Ahmet ZORLU

NESİNİ YAZAYIM?

Ahmet ZORLU

Bazı dostlar aradı, 'Bir kaç gündür canımıza okuyan yazılar yazıyorsun da, güncelden uzak duruyorsun, neden?" diye sordular.
Nesini yazayım kardeşim güncelin.
O kadar hızlı zikzaklar çiziliyor ki, takip etmekten başımız dönüyor.
Hadi Musul'u yazalım, ama neresini. 
Bizim yazı gazeteye girmeden karar üstüne karar değiştiriliyor.
İsrail ile ezeli düşmanlığımızı yazmaya kalksak, benim yazı yayınlanmadan kanka oluvermişiz..
Belediyemizi alkışlamaya kalksak, Gezici Şirketi anket yayınladı. Melih var, Kadir Topbaş var, Fatma Şahin bilem var ama Mustafa Çelik yok.
Kocasinan'ın yaptığı büyük çok büyük arsa kıyağını yazmaya kalksak, paralel düşmanı, iktidar borazanı ilan ediliriz.
Ekonomideki sıkıntılı durumu yazsak, birileri bizi sosyal medyada idamla ile cezalandırır.
İşsizlik aldı başını gidiyor desek, komünist ilan ediliriz.
Boşanma davalarında patlama yaşanıyor desek, 'Kadını öylesine başı boş bırakırsan olacağı budur. Kadının çalışmasına ne gerek var, evinde oturursa boşanma moşanma da olmaz. 12'sine geldi mi başını bağlayacaksın'cılar yeni bir mevzi kazanmaya çalışır.
En iyisi yereli yazalım..
MHP'den başlayalım..
MHP'de akil adamlardan oluşan bir grup toplandı ve olağanüstü kurultaya gidilmesi gerektiğini açıkladı Kayseri'de..
Vay efendim kurultay diyen siz misiniz?
Vatan haini ilan edilmedikleri kaldı.
Oysa kurultaylar, kongreler siyasal oluşumlarda, demokratik oluşumlarda bir durum tespiti toplantılarıdır ve her kongreden o oluşum daha da güçlenerek çıkar.
Gazetelere yansıyan fotoğrafta benim görebildiğim 2 eski il başkanı var. Ama toy biri çıkmış, "Sizin MHP'de işiniz yok' diye esip gürlüyor.
Aklıma, partinin il eski başkanlarından birinin gazetelere verdiği ve benim köşe yazımda eleştirdiğim ilan geldi.
Ne yazıyordu ilan da, 'Lidere sadakat şerefimizdir..'
Ben de demiştim ki, davaya, inanca, millete sadakati anlarım da lidere sadakat anlayışı bana ters. Zira liderin yanlış karar alma, yanlış yapma ihtimali her zaman olur.
Sonuç mu, o il başkanı aday gösterildiği sırayı beğenmedi, adaylıktan çekildi, partisindeki gelişmeleri bir kenardan izliyor.
Nerede kaldı sadakat.
MHP İl Yönetimi de, 'İmzacılar Kayseri'ye gelemez' tavrında ısrarcı olmamalıdır. Tam tersine MHP'yi yönetmeye talip olanları davet edip, partililerle bir araya getirmelidir. Yine Bahçeli için tercihini kullansın. Ama yönetime talip olanlar, bu ocaklarda yetişmiş, bu dava için dirsek çürütmüş insanlar. Görüşlerini partililere aktarmalarına imkan verilmelidir.
Bu olmadığı zaman MHP tabanı 3 ay içinde tavır değiştirip, partisine uyarı verebilmektedir.
Örnek isteyenler 7 Haziran ve 1 Kasım seçim sonuçlarını bir kez daha gözden geçirsin.
Artık siyaset kurumları, tartışmaya açık olmak zorundadır.
7 Haziran akşamı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin hiç bir yetkili kurumuna danışmadan, "Biz ana muhalefet partisi olacağız" çıkışı bu partiye 3 milyon oya mal olmuştur.
Eğer böyle devam ederse partideki erime sürecektir..
Çünkü toplum, siyasi partilerden her konuda kararlılık beklemektedir.
HDP'nin hayır dediğine evet, evet dediğine hayır demekle siyaset yapılacağını sananlara 1 Kasım'da seçmen gerekli uyarıyı yapmıştır.
Devlet Bahçeli, kurullarına danışmadan aldığı erken seçim kararı ile MHP'yi daha önce baraj altında bırakmış, Türkiye'ye AKP iktidarını hediye etmiştir.
Bu tutumunu devam ettirirse, yapılacak ilk seçimde yine baraj altında kalmaya mahkumdur.
Sonuç; MHP olağanüstü kurultayını toplamalı, Devlet Bahçeli ve Genel Merkez yönetimi delegesine, partiline özeleştiri vermelidir.
Daha sonra da sandığı yeniden delegenin önüne koyarak, destek istemelidir. 
Kararı partililere bırakmalıdır.
Neyse, yarına da ERÜ ve CHP'yi yazalım.

Yazarın Diğer Yazıları