NEREDEN BAŞLASAM..
Ahmet ZORLU
Türkiye'de gündem o kadar hızlı değişiyor ki..
Geceden, sabah yazacağın konuyu kafanda şekillendiriyorsun.
Sabah masaya geçtiğinde şekil-mekil kalmıyor.
Ne diyor Sayın Başbakan; "Asıl başkanlık sistemi gelmezse ülke bölünecek.."
Soru; Güzel ülkemi bu hale kim getirdi Sayın Başbakan?
Ne diyor Mehmet Özhaseki; "PKK kentlerde ve köylerde bitti.."
Soru; Bu şehit cenazeleri nereden geliyor Sayın bakan?
Fetullahçı yapılarla ilgili operasyonlara ara verildi, Demokrat, Cumhuriyetçi ve sol dünya görüşüne mensup insanları etkisizleştirme dönemi başladı.
Cumhuriyet Gazetesi, 12 Eylül döneminde bile bu kadar baskıya ve baskına maruz kalmamıştı..
Demedim mi ben.
Fetö'nün Faturası MHP ve CHP'ye kesilecek diye..
Baksanıza Başbakan de diyor;
"AKP'de tek bir fetöcü bulamazsınız.."
Demokrasi, Cumhuriyet denilen inançla örülmüş yapıya hurdacılar dadandı.
Birilerinin ellerinden gelse, muhtarları, belediye başkanlarını bile seçimle değil, atamayla belirleyecek.
Toplumun canını yakan ekonomik göstergeler hiç gündemde yok.
Suriye'ye havadan, Irak'a karadan girmemize için yok.
Hürriyet Gazetesi'nin Pazartesi manşetinde Mehmet Özhaseki var..
2014 seçimlerine kadar özellikle belediyelerin Fetö yapılanması ile iyi geçindiklerini belirtiyor ve 'Ama bu yapı 15 Temmuz'da canavarca yüzünü ortaya koydu. Sayın Cumhurbaşkanı, bu mücadelede yalnız bırakıldığından yakınırdı o günlerde. Ne kadar haklı olduğunu 15 Temmuz'da anladık. Badem bıyıklar, Gülen Yüzler birden bire canavarlaştı"
Evet Sayın Bakan, haberi okurken, kendinizi anlattığınıza tanık oldum.
Gülen Yüzler sizin eserinizdi. AKP Genel merkezi bu eserinizi ödüllendirmişti. Oysa projenin aktörleri Fetöcü eğitimcilerdi. Badem Bıyıklılardan çevrenizde ulaşılmaz duvarlar örmüştünüz. Millet yanınıza uğrayamıyordu. Ve 25 Aralık sonrası, Fetullahçı yapı için ağzınızdan kerpetenle bile tek kelime alamamıştık. Ta ki, 15 Temmuz Hain Kalkışmasına kadar. O gece de bağ evi tarla evi dememişsiniz iddialar doğru ise, ama sabahtan itibaren maşallah en keskin anti fetöcü oluverdiniz. 25 Aralık Sonrası Burç Eğitim Vakfı'na meclisinizden çıkarttığınız konut alanı düzenlemesi kararı meclis arşivinde.
Hacı Abi'nizin özel orman köşkünün en daimi müdavimiydiniz. Melikşah Üniversitesi'ne yurt ve bina yaptırıp hediye edenler, "Özhaseki ve Hacı Boydak'ın ricasıyla yaptırdık" diye ifade veriyorlar.
Ve eskiden bakanlar, milletvekilleri ziyaret programlarını belirlerken bulaşık işleri olanlardan azami uzak dururlardı.
Duymadıysanız ben anlatayım, hafta sonu gölbaşında yemekte sizi ağırlayan Kayseri Şeker Fabrikası Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay'ın yönetim kademesinden 8 kişi tutuklu, kalan 30 dolayında isim de Fetö'den tutuksuz yargılanacak. Sizi çiftçinin fabrikasında ağırlayan zat hakkında da mal varlığına tedbir ve yurt dışına çıkış yasağı var. Siz savcı olsaydınız, böyle bir dönemde bakan beyi yönettiği kurumda ağırlayan biri hakkında işlem yaparken eliniz titremez miydi..
Unutmadan, bir de Akay'ı tebrik etmişsiniz..
Tebrik, "Siyasi kişi ve kurumları kullanıp koltuğunu korumaya yönelik çabalar için mi acaba. Zira yönettiği kurumu, bırakıp tebrik edilecek konuma getirmeyi, uçurumun kenarına kadar sürükledi.."
Diyeceğim sayın bakan.. Yoksa siz de mi, Şeker Hastalığına yakalandınız.
Öyleyse şifa diliyorum..
Ve terör..
Yine bir kardeşimizi şahadet yolculuğuna uğurladık dün Kayseri'de.
İnanın, şehit cenazeleri sıradanlaştırıldı.
Ateş eskiden düştüğü kenti yakardı hep birlikte yola çıkarırdık şehid cenazesini son yolculuğuna.
Oysa bu gün artık şehitlik ateşi düştüğü ocağı yakmanın ötesinde sıradan hale getirildi.
Cenazede saf tutup, selfi çektirecek kadar şovmen bazıları.
Ve okuyucu bizden her gün bir konuda görüşlerimizi yazmamızı bekliyor.
Bu ruh haliyle mi?