Ahmet ZORLU

OLMUYOR BEYLER, ÜZGÜNÜM..

Ahmet ZORLU

Pazar günü, her sabah takip ettiğim güzergahı kullanarak Sahabiye Mahallesi’ne gelmek için yola çıktığımda, ‘Kayseri Form önünden, Cumhuriyet Meydanı’na 15 dakikada ancak gidebilirsin’ deselerdi, şaşkın şaşkın bakardım söyleyene.

Zira günlerden Pazar, sabah saatleri ve trafiğin en rahat olması gereken saat.

Ama daha alt geçitten başladım dur-kalk yapmaya.

Biraz da merak ettim.

Zira Meydanda tören olduğunda trafik kesilir, miting varsa uyarı yapılır diye düşündüm, tek ihtimal büyük bir kaza oldu noktasında karar kıldım.

Uzunca bir bekleyişten sonra Meydana çıktığımda  tıkanmayı gerektirecek bir durum olmadığını gördüm.  Zira, bir önlem almadan burada yama veya asfalt yenileme çalışması yapan ekip, sanırım gelen tepkileri dikkate alarak ayrılmıştı.

Aynı gün akşam saatleri.

Büyükşehir Belediyesi yanından Mustafa Kemal Paşa Bulvarı’na çıktım.

Çıkmaz olaydım.

Yine tıkalı bir cadde. 

Trafik Sivas Caddesi’ne yönlendirilmiş, araç kuyruğunun bir ucu Çevreyolunda, diğer ucu belediye önünde.

Sivas Caddesi’ni takip ederek Farabi Caddesi’ne çıktım.

Tamam trafik burada rahattır dedim ama, burası da aynı yoğunlukta.

Fuzuli Caddesi desen Farabi istikametinde tam bir araç yığını..

Gün boyu sosyal medyadan, mesaj ve telefon yoluyla ulaşan bir çok tanıdık ve beni tanıyan da hep aynı soruyu sordu;

“Yahu bu gün Pazar, ne bu trafiğin hali?”

Eskiden belediyeler, Acık Öğretim, ÖSYM, KPSS gibi sınav günlerinde, okulların çevresindeki inşaatları bile tatil ettirir, böylece sınava girenlerin gürültüden dikkatinin dağılması önlenirdi.

Ama şimdi, belediye ekipleri sınav günü, sınav trafiğinin en yoğun saatinde en hareketli noktalarda asfalt yeniliyor, yama yapıyor. Bunu yaparken de adeta tuzak kurmuşçasına, çalışma yapılan bölgelerde hiçbir uyarı, hiçbir önlem alınmıyor.

Trafik yüzünden sınavı  kaçıranların bu anlamda bir araya gelerek Belediyeden şikayetçi olmaları gerekir.

Niye bu konuyu uzun uzun anlattım?

Şimdiye kadar en az 10 kez yazdım.

Kayseri trafiği artık belli bölgelerde tıkandı.

Acil ve kalıcı önlemler alınması gerekiyor.

Bakınız, Mustafa Şimşek Caddesi’nde, özellikle akşam ve sabah saatlerinde  bir gözlem yapın.

Karşıdan karşıya geçmeniz neredeyse imkansız.

Tuna Caddesi, İstasyon Caddesi, İnönü Bulvarı, Kiçikapı Kesimi, Millet, Bankalar Caddeleri Osman Kavuncu Bulvarı’nın bir bölümünde sürücüler adeta sabır testinden geçiyor, geçiriliyor.

Bu kesimlerde vakit geçirmeden yer altına inilmesi elzem hale geldi.

Hem de raylı sistem değil, lastik tekerlekli araçların yeraltından gitmelerine yönelik köklü düzenlemeler şart.

Gelelim hava kirliğine..

Bazen sabah ya da, akşam yürüyerek gidiyorum işime veya evime.

Gördüğüm manzara vahim.

Hep, “Bu kenti yönetenler sokağa da mı çıkmaz, trafiğin haline de mi bakmaz” sorusu geçer akslımdan.

Belediye Başkanlarımız, son dönemde milletin beklentilerini boşa çıkarma noktasında birbiriyle yarışıyor.

Yaptıkları güzel şeyler yok mu elbette var. Ama onları da pazarlama noktasında aciz kalıyorlar.

Örneğin, Melikgazi Belediyesi’nin, “Cennet Mahallesi Projesi” son yıllarda Kayseri’de gelişen dar gelirlilere yönelik en anlamlı projeydi.

Ama meclis kürsüsünde bu proje yerden yere vuruldu.

Ama belediye başkanı çıkıp, “Yahu siz ne diyorsunuz?” diyemedi, soramadı..

Zira başkanlar, toplumla iletişimi, Cuma Namazından sonra vatandaşlarla sohbet ve onlara ikram sanıyorlar.

Oysa eskiden ilçe belediye başkanları haftada, 15 günde ‘Halk Meclisi’ yapar, vatandaşın ayağına ekipleri ile gider sorunları dinlerlerdi.

Kentin devasa sorunları var ve Kentsel Dönüşüm dışında belediyelerimizin önünde hiçbir ciddi proje yok.

Tamam beyler biliyoruz.

Kentsel dönüşüm projeleri  ile belediyelerin kasaları para dolacak belki.

Ama şehirler canlı organizmalardır.

Her geçen gün gelişiyorlar.

Gelişimi hesaplamaz, ona göre geleceğe dair önlemler almazsanız, bu kent tıkanır.

Nitekim trafikte tıkandı, hava kirliliği sorunu çözülemiyor.

Başka alanlarda da yakında sorunlar yumağı ile boğuşmak zorunda kalınacak.

Ve kentlerin geleceği için paslanmış kadrolarla, ulaşacağınız nokta bellidir.

Defalarca yazdım, yine yazıyorum..

Bazı konularda Amerika’yı yeniden keşfetmenize gerek yok.

Gidin Ankara’ya, trafiğin yer altı kanalları ile nasıl akışkan hale geldiğini gözlerinizle görün..

Bir zamanlar havası en kirli il olan Ankara, bu beladan nasıl kurtuldu, sorarak öğrenin.

Gidin Konya’ya.

20 yıl önce Kayseri olmayı hayal eden bir kentin, Kayseri’yi nasıl fersah fersah katladığını, belediyenin yarattığı mucizeleri yerinde görün.

Gidin Eskişehir’e.

Belediye yönetiminin, halkla iç içe nasıl bir kenti cennete çevirdiğini gözlerinizle görün.

Ufku olmayan, başarılı bir ekiple çalışmayan, 21. Yüzyılı iyi kavrayamamış ekiplerle bir yere gidilemez.

Hele bir de akrabalarla, arkadaşlarla  ve partideki hamili kartlılarla ancak bu kadar oluyor..

Buna bir de, elindeki fetö kartını silah olarak kullanan isimleri eklediğinizde, bir başarı hikayesine tanık olmak mümkün gözükmüyor.

Yani olmuyor beyler üzgünüm.

Yazarın Diğer Yazıları