OKU-MA ALIŞKANLIĞI VE BİR AÇILIŞ,,
Ahmet ZORLU
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik'in, göreve geldikten sonra bana göre yaptığı en yararlı iş, sinema salonunu düzenleyerek 800 kişinin aynı anda yararlanabileceği bir kütüphaneyi halkın hizmetine sunması oldu.
Dün açılış törenine giderek, bir kenardan izledim konuşmaları. Sonra kitap reyonlarını tek tek dolaştım.
Kütüphaneye konulan kitapların tamamına baktığımızda, "Siyaset" çekingenliği var olsa da, büyük bölümü gerçekten kent insanının kültürünü geliştirecek eserler.
Mesela benim çocukluğumdan bu yana aksamadan yayın hayatını sürdüren Erciyes Dergisi.
Karseri ile ilgili çok sayıda yayını bir arada bulmak gerçekten mutlu etti beni.
Sıcak ve samimi bir ortam.
Zamanının bir bölümünü okumaya ayıracak olanların artık mazeretleri kalmadı.
Şimdi diyeceksiniz ki, "Ben çalışıyorum, mesai saatleri içerisinde kütüphaneye gitmem imkansız.
Büyükşehir Belediyesi, bu mazereti de kaldıracak bir çalışmayı yürütüyor.
Kiçikapı kesimindeki Meryem Ana Kilisesi binası, 24 saat açık olacak bir kütüphaneye dönüştürülüyor.
Yanı kaçarınız yok artık, kitaptan kültürden.
Genelde kitap konulu sohbetlerde en çok;
-Kitaplar çok pahalı
-İşten geldim, yorgunum
-Öğrenciyiz abi !
-Oku oku nereye kadar gibi mazeretler öne sürülür.
Türkiye’de okunan kitaplara da bakarsanız, “siyaset, aşk, cinsellik” gibi birkaç temaya sıkışmıştır. Popüler kültürün önümüze sürdüğü kitaplar… Günde ortalama 5 saat TV seyreden bir toplumuz. Bu zamanı TV’ye ayıran bizler, her gün birkaç sayfa okuma zahmetine katlanamıyoruz.
İşte Büyükşehir Belediyesi kütüphanesi bir anlamda, içerik bakımından genel kültüre çok etkili katkılar sağlayacak kitap sunuyor bize.
Diğer açıdan, internet insanoğluna sınırsız olanaklar sunarken, gençlerimizi/çocuklarımızı asosyal bireyler haline getirmiyor mu?
İnternete ayırdığımız zamanı, kitaplara ayırabiliyor muyuz?
Eğitim-Sen`in bir araştırmasına göre, öğretmenlerin yüzde 8`i hiç kitap okumuyor. Yüzde 39`u ise bu konuda bilgi vermek istemiyor. Yüzde 28`i ayda bir kitap alıyor.
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Kurucu Genel Başkanı – Yazar Mehmet Doğan’a göre: “Ülkemizde 10 bin kişiden 3 kişi yılda 10 ve üzerinde kitap okuyorsa kitap kurdu sayılıyor.”
Çukurova Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. İbrahim Ortaş, konuyla ilgili ele aldığı makalede “Devlet kitap okumayı kötü gösterdi” alt başlığıyla doğrudan bir eleştiri getiriyor. Ortaş, “12 Eylül sonrası kitap okumak kamuoyuna zararlı diye tanıtıldı. Kim gerçekten suçlu ve zararlı tespiti yapılmadan, özellikle de okuyan ve düşünen kişiler bu süreçte hep mağdur duruma düşürüldü. Maalesef ülkemizde gelişen dinamik gençliğin eleştiri yapma şansı elinden alınarak sistemi eleştirmeyen ve kabullenen bir gençlik yaratıldı. Çok genç yaşta evden başlayarak sürekli dövülen, ‘Sus sen bilmezsin, ‘ ‘aklın ermez, ‘ ‘büyüğüne saygı, ‘ ‘otoriteye saygı’ kişinin kişiliğini önemli ölçüde zedelemiştir. " diyor.
Evet, biz yetişkinler yıllarca kitap ile silahın yanyana dizildiği ve her ikisinin de suç aleti olarak gösterildiği bir kültür ile yetiştirildik. Bu yüzden karşılaştığımız birinin elinde kitap gördüğümüz zaman ilk yazarına ve kitabın adına odaklanırız. İçeriği ne olursa olsun, damgalamaya müsait bir kitap mı olduğunu merak eder, o kitabı taşıyana yaklaşımımızı ona göre ayarlarız.
Örneklemeye devam edersek;
Okuma alışkanlığının yüzde 4, 5 olduğu Türkiye’de yılda sadece 23 milyon adet kitap basılıyor. Japonya’da ise bir yılda basılan kitap adedi 4 milyar 200 milyon. AB ülkelerinde yıllık kitap harcaması 500 dolarken Türkiye’de bu rakam 2 dolar düzeyinde seyrediyor.
Bu anlamda, Türkiye’de kitap okuma konusunda malesef çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumda.
Japonya’da toplumun % 14’ü,
Amerika’da %12’ si,
İngiltere ve Fransa’da % 21’i düzenli kitap okur iken,
Türkiye’de durum % 0, 01 yani on binde bir.
Toplam nüfusu sadece 7 milyon olan Azerbaycan’da kitap ortalama 100.000 tirajla basılırken, Türkiye’de bu rakam 2000- 3000 civarında basılmaktadır.
Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Rapor’unda kitap okuma oranında Türkiye, Malezya, Libya ve Ermenistan gibi ülkelerin bulunduğu 173 ülke arasında 86. sıradadır. » Bir Japon bir yılda ortalama 25 kitap okuyor
Bir İsviçreli bir yılda ortalama 10 kitap okuyor.
Bir Fransız bir yılda ortalama 7 kitap okuyor
Türkiye’de 6 kişiye yılda 1 bir kitap düşüyor.
Türkiye’de bir kisinin ayırdığı zamanın;
300 katını bir Norveçli ayırıyor.
210 katırı bir Amerikalı ayırıyor.
87 katını bir İngiliz ayırıyor.
87 katını bir Japon ayırıyor.
Dünya ortalaması bile bizim ayırdığımız zamandan 3 kat fazla.
ABD’de yılda 72 bin kitap basılıyor.
Rusya’da 58bin kitap basılıyor.
Japonya’da 42 bin kitap basılıyor.
Fransa’da 27 bin kitap basılıyor.
Türkiye’de ise 7 bin kitap basılmakta.
Bu kadar veriden sonra kendimizi tekrar sorgulayalım. Gelişme arzusunu yıllarca içinde taşıyan bir toplum olarak kitap okuma alışkanlığı kazanmayı ne zaman önemseyeceğiz?
Okumak, anlamak, anlatabilmek… Bu kavramların hepsi kitap okuma alışkanlığında yatıyor.
Kendi çözümsüzlüğümüzü kendimiz yaratmayalım. TV alışkanlığımıza, eğlenceye biraz daha az zaman ayırarak, bu toplumu hep beraber geliştirelim. Çocuklarımıza, ailemize de bu alışkanlığı kazandıralım.
Büyükşehir Belediyesi, bu anlamda ilk ve en büyük adımı attı. Bakalım, 800 kişilik Kütüphane Salonunu kaç gün doldurabileceğiz.