Ahmet ZORLU

NEDEN BÖYLE OLUYOR?

Ahmet ZORLU

Yaşananlara baktıkça kahroluyorum..

Türkiye bu kadar ucuza gidecek bir ülke değil..

ABD’nin başına getirilen ve ülkesinin medyası tarafından ‘Zırdeli’ muamelesi gören gören Donald Trump’tan randevu almak için sırada beklendi.

Ülkemizin kaderi bu adamın elindeymişçesine günlen öncesinden Sayın Cumhurbaşkanı’nın heyeti ABD’ye gitti.  Ne kadar etkili! Temaslarda bulundularsa,  Cumhurbaşkanı’nın ziyaretinden 5 gün önce PYD’ye ağır silahları da kapsayan yardım paketini Trump imzaladı. İmzalamakla kalınmadı, PYD askerleri iki günde ağır silahlarla donatıldı.

Yaşananlara bir iki cılız açıklama dışından yöneticilerden tek kelime tepki yok.

Sayın Cumhurbaşkanı’na ‘Gezini iptal et’ çağrılarına cevap bile verilmedi.

Brüksel’in Belediye Başkanı çıkıyor, “Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyaretinde, Erdoğan  için yapılacak etkinliklere izin vermeyiz” türünden garip bir açıklama yapıyor.

Referandum öncesi Almanya ve Hollanda ile yaşadıklarımız ortada.

Rusya’ya daha birkaç gün önce yapılan ziyareti hatırlayın,  ertesi gün Rus Askerleri PYD birlikleri ile hatıra fotoğrafı çektirmediler mi..

İsrail ile ilişkiler süreci ayrı bir hilkat garibesi.

Yani kime sırtımızı döndü isek hançerliyor, kime yüzümüzü döndü isek alay ediyor.

Yaşananlar Şaka gibi.

ABD  bizim NATO müttefikimiz. Afganistan'da,Bosna'da, Kosova'da, Kore'de, Somali'de birlikte savaştığımız, birlikte hareket ettiğimiz bir ülke.

Stratejik müttefik dediğimiz bir ülke.

Küba krizinde,Rusya, ABD'ye rest çektiğinde, Nükleer silahlarını Türkiye'ye yığan, gerektiğinde de kullanacağını ilan eden bir ülke.

Bu yüzden Rusya'nın nükleer tehdidi altında kalan, hedefi olan, bir türlü arası düzelemeyen bir Türkiye.

NATO'nun temel amacı, üye ülkelerin güvenliklerini sağlamak, onlara karşı yapılacak bir saldırıya, karşılık vermektir.

Ancak geldiğimiz noktada, NATO'nun hikâye olduğu, sadece ABD tarafından kullanılan, ABD menfaatlerine  aykırı olmadıkça, iyi olduğu söylenen bir birliktelik.

Aklınıza gelir miydi, bir Nato ülkesi yanında durması gereken Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye atılacak bir Kürt Devletinin temel taşlarını döşeyecek olsun.

Yüz bin kişilik terörist ordu kuruluyor.

Ve dünya sessizce yaşananları izliyor. Hatta İngiltere, Almanya, Fransa gibi ülkeler oluşturulmaya çalışılan PYD Devletine el altından her türlü yardım ve desteği sağlıyor.

Genele bakınca amaç, Suriye’ye parçalamak, ama örtülü amaç Türkiye’yi Ortadoğu Bataklığına bir daha çıkamamacasına sokmak.

Yani Milli güvenliğimiz bir daha kalkmayacak büyük bir tehdidin altına itilmek isteniyor.

Gelinen noktada, Sayın Cumhurbaşkanının ABD  Seyahati’nin turistik bir gezi olmanın ötesinden kıymet-i harbiyesi kalmamıştır.

Ama bu geziyi iptal ederse, belki dünyanın dikkatini çekebilir.

Çekmezse bile ulusal onurumuzun önemine dünyanın dikkatini çekmesi pekala mümkündür.

ABD gibi ülkelerde siyasiler rastgele ve ülkenin genel politikasına aykırı konuşmazlar.

Ne diyor dış ilişkiler komisyonu başkanı; "Trump yönetiminin Suriye Kürtlerini silahlandırdığını görmek güzel. (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan) ziyaretini iptal ederse, otoriter yönetimi ve Suriye'deki yararsız rolü göz önüne alındığında büyük bir kayıp olmaz"

İşte bunları okudukça, izledikçe ben kahroluyorum.

Hangi ülkeyle ilişkilerimizi değerlendirsek, büyük bir hezimet var ortada.

Irak’ta kürt devleti adım adım kuruluyor, Musul ve Kerkük Barzani Devleti’nin sınırları içinde kalacak.

Suriye’de durum malum.

Yunanistan Ege adalarını resmen işgal etti.

Kıbrıs’ta büyük tezgah devam ediyor.

Rusya düşürülen uçağı ve ölen pilotun intikamını almaya devam ediyor.

Avrupa, liderlerimize diktatör muamelesi yapıyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin dünyayla ilişkilerinde en dip noktadayız.

İyi ki Sierralione, Mozambik ve Gambiya var.

Ve ilk kez sormak istiyorum.

Sevgili kardeşlerim, ülkenin ekonomik alanda,  dış politika alanında, işsizlikte, yaşam pahalılığında geldiği noktadan kendinizi az da olsa sorumlu hissetmiyor musunuz?

Bu değerli yalnızlık sizin vicdanınızı hiç mi rahatsız etmiyor?

Yazarın Diğer Yazıları