MUTFAĞI KONUŞUN..
Ahmet ZORLU
Pazar günü sandığa gidiyoruz.
Proje kısırlığı yaşayan iktidara karşılık, alanları yapabileceklerini anlatarak inleten muhalefet cephesi var.
Proje kısırlığı derken ne demek istediğimi anlatayım;
2015 Haziran seçimleri öncesi CHP 3 temel proje ile çıkmıştı meydanlara. Bunlardan ilki asgari ücretin 1500 lira olmasıydı. İkincisi emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramlarında birar maaş ikramiyeydi. Üçüncüsü Taşeron Sisteminin ortadan kaldırılması idi.
Devamında Merkez Türkiye vardı. Yatırım vardı, istihdam vardı.
Yatırım, istihdam gibi, iktidar partisinin burnu büyümüş takımının hoşuna gitmeyecek alanlara dokunulmadı. Ama Asgari Ücret 1500 lira oldu mu. Emekliye birer maaş olmasa da 1000’er lira bayram ikramiyesi hayata geçti mi, taşeron sistemi yarım yamalak da olsa uygulanmaya başladı mı.
Bunların tamamı CHP’den gelen taahhütlerdi, iktidar uygulamak zorunda kaldı.
2018’e geldiğimizde yine Muharrem İnce öğretmen, polis ve ordu mensuplarının katsayı sorununu gidereceğini açıklamakla başladı işe, İstanbul Boğazındaki üç köprüdeki geçiş ücreti adaletsizliğini dile getirdi, seçildiğinde 48 saat içinde OHAL’i kaldırma sözü verdi, eğitim ve liyakat esasının kamuya hakim olacağını dile getirdi ve hepsinden önemlisi Adalet ve Parlamenter Demokrasi konusunda milletin beklentilerini yerine getirecek düzenlemeler taahhüt etti.
Peki iktidar buna karşılık ne yapıyor.
Yapılacak Millet Bahçelerinde çimlerin üzerinde yuvarlanıp tembel tembel pineklememizi garanti ediyor.
Kurulacak Millet Kıraathanelerinde de ücretsiz çay, kek güvencesi veriyor. Tam ağız söylenmese bile OHAL’i de kaldırabiliriz demeye başladılar.
Ancak gördüğüm CHP ve AKP’deki benzerlik, her iki partinin cumhurbaşkanı adayının da bir türlü mutfaktan bahsetmemesi.
Buradan ilan ediyorum, dövizdeki yükselme devam ettiği sürece, enflasyon gölgelenmeye çalıştığı sürece, işsizlik arttığı sürece, çok değil bir yıl sonra yoksulluk kavramı yerini açlık kavramına bırakacak Türkiye’de.
Yani 24 Haziran’da kim iktidar olursa olsun, 25 Haziran Sabahına sorunlar yumağı içerisinde uyanacağız.
Zira ekonomide en dip seviyenin bile altına indik.
Piyasalarda yaşanan başıbozukluk da işin cabası.
Ama iktidarın gördüğüm kadarıyla öyle bir kaygısı yok.
Başbakanlık koltuğuna oturtulan Cinali, pardon Binali, kürsülerden toplumun kendilerinden olmayan yarısına etmediği hakareti bırakmıyor.
Sayın Cumhurbaşkanı, ötekileştiren, aşağılayan, küçümseyen, kibir dolu konuşmalarında, milletin derdi yerine bir avuç mutlu azınlığın derdini ön planda tutuyor.
Bedelli askerlik gibi mesela.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü geçişinden alınan ücreti ‘Sembolik’ olarak nitelendirebiliyor.
Sembolik dediği rakam gidiş-geliş 228 lira..
İstanbul’da tam bir saltanat oluştu.
Tüm Milli Saraylar, 21. Yüzyılın Lale Devrine tahsisli.
Yetmedi, Türkiye’nin en güzel kıyılarının, en berrak denizinin bulunduğu Okluk Koyu’ndaki Cumhurbaşkanlığına ait mütevazi yazlığın yerine 300 Odalı bir saray inşa ediliyor.
Kendi Halkından korkan bir üst yönetimden bahsetmesek olmaz.
300 araçlık koruma konvoyları.
Güvenliği sağlamakla yükümlü polisine güvenmeyip, silahlarındaki şarjörleri toplayan bir anlayış.
100 binin üzerinde kayıp devlet silahı bulunmasına rağmen olanları sessizce izleyen bir yargı, Bilal’in Vakfı Türgev’de görevli olduğu ortaya çıkan Yüksek Yargı Mensuplarının oluşturduğu bir yüksek yargı, ‘Mülakat’ ucubesi ile devleti tüm birimlerini kademe kademe ele geçirmeye çalışan bir iktidar yandaşlığı hamlesi.
Ama üretim yok, ama işsizlik yok, ama enflasyon yok, ama satılan fabrikalar yok, ama katledilen eğitim sistemi yok iktidarın gündeminde.
Dedim ya, muhalefetin hiç değilse, temel gıda ürünlerinin fiyatlarını sık sık gündeme getirmesinde büyük yarar var.
Olur ya, daha önceki projeleri gibi bunu da iktidar kopyalar ve uygular belki.
Aksi takdirde, çok uzun süreye gerek yok, yakında milletçe açlığı konuşmaya başlayacağız.
Ve aç kalan toplumların öfkesi ise başka öfkelere benzemez.
Ona göre..
Ne diyor Şair;
Hiçbir korkuya benzemez
Halkını satanın korkusu.
Ben de diyorum ki;
Hiçbir korkuya benzemez halkını aç bırakanların korkusu..