ÖNCE VATAN VE MİLLET..
Ahmet ZORLU
Türkiye üzerinde büyük oyunlar sahneleniyor.
Maalesef bunların bir bölümünün hep birlikte farkındayız, ama basiretimiz bağlanmış, sesimizi çıkaramaz hale gelmişiz.
Öncelikle, Suriye'den ülkemize sığınmak zorunda kalan vatandaşların durumundan başlayalım, dilerseniz.
Bu insanlar mağdur, bu insanlar çaresiz, bu insanlar kendilerine uzanacak sıcak bir el istiyor, sıcak bir el bekliyor.
Ama Türkiye'ye de bitamamı geçici durak olarak bakıyor ve hepsinin gözü, Avrupa ülkelerinde, ABD'de, Kanada'da..
Bu ülkelere ulaşabilmek için ölümü hiçe sayıp Ege'nin buz gibi sularına açılıveriyorlar, ilk fırsatta.
Avrupa, akın akın üzerlerine gelen göç dalgasından sıyrılmak için bizimle masaya oturdu ve dedi ki, "Bu güne kadar Türkiye üzerinden ülkelerimize gelmeyi başaran, niteliksiz Suriyelileri geri kabul ederseniz size AB fonlarından ve AB ülkelerinden 3 Milyar Dolar parasal destek sağlarız. Ama bunun için öncelikli şartlarımızdan birisi, bu yoğun göçü durdurun, sonra da bizim size gönderdiğimiz sadece Suriyeliler değil, Asya ve Afrika'dan gelen bütün mültecileri geri ülkenize alın. Ha bir de vizesiz giriş anlaşması yaptığınız 89 ülkeye yeniden vize koyun."
Anlaşma metninin kenarına da bir dip not iliştirdi ve dendi ki, "Bunu sağlarsanız vizesiz seyahat gibi bazı kolaylıklar da sağlarız size, ayrıca buzdolabına koyduğumuz üyelik süreci ile ilgili fasılları da yeniden açmaya devam ederiz.."
Bu öneri büyük bir zafer olarak lanse edildi, ediliyor Türkiye'de.
Oysa felaketin habercisi gibi bir metin bu, imzalamak üzere olduğumuz anlaşma.
Zira, Suriye'den gelip Türkiye üzerinden Avrupa'ya ve Amerika'ya kapağı atabilmiş insanların nitelikli olanları, yani elinden iş gelen, yazan, çizenlerine buralarda kucak açılmış, vatandaş yapılmış ve işe yerleştirilmişler bile.
Ama dili olmayan, mesleği olmayan gittiği ülkenin ekonomisine katkısı bulunmayan insanları uçaklara doldurup bize gönderecekler.
Bakanlar Kurulu Pazartesi günü geri kabul anlaşmasına hazırlık olacak bir karara imza attı ve Suriyelilerin Türkiye'deki işletmelerde istihdamın önünü açacak düzenlemeyi meclise getirmeye hazırlanıyor.
İşsizliğin bir türlü önüne geçilemeyen ülkemizde, Suriye vatandaşlarına sağlanacak istihdam kolaylığı, işsizlikle boğuşan ülkeler sıralamasında zirveye yerleşmemiz ve işsizlik sorunu kronikleşen ülke haline gelmemiz anlamına gelir.
Sadece bu kadar mı, Suriye, Afganistan, Pakistan, Bangladeş, İran, Irak gibi ülkelerden Türkiye'yi atlama tahtası olarak kullanıp Avrupa'ya giden ve sınır dışı edilecekleri oluşturan işsiz, parasız, suça bulaşmış insanlar Türkiye'ye gönderilecek.
Bu hırsızlığın, Fuhuşun, uyuşturucu ticaretinin, gayrı-yasal yollarla para kazanmanın cenneti haline getirecektir Türkiye'yi..
Gelelim, vize kolaylığı ve dolaşım kolaylığı diye bize yutturulmak istenen acı reçeteye.
Şimdiden buraya yazıyorum.
Beyaz yakalı dediğimiz kesime bu anlamda bir imkan sağlanır. Onlar belki vizesiz ve süreli seyahat imkanına kavuşur. Ama Türk Milletinin geneli için serbest dolaşım bir tuzaktır, bir yalandır.
Varsayalım, Avrupa Standartlarına yükseltilecek Pasaportu bulunan herkes kolayca Avrupa'ya gidebilecek hale geldi diyelim.
Kardeşim, senin aldığım emekli aylığı ya da asgari ücretle sen Avrupa'yı ancak filmlerde fotoğraflarda görürsün.
Serbest dolaşımdan yararlanacak kesim kim, biliyor musun?
Hani ülkemiz gelirlerinin, ülkemiz kaynaklarının yüzde 54'ünü afiyetle yiyen ve nüfusun yüzde 1'ini oluşturan o mutlu azınlık var ya işte onlar.
Zaten onların da dolaşım konusunda bir sıkıntıları yok. Rahat gidebilsinler diye, bebelerini ABD'de doğurtuyorlar.
Bir elleri Türkiye'deki ihalelerde, bir elleri İsviçre Bankalarında..
Geri kabule hazırlık için çıkarılacak düzenlemelerle, yeni ve ucuz işgücüne de kavuşuyorlar.
Bu arada, yılda 10 milyon turisti ağırladığımız ülkeler var ya, Rusya, İran, Gürcistan, Azerbaycan, Ukrayna ve Kazakistan gibi ülkelere de vize uygulamaya başlıyoruz.
Turizmden yaşayacağımız kayıp AB'nin 3 milyarından çok daha yüksek.
Yani diyeceğim, zaten iç sıkıntılarla bunalmış bir millete uygun bir anlaşma gibi görünmüyor bu geri kabul anlaşması.
Yönetenlerin önce ülkem, önce milletimin refahı diye olaya bakmaları en büyük temennimdir