Ahmet ZORLU

16 NİSAN VE SOKAKTAKİ İNSAN..

Ahmet ZORLU

16 Nisan için cepheleşen ve birbirine sosyal medya üzerinden üstü kapalı, üstü açık hakaretler yağdıranları günlerdir izliyorum.

İnanın, cephelerde saf tutanların yüzde 80’i, beklentisi olanlardan oluşuyor.

Vatan’ın yerine Makam’ı koyarak, 16 Nisan’dan sonra iyi bir kamu görevi, ya da aday listesinin hatırlı bir yerine yerleşme idealinin ötesinde bu kesimin hiçbir kaygısı yok.

Vatandaş ise garip bir şekilde yaşananları izlemeye çalışıyor ve soruyor;

Kardeşim diyorsun ki, PKK’nın, PYD’nin, IŞİD’in, FETÖ’nin tamamının ortadan kalkması için Referandumda evet de. Peki 15 senedir bu örgütlerin büyümesi, palazlanması,  kan döküp can alması döneminde neden müdahale edip bitirmediniz. Sizi kimveya kimler engelledi. Ülke yönetiminde siz yok muydunuz?

Yönetimde istikrar için evet de diyorsun da. 15 yıldır bu ülkeyi yönetirken olumlu, sağlıklı hangi kararı aldınız da ayağınıza pranga konuldu, engellendiniz.  Ve 15 yıldır hep istikrar için oy istediniz. 15 yılda getiremediğiniz istikrarı bundan sonra getireceğinize, nasıl inanalım..

Ekonominin rayına girmesi için Evet de diyorsun ama, tek bir soru? 15 Yılda, ülkemin tüm mal varlıklarını sattınız. İç ve dış borç gırtlağı aştı. Ülkeyi ekonomik yönden duvara toslattınız. Sayın Cumhurbaşkanının deyimi ile tulumbanın çalışması için gerekli can suyu bile bitti. Oysa siz 15 yıl önce yoksulluğu yeneceğiz demediniz mi. Şimdi batağa saplanan Türkiye’yi ekonomik düzlüğe çıkaracağınızdan nasıl emin olayım.

Saygın bir dış politika için yeni Anayasaya onay istiyorsun ama; Eskiden Türkiye’yi yönetenler çağdaş, güçlü ülkelere ziyaretler yapar, ekonomik ve siyasal ilişkileri bu ülkelerle düzenlerlerdi. Şimdi, Zambiya, Gambiya gibi milletimizin adını bile bilmediği ülkelerde dolaşıyorsunuz. ABD, İngiltere gibi ülkelerin idarecileri randevu taleplerinizi dikkate bile almıyor deniliyor. Komşularımızla kanki iken sayenizde kanlı olduk.  Mal satacak komşu bırakmadınız. Devletler yerine örgütleri muhatap aldığınız için Mısırla, Libya ile, Irak ile, İran ile ilişkilerimiz sıfır noktasında. Yunanistan Ege’deki adalara bayrak çekiyor, karakol ve askeri üs kuruyor siz seyrediyorsunuz. Bu Anayasa’nın kabulü halinde Avrupa Birliği üyelik sürecini askıya alacağını söylüyor. Ama siz saygın dış politikayı hangi ülkelere yönelik taahhüt ediyorsunuz anlamadım.

Demokrasi için Evet de diyorsunuz da, demokrasinin temel ilkesi güçler ayrılığıdır. Güçlü parlamentodur. Denge ve denetlemedir. Sizin getirmek istediğiniz Anayasada ise güçlerin tamamı tek gücün emrine veriliyor. Yasama yürütmeyi kontrol edemiyor, yargı  kurumlarının  tepesindekileri tek kişi atayabiliyor.  Tabii güçlü parlamentodan, sayısal kalabalığı anlıyorsanız tamam. Milletvekili sayısı 600’e çıkarılıyor, yaptırım gücü ise sıfıra indiriliyor.

Bir de 18 yaşında milletvekili olma imkanı getiriyorsunuz ya,  bu düzenlemenize baktıkça da bir kahkaha basıyor beni. Yahu 17 yaş 11 aylık adama babası için bir paket sigara almasını yasaklıyorsunuz, bir ay sonra da ‘Gel memleketi yönet diyorsunuz ya.. ‘

Evet dememiz için, daha tutarlı, daha sağlıklı söylemlere ihtiyacınız var. Ama maalesef bunlar ortada yok. Çalışarak, başarılı meslek hayatı ile bir yerlere gelmiş kamu çalışanları ve kamu yöneticileri bile sessiz getirilmek istenen değişikliğe. Ama Hamili Kart ile gelip geleceği en yüksek makama ulaşan yetersizler, hep birlikte Evet için feryat ediyor ya, bu da hayırcıların cephesini güçlendirmeye katkı dışında işe yaramıyor.

Zira, Anadolu da bir deyim vardır, ‘Biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz’ diye. Çalıştığı veya yönettiği kurumda, siyasete yaktığı yağlarla,yalakalıklarla bir yerlere gelenler Sosyal Medyanın kadrolu elemanı gibi, hayır cephesini her gün topa tutarak bir basamak daha yükselebilmenin telaşıyla ne diyeceklerini bilemez haldeler. Her gün kırk takla atarak koltuğu ve makamı korumaya çalışıyorlar.

Şevki Yılmaz gibi hadsizlerin, ’16 Nisan için hadis var’ gibi söylemlerine gelince, Samimi dindar, mütedeyyin insanlar İslamı siyasi malzeme haline getiren  bu söylemler için de, vatandaşın vergileri ile hizmet veren Diyanet İşleri Başkanlığı ve İl müftülüklerinden bir açıklama, bir cevap bekliyor. Gerçekten böyle bir Hadis-i Şerif’in varlığını iddia etmek, Müslüman Türk halkı ile alay etmenin daniskasıdır bu söylem.

Size şu kadarını söyleyeyim, 16 Nisan’da sandıktan eve  çıkarsa hayatımızda bazı değişiklikler yaşarız belki. Başkanın yargısı, başkanın polis teşkilatı, başkanın askeri gibi kavramlar girebilir hayatımıza.

Ama yine konumuz açlık, sefalet, hayat pahalılığı, yeni vergiler ve zamlar olacaktır.

Hayır çıkarsa da, yönetenler şapkalarını önlerine koyar, “Yahu biz 15 yılda hangi yanlışları yaptıkta bu milleti küstürdük” diyerek ekonomi için, demokrasi için, huzur için, barış için, eğitim için, sağlık için yeni adımlar atarlar belki..

Bu görüşler, sokaktaki insanın, çarşıdaki esnafın kahır ekseriyetinin ortak görüşleridir şu günlerde.

Ama 16 Nisan’a da daha 40 günden fazla süre var.

Bakalım nelere tanıklık edeceğiz, önümüzdeki günlerde..

Yazarın Diğer Yazıları