ODA YÖNETİMİNİN BAŞKASINDA OLMASI..
Ahmet ZORLU
Kayseri Ticaret Odası seçimlere hazırlanıyor.
Ergenekon benzeri bir kumpasla görevinden alınan Ticaret Odası eski Başkanı Hasan Ali Kilci’nin yanı sıra, halen Ticaret Odası Meclis Başkanlığı’nı yürüten Ömer Gülsoy ve halen Yönetim Kurulu Başkanı olan Mahmut Hiçyılmaz kendi cephelerinde seçimle ilgili çalışmalarını sürdürüyor.
Bu arada MÜSİAD’dan gelen adaylık açıklaması üzerine, Mahmut Hiçyılmaz’ın hamisi olan siyasi hareket Taner Yıldız’ı MÜSİAD’a gönderdi ve “Kayseri Ticaret Odası yönetimini kaybetme lüksümüz yok, adayınızı çekin” uyarısını yönetime iletti.
Kayseri’nin, adı Menzil ile anılan Milletvekili Taner Yıldız’dan gitti MÜSİD’a bu talimat.
Yani Sayın Hiçyılmaz’ın da önümüzdeki dönemde, Menzil maskesi ile karşımıza çıkması durumunda buna kimse şaşırmasın. Zira Menzil’e en yakın bir siyasi TÜSİAD Başkanının adaylık girişiminin önünü bu talimat ile kesmiş oldu.
AKP, ne olur ne olmaz diyerek MÜSİAD Genel Merkez yöneticileri ile de görüşerek “MÜSİAD Başkanları ve yöneticilerinin Ticaret ve Sanayi Odalarına aday olmaması” yolunda bir genelge yayınlattı.
Şimdi Sayın Taner Yıldız’a sormak gerekir.
Tarafsız olması gereken Sanayi Odaları,Ticaret Odaları, çok Ortaklı Kuruluşların yönetimlerini ele geçirmeye yönelik AKP politikasına rağmen ele geçiremediğiniz Ticaret Odası yönetiminden Hasan Ali Kilci’nin uzaklaştırılması, Kayseri Şeker yönetiminin ele geçirilmesi için başındaki yöneticilerin tutuklanması da sizin projeniz miydi.
Baksanıza, açık açık “Ticaret Odası bizimdir ve bizim kalacaktır. Onu kaybetme lüksümüz yok” diyorsunuz.
Yeni Ömer Gülsoy, yani Hasan Ali Kimci bu çabalarınıza rağmen Ticaret Odasına seçilirse odayı kaybetmiş mi sayıyorsunuz kendinizi.
Ya da Ticaret Odası’nın her görüşten üyesine ‘Biz ele geçirdiğimiz kaleyi bir daha geri teslim etmeyiz” mi demek istiyorsunuz.
Odalar; borsalar, kültür oluşumları, demokratik yapılanmaların başına insanlar hizmet etsin, ayırım gözetmeden çalışsın diye getirilir.
Ve ben ilk kez bu seçimde bir kumpas ile görevinden apar topar alınan Hasan Ali Kilci’ye oda üyelerinin oy vererek itibarını iade etmelerini umuyorum.
Zira o tutuklandıktan hemen sonra, başında bulunduğu 20 dolayında kuruluştaki görevlerinden kendi rızasıyla istifa etti.
Mahmut Hiçyılmaz tutuklandığında da ben bir yazımda istifa etmesini, aklanması halinde göreve yeniden gelmesi için yüz akıyla mücadeleye kaldığı yerden devam etmesini önerdim. Nitekim Sayın Kilci, beraat ettikten sonra, elinden alınan bir hakkın teslimi için çıkacak delegenin huzuruna.
Ancak ortaya çıkan tabloya baktığımızda, Ömer Gülsoy ile Hasan Kilci’nin adaylığı Mahmut Hiçyılmaz’ın işine yarayacak ve aradan sıyrılacak gibi görünüyor.
O nedenle Sayın Gülsoy ile Sayın Kilci’nin bir araya gelmesi ve ortak bir liste çerçevesinde anlaşma sağlamaları gerekiyor.
Bunun da yolu ilk 4 yıl biri yönetim kurulu, diğerinin meclis başkanı olması, zaten 4 yıl sonra da yeniden seçilmeleri halinde görevlerini değiştirme imkanları ortaya çıkacaktır.
Ticaret Odası üyelerine de tavsiyem, yapılacak meslek komitesi seçimlerinden itibaren, karşınıza iktidar veya başka bir siyasal yapının ‘Hamili kart’ı ile gelenlere, “Ticaret Odaları kent esnafının tacirinin sorunları için kurulan oluşumlardır. Hiçbir siyasi partinin arka bahçesi değildir” diyerek gereken dersi vermeleridir.
Sayın Milletvekilinin MÜSİAD üyelerine söylediği bu söz, yani “Ticaret Odası’nı kaybetme lüksümüz yok” sözü önümüzdeki günlerde devam edilecek ve içlerinde Ticaret Odası Başkanı Mahmut Hiçyılmaz’ın da bulunduğu Fetö sanıkları için verilecek kararların da ipucunu veriyor bize.
Nasıl ki, Hiçyılmaz tutuklandıktan iki gün sonra, Cumhuriyet Savcısı’nın kapısına Meclis Plakalı araç yanaştı ise, yarın duruşmalarda da milletvekillerimizin Mahmut Hiçyılmaz ve eşrafı, duruşma salonunda yalnız bırakmayacakları ‘Lüksümüz yok’ açıklaması ile ortaya çıkmış görünüyor.