Türkiye'nin öncelikli sorunu listesinin ilk sırasında huzur, ikinci sırasında ise ekonomik sorunlar   yer alıyor. Ama yönetenlerin gündemi ise Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi' diye..

Sonra da sormuştum;

"Mevcut Anayasa terörle mücadelede elinizi mi bağlıyor. Aynı anayasa ekonominin düzlüğe çıkmamız için alacağınız önlemlere engel mi oluyor?" diye.

Bilimsel Ciddiyeti ile bildiğimiz, Kadir has Üniversitesi, 'Türkiye Sosyal/Siyasal Eğilim Araştırması' adı altında bir kamuoyu araştırması hazırladı.

Bu araştırmaya göre, Türkiye'nin öncelikli sorunu terördür diyenlerin oranı yüzde 39.3 ile ilk sırada yer alıyor. Oysa bu oran 2014 yılında sadece yüzde 13.9 idi.

Ekonomik gidişat ile ilgili soruya cevap verenlerin yüzde 53.2'si de karamsar. Bu oran da 2014 yılında 45.3 dolayındaydı. Ekonominin iyi olduğunu söyleyenlerin oranı da yüzde 5.3'te kaldı. Bu oran da 2014 yılındaki araştırmada 7.1'di.

Cumhurbaşkanının tarafsız olması gerektiği görüşünü beyan edenlerin oranı yüzde 75.4.. Demokratik parlamenter Sistemin devamını isteyenler yüzde 68.9, Başkanlık sistemine karşı çıkanların oranı da 68.9.

Başkanlık sistemine karşı çıkanların içerisinde de, 'Neden karşı çıkıyorsunuz?' diye ayrı bir soru yöneltildi. 68,9'un yüzde 32.2'si başkanlık sisteminin toplumsal kutuplaşmayı artıracağına inanıyor. Yüzde 27.1'i ise Başkanlık Sisteminin tem adamlığa yol açacağı görüşünde.Kalan yüzde 9 da farklı nedenlerle başkanlık sistemine karşı çıkıyor.

Ben Üniversitelerin, bu tür konularda daha aktif çalışmalar ortaya koyması gerektiği görüşünü savunanlardanım.

Zira, bu gün yaygın  medyaya baktığımızda, ülkenin içine girdiği girdaptan tek çıkış yolunun Başkanlık sistemi ve Yeni Anayasa olduğu görüşü hakim kılınmaya çalışılıyor.

Buna rağmen toplumun yüzde 75 gibi kahır ekseriyeti bu sisteme karşı.

Vatandaş diyor ki, 'Tamam yeni anayasa yapılsın. Ama yönetenler öncelik sıralamasına göre meclisi çalıştırmalı. Zira yeni anayasa terörü bitirecek mi; hayır, yeni anayasa işsizliğin önüne geçecek mi; hayır, yeni anayasa dış politikamızı rayına oturtacak mı; hayır. Oysa mevcut yasalarla öncelikli olan bu sıkıntıların giderilmesine yönelik önlemler alınmalı, bir yandan da daha demokratik, daha özgürlükçü, insanı merkeze koyan yeni bir anayasanın çalışmaları yürütülebilir.'

Hele başkanlık sistemi uğruna, yeniden milletvekili pazarı kurulması ya da  Başkanlık Sistemi içerisine Üniter Yapıya halel getirecek hükümler eklenmesi, Kürdistan, Lazistan gibi bastırılmış duyguların hortlatılması, bu milletin affetmeyeceği uygulamalar olacaktır. Kaldı ki, bu tablodan bir başkanlık sisteminin halk oyuyla da çıkmayacağını artık birilerinin ezberlemesi gerekir.

Bir de sorulmayan ve ustalıkla üzerinden geçilen bir soru vardır.

Türkiye bu gün ekonomik ve sosyal açıdan büyük bir buhrana sürüklendi.

Tamam da kardeşim bu buhranın oluşmasına ben mi neden oldum.

Yoksullukla mücadele ettiniz de sonuç mu alamadınız.

Yolsuzlukla mücadele ettiniz de elinizden tutan mı oldu.

Yasaklarla mücadele edeceğinize nefes almanın dışında her şeyi yasaklı hale getiren siz değil misiniz.

Peki nereden çıktı bu başkanlık sevdası.

Nereden çıktı özgürlükçü anayasa aşkı..

Türkiye'nin kaybedeceği bir dakikası bile artık kalmamıştır.

Çok değil, yapacağınız, Türkiye Cumhuriyeti'nin sizden önceki ekonomik uygulamalarına, dış politika uygulamalarına, sosyal uygulamalarına göz atmanızdır.

Zira sizin istediğiniz, devlet kesesinden yardım edilmiş yoksullar oluşturmak. Bizim istediğimiz ise yok edilmiş yoksulluktur.

Deneyin bakın yok edilmiş yoksulluğa yönelik atacağınız her adımda, arkanızdaki kalabalıklar artacaktır.

Zira bu millet Sadaka Ekonomisi ile değil, güçlü ve eşit sosyal devlet ilkelerinin hayata geçirilmesini istiyor ve bekliyor sizden..

 

Yazarın Diğer Yazıları