MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE..
Ahmet ZORLU
Tamam da kardeşim..
Kıbleyi şaşırtıyorsun adama..
Nereden çıktı, Sırplardan 5 bin ton et alma hevesi..
Nereden çıktı, Müslüman Mahallesi’nde salyangoz satma sevdası.
Bosna Savaşı sonrası gittiğim Bosna Hersek’te, Sırpların Müslüman topluluklara yaptıkları eziyetin bizzat tanığıyım.
Başkent Saraybosna’da her mahallede bir şehitlik var biliyor musunuz?
Çünkü onlar, Sırp Keskin Nişacılarının kurşunları ile ölen şehitlerini gece gömebiliyorlardı, ondandır her mahallede bir Şehitlik olması.
Müslüman Halkın yaşadığı Saraybosna’nın Yamaç Tepesine bir Haç Sembolü diktiler, tam 36 metre yüksekliğinde.
Saraybosna’nın her noktasından izlemeniz mümkün.
Bu tarihi Osmanlı Kenti ikiye bölünmüş, arada Birleşmiş Milletler Güçleri görev yapıyordu, yeni bir çatışma çıkmaması için.
Aliya İzzetbegoviç diyor ki Boşnak Milletine;
"Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır."
Bu soykırımın Mimarı kim biliyor musunuz?
Bize 5 bin ton et satacat olan Sırplar..
Bu kadar mı acz içinde ülkem..
Buradan ilan ediyorum, Sırbistan’dan gelecek etler tükenene kadar mutfağıma et sokmayacağım.
Bismillah diyen, Allah diyen, sabah evinden Ayetel Kürsü okuyarak çıkan herkesin bu Sırp Sevdasını bir kez daha gözden geçirmesini tavsiye ediyorum.
Tepkim Sırpların dini inançlarına değil.
Zira Yüce İslam Dini, ‘Leküm Dinikum Veliyedin’ der.
Ama onlar, sırf müslüman diye, kadını, çocuğu, genci, yaşlıyı ayırmadan topluca katledebilmiş, 20. Yüzyılın Canileridir.
Benim için onlar PKK, Işid ve aklınıza gelebilecek tüm Cani yapılar ile eş anlamlıdır.
Ve onların yaşattıkları vahşet, müslümanların tüm izlerini ortadan kaldırma girişimleri bu gün bile Balkanların başlıca utançlarının başında gelmektedir.
Bu gün Osmanlı’nın mirası camilere, çarşılara, sokaktaki Arnavut Kaldırımlarına bile ‘Ata mirası’ diye titizikle sahip çıkan bir milleti kökten ortadan kaldırmaya kalkışmış bir ülkeden söz ediyoruz.
5 Bin ton et alacağız öyle mi?
Samanımızı da, Türkiye sınırından sızmaları önlemek için duvar örme hesabı içinde olan Bulgaristan’dan alıyoruz nasılsa..
Farkında değil misiniz hala..
Türkiye Batı Medeniyetinin Doğu noktası idi şimdiye kadar.
Ama şimdi Medeni dünya bize, Doğunun Batı’daki son noktası muamelesi yapmaya başladı.
İstediğiniz kadar et bağlantısı yapın.
İstediğiniz kadar, Avrupa’nın kıyıcığındaki Devletlerde tur atın.
Yaptığınız yanlışlar, toplumu getirdiğiniz karanlığın kıyısı yüzünden medeniyet size şüpheyle bakıyor..
Medeniyet derken sakin Avrupa özentisi bir medeniyet anlamı çıkarılmasın.
Medeniyet ilimdir, bilimdir, kaliteli eğitimdir, aydınlık saçan bir toplumdur, sanattır, spordur, demokrasidir, mahalle baskısı uygulayarak insanları tek tip hale getirmemektir, eğitim kurumları tıka basa dolu iken eğitim sisteminizin vitrini olan İmam/Hatip’lere zorla çocukları yerleştirmeme girişimidir. Kaliteli sağlıktır.
Sayın yönetenler, Sırbistan hayvancılığına sağladığınız 5 bin ton et katkısı ile başta Aliya İzzetbegoviç’in ve Sırp Soykırımın’ında yaşamını yitirenlerin kemiklerini sızlattınız, geride kalanlarına derin bir hayal kırıklığı yaşattınız.
Mesela Mehmet Özhaseki’ye yarın gideceği kardeş kentimiz Mostar’da bir Boşnak sorsa, “Bre kardeş kentimizin yetiştirdiği bakan efendi, geldin kardeşiz dedin, bağrımıza bastık, nereden çıktı Sırp eti sevdası?” diye.
Ne cevap verecek gerçekten merak ediyorum.
Neyse, uzatmayalım, ne diyor Aliya İzzetbegoviç;
"Müslümanların hızla artan büyük nüfusuyla övünmemiz, bana şişmanlığıyla övünen ve aldığı yeni kilolardan haz duyan bir adamı hatırlatıyor. Ruhumuza, akılımıza ve başarılarımıza vurgu yapmaya ne zaman başlayacağız? Küçük ve kırılgan bir insanda bile insanlığa katkıda bulunabilecek büyük bir ruh bulunabilir. Gücümüz, bilimimiz, edebiyatımız nerede? Nerede buluşlarımız, küllî iyiliğe katkılarımız?"