Ahmet ZORLU

NEYİN KAVGASINI VERİYORSUN?

Ahmet ZORLU

Ekonomi çok kötü. Borçla, vergiyle, faizle  döndürülen bir yapı var dediğinizde;

“İnanmayın, huzur içinde yaşıyoruz.” diyenlerin sesi daha gür çıkıyorsa.

Ülke güvenliği risk altında, dış politikada üst üste hata yapılıyor dediğinizde;

“Türkiye’nin dış itibarı hiç bu kadar yüksek olmamıştı. Dünyanın mazlum milletlerinin umudu haline geldik” diyenlerin sesi daha gür çıkıyorsa.

Dışa bağımlılığımıza çözüm bulmamız gerekiyor. Fasülyeyi, nohutu bile dışardan alır hale geldik. Ülkede sanayi, üretim olmadığı gibi Tarım ve Hayvancılıkta bitti dediğinizde;

“Daha ne istiyorsun. Dünyanın en kaliteli Buğdayını, dünyanın en gösterişli nohutunu, mercimeğini getirdi bu hükümet sofrana” diyenlerin sesi daha gür çıkıyorsa.

Asgari ücret açlık sınırının altında, emekli yetersiz maaşıyla ayakta duramıyor, işsizlik ateşi bir türlü sönmüyor dediğinizde;

“Daha ne istiyorsun. Ekmeğini belediye veriyor. Torpilin varsa aşevinden her gün sıcak yemek alıyorsun. Kışlık yakacağını fon kapına kadar getiriyor. O kadar güçlü bir ülkeyiz ki, üstüne üstlük 4 milyon Suriyeliye bile bakacak durumdayız” diyenlerin sesi daha gür çıkıyorsa..

Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir. Demokrasi ise milletin vicdanıdır. Türkiye güçlü bir demokratik yapıya kavuşturulacağı yerde, OHAL ülkesi oldu. Denge denetleme kayboldu. Yargımız töhmet altında. Ordumuzun yapısal genleriyle oynandı. Meclis devri dışı bırakıldı. KHK’larla yönetilir hale geldik. Anayasal yapı yıkılıp tek adam rejimine hızla yol alıyoruz, dediğinizde;

“Hain” diyenlerin sesi daha gür çıkıyorsa..

Eğitimde fırsat eşitliği ortadan kaldırıldı. Sağlıkta geri geri gidiyoruz.  Eğitim kurumlarında, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetişmiyor artık. Uluslararası verilerde, Türk Milli Eğitimi son sıralarda, okullarımız bir takım tarikatların, sözde şeyhlerin cirit attığı yerler haline geldi, dediğinizde;

“Bu Cumhuriyet değil mi, ilimi bırakıp bilimi ön plana çıkaran. Çocuklarımız cenaze yıkamayı öğrenemeden okullardan mezun oluyordu. Şimdi manetaviyatla donatılıyorlar fena mı?” diyenlerin sesi daha gür çıkıyorsa..

Ülkenin yeniden üretimi keşfetmesi, yeni fabrikalar açılması, Atatürk döneminde olduğu gibi bir Milli Üretim seferberliğinin başlatılması, işsizliğin kontrol altına alınması, üretimin önündeki engellerin kaldırılması ve dünyayla rekabet edecek bir üretim hamlesinin yakalanması gerektiğini söylediğinizde;

“Bu nesil, atalarının dili osmanlıcayı bile okuyamaz hale getirildi. Geçmişle bağlarımız koparıldı. Cennet Mekan Abdülhamit gibi bir padişaha ihtiyacımız var. Osmanlı Ocakları ile Osmanlıcayı, Meteranı yeniden layık olduğu yere getireceğiz.” diyenlerin sesi daha gür çıkıyorsa..

Çağdaş dünya bilimde sınır tanımaz, insanla aynı özellikleri taşıyan robot üretir hale geldi. Uzayda koloniler kurmaya hazırlanıyor.  Bilgisayar ve Otomotiv sektöründe yaşanan yenilikler başdöndürücü. Bizim de bu bilimsel seferberlikte yerimizi almamız lazım. Aksi takdirde, dünyanın çöplüğü haline geliriz, dediğinizde;

“Onların gelişmiş sanayileri, uçak fabrikaları, bilgisayarla kumanda edilen füzeleri varsa, bizim de Allahımız var” diyenlerin sesi daha gür çıkıyorsa..

Bu ABD kuklası Fetö, ortaya koyduğu kalkışma ile  Türkiye’yi 20-30 yıl geride götürdü. Bu ihanet yapılanmasına kapı kulluğu eden. Onların uşaklarını hakim, savcı, general, vali, kaymakam, emniyet müdürü yapan siyaset ayağı ortaya çıkarılmadıkça bu sinsi yapı faaliyetlerine devam eder, yeni Fetöcükler, fetönün boşalttığı koltukları doldurur, dediğinizde;

“Senin derdin, alnı secdeye değen bu alimleri, ulemayı etkisiz hale getirmek. Bu ülke ayakla duruyorsa ulemanın hürmetine ayakta duruyor” diyenlerin sesi daha gür çıkıyorsa..

Demokrasi çok seslilik demektir. Basın ülkeyi ayakta tutan 3 temel unsuru, kamu adına izlemekle yükümlü bir güçtür ve demokrasinin olmazsa olmazıdır. Bu nedenle basın baskı altına alınamaz, tekelleşmesine izin verilemez, dediğinizde;

“O Aydın Doğan var ya o Aydın Doğan, Reis için ‘Muhtar bile olamaz’ manşeti atmıştı. Yakında kendi gazetesinde ‘Muhabir bile olamaz artık’ manşeti atacağız” diyenlerin sesi daha gür çıkıyorsa..

Neyin kavgasını veriyorsun kardeşim..

Hayırlı olsun 19. Yüzyılın Türkiyesi.

Ver mehteri ver..

 

Yazarın Diğer Yazıları