Ahmet ZORLU

MÜSTAHAKIZ BUNA.

Ahmet ZORLU

Sen, “Hantal devlet yapısı yüzünden hizmet yapılamıyor..” diyerek, devleti küçülteceğini, hizmetlerin etkin ulaşımını sağlayıp iktidar olacaksın, 16. yılına geldiğinde ülkeyi kurullar, komiteler ülkesi yapacaksın.

Sen, “Okulun bahçe duvarının yapımı için bile Ankara’dan onay gerekiyor. Merkezi yapı yerine hizmeti yerel yapıların sağlamasını temin edeceğiz” diyeceksin, iktidarının 16. yılında, belediyelerin günlük hesap dökümlerini bile Saray’a ulaştırma zorunluluğu getireceksin.

Sen, “Eğitimi çağdaş hale getireceğiz. Hans ve Helga gibi Ayşe ve Fatma da, bilgisayar tableti ile ders görecek. FATİH Projesi ile çağdaş eğitime adım atıyoruz” diyeceksin, 16. yılda neredeyse tüm köy okullarını kapacaksın, çocukları ilçe ve il merkezlerindeki okullara yığacaksın. Eğitimi içinden çıkılmaz hale getireceksin.

Sen, “Çocuklarımızın ders kitaplarını bundan böyle devlet bedava verecek” diye yola çıkacaksın, 16. Yıl sonunda kağıt kıtlığından ders kitabı bile bastıramayacaksın.

Sen, “Bundan böyle hastanelerde kuyruk olmayacak. Dileyen dilediği hastaneyi gidip bedava tedavi olacak, ilacını istediği eczaneden alabilecek” diyeceksin. 16. yılda kamu hastaneleri tahlil ve tetkik için 3-5 ay sonrasına gün verir hale gelecek. Eczanelerde hayati öneme haiz ilaçlar bulunmayacak. Bıçak parasını yasal hale getireceksin. Kent Hastaneleri Projeniz sayesinde Devlet, Hastane yapan şirketlerin kiracısı konumuna düşüp, firmalara hasta garantisi verir hale gelecek. Hastane çalışanları birer modern köle olacak. Hastanın ve stajyerin yemeğini keseceksin. Doktora bile yemeği doyumluk değil, tadımlık verir hale geleceksin.

Sen, eğitimini tamamlamış gençliğin KPSS sınavı sonuçlarına göre atama beklemesinin önüne mülakat adıyla bir engel daha koyacak.  Pırıl Pırıl Beyinlerin kurumlarda görev yapması yerine partilinin hamili kartlı tosuncuklarına kamunun kapılarını sonuna kadar açacak, böylece kurumları iş yapamaz hale getirecek, sonra da ‘Yurtdışına giden beyinlerimizi Türkiye’ye davet ediyorum’ diyeceksin.

Sen iktidarında kamunun tüm nimetlerini önlerine serdiğin tosuncuklarının kazandığı milyonlarca doları İngilterelere, İspanyalara, ABD’lere kaçırmasını sessiz ve çaresiz bir şekilde izleyecek, sonra yabancı yatırımcıya “Gel yatırım yap” diyeceksin.

Sen “Analar ağlamasın” diyerek teröristbaşının ayağına resmi heyetler yollayacak, Kandil’de, Oslo’da, Dolmabahçe’de mutabakat belgeleri imzalatacak, bölücübaşının Nevruz Mesajını TV’lerde ortak yayınlatacak, Kürt Halkı sana değil HDP’ye verince oylarını, o zaman  da Milli ve Yerli diyeceksin.

Sen, Fetö Elebaşı ile mutlu ve mesut bir zeminde el ele vererek Yargıyı, Polisi, Askeri kendisine teslim edecek,  eğitimin anahtarını bu haine altın tepside sunup, bir gecede onlarca üniversitesine onay verecek, her ilde okullar kurması için önünü açacak, daha fazlasını isteyince arabulucular gönderecek, ülkenin anahtarını isteyince de Hocaefendi diye methiyeler dizdiğin adamı ‘Terör elebaşısı’ ilan edip, dünyanın da buna inanmasını bekleyeceksin.

Sen, Fetö Pisliğine bulaşmış siyasileri himaye ederek devletin, partinin ve hükümetin en kilit noktalarında tutmaya devam edecek, öğretmeni, subayı, polisi hatta 3 günlük askeri zindanlara doldurup “Fetö ile mücadele ediyoruz”a toplumun inanmasını bekleyeceksin.

Sen, özelleştirme adına kamu malı ne var ne yok önceliklilere! Satıp savacakın. Sattıklarınız bitince de “Üretim seferberliği” ilan edeceksin..

Sen, Pamuk ambarı Türkiye’yi pamuk üretemez hale getireceksin,

Sen, Tütün çiftçisine tütün ekmeyi yasaklayacaksın,

Sen, Buğday üreticisinin boynuna mazot, gübre, ilaç gibi altından kalkılamaz yükleri yükleyecek, sonra da Rusya’dan buğday alacaksın,

Sen, Milli ve yerli hayvancılığımızın cenaze namazını kıldırdıktan sonra, dünyanın şarbonlu et pazarı haline getireceksin güzel ülkemi,

Sen, nohuta bile, domatese bile fakiri muhtaç edeceksin,

Sen, çiftçinin tek gelir kaynağı olan pancarın tek alıcısı şeker fabrikalarını bile satıp savacaksın,

Sen, ABD’nin el attığı ülkelerin karışmasını ya seyredecek, ya da karıştırıcı rolü oynayacak, sonra da ‘Komşularla sıfır sorun’ diyerek selam verecek komşu devlet bırakmayacaksın.

Sen, sağcı-solcu, alevi,sünni, türk-kürt gibi nifak tohumlarını gübreleyeceksin, sonra da ‘Kardeşlik’ edebiyatı yapacaksın.

Sen, ‘Hele bu kardeşinize 24 Haziran’da destek verin, dövizle-faizle nasıl mücadele edilir göreceksiniz’ dediğinin ikinci ayında dövize, faize, enflasyona, işsizliğe ülkeyi teslim edeceksin.

Sen, ‘Yoksullukla Mücadele’ diyeceksin, ülkenin yarısını açlık sınırına, yüzde 78’ini yoksulluk sınırına taşıyacaksın.

Sen, ‘Yasaklarla Mücadele’ diyeceksin, nefes almanın ötesinde her şeyi yasaklayacaksın, onlarca yeni cezaevine rağmen, cezaevlerinde bir yatağa 4 mahkum düşecek.

Sen, ‘Yolsuzlukla Mücadele’ diyeceksin, ülkenin yolsuzluk cenneti haline gelmesini seyredeceksin.

Ne diyeyim, hala bu milletin bir bildiği varsa söz, bu seçimde benim de oyum sana.

Demek ki, müstehakız bütün bu yaşananlara..

 

Yazarın Diğer Yazıları