MODERNİTE DÜŞMANLIĞI..
Ahmet ZORLU
Simitçi tezgahları ile başladı her şey..
Yıllar önce, bir belediyemiz simitçiler için seyyar tezgahlar yaptırdığında, tezgahların üzerine kondurduğu kubbelerle..
Sonra mimariye yansımaya başladı bu özlem..
Oval kapı üstleri, oval pencerelerin kondurulduğu bina projeleri jet hızıyla geçiyordu onaydan çünkü..
Ve dün bizim gazetede bir haber..
“Şadırvanlar Selçuklu Mimari tarzıyla yenileniyor..”
Hemen belirteyim, Osmanlı’nın, Selçuklu’nun kendine has bir mimarı estetiği vardı.
Şimdi benzetilmeye çalışılanlar ise, eğreti, yapmacık ve estetik zevkten uzak..
Tarihi kalıntıyı onarmak, gelecek nesillere taşımak tamam.
Ama onu da aslına uygun yapmak zorundasınız..
Mesela Talas İlçemiz’deki Osmanlı Sokağı gibi..
Mesela At Pazarı Mahallesi’ndeki eski Kayseri Evleri gibi..
Ama onları da aslına uygun restore ettiğiniz zaman anlamlanır.
Ve yönetenlerimiz, eskiyi gelecek nesillere taşımaya çaba gösterirken, modern mimari, modern kentleşmenin de önünü açmak, gelecek kuşaklara ‘yeni’ adına bazı çalışmalar bırakmak zorundadır.
Merhum Vedat Dalokay’ın eseri olan Kocasinan Belediye Binası bu anlamda, Cumhuriyet Tarihimizde Kayseri’ye kazandırılmış, ‘Estetik ve Farklı’ denilebilecek tek bir yapıdır.
Kocasinan Belediyesi, Erkilet’te bir Cami Şadırvanını, Selçuklu tarzı düzenlemiş miş..
Fotograflara baktığımda içimden geçeni söyleyeyim, “Selçukluya hakaretin yapıya dökülmüş hali..”
Yapmayın beyler, etmeyin..
Geçmişe sahip çıkmak istiyorsanız, atalarınızın sizinle övüneceği yapılara imza atın.
Mesela öyle bir cami yaptırın ki, “Atalarımız mezarlarından kalksa, sizinle gurur duyardı” diyelim..
Mesela öyle bir bina yaptırın ki, “İşte Cumhuriyet’in gurur duyacağı mimari” diyebilelim..
Kümes penceresi gibi pencereleri olan bir şadırvan ve “Selçuklu Tarzı” öylemi..
Selçuklu’nun kemiklerini sızlattığınızın farkında değil misiniz?
Yine yıllardır dikkatimden kaçmayan bir başka ayrıntı.
Özellikle Melikgazi Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, sosyal medyayı çok yoğun kullanır ve hemen her gün bir fotoğraf paylaşır.
Çarşıya çıkar, insanlarla konuşur.
Ekibi bunu fotoğraflar ve sosyal medyada paylaşır.
Halkla iç içe olmak güzel bir uygulama, da..
Meselenin Da’sı var yani.
Yahu, Memduh Büyükkılıç çarşıya çıktığında, insanların elini sıkarken, onları fotoğraflayan kardeşim.
Modern giyimli kadınlar, üniversite öğrencisi, kulağında kulaklık bulunan genç kızlar, modern kravatlı kamu görevlileri Başkanın çevresinden özellikle uzaklaştırılıyor mu?
Paylaştığı bütün fotoğraflara bakın.
Ya 80’lik bir nine..
Ya 75’lik bir hacı emmi..
Melikgazi’de hiç genç yaşamıyor mu?
Tamam, fotoğraf karesine aldığınız insanlar Büyükkılıç’ın oy vereni anladık ama, nedir bu gençlik korkusu.
Yani diyeceğim..
Selçuklu da, Osmanlı da, günümüze kadar bıraktığı eserlerle, mimari de o günün şartlarında geldikleri noktayı çok güzel özetliyorlar.
Restorasyon adına bunları kuşa çevirmeyin, yapacaksanız aslına uygun yapın.
Ve lütfen, Kümes gibi yapılara ‘Selçuklu tarzı’ diyerek Selçuklu’ya hakaret etmeyin.
Tamam Selçuklu, Osmanlı umurunuzda değil, hedef modernite düşmanlığı belki.
Ama, eğreti yapıları Osmanlı ve Selçuklu tarzı diye yutturmaya çalışarak, bu topraklarda can bulmus Sinan’ın manevi anısına bari hakaret etmeyin..
- - - - -
Yoğun gündem yüzünden, Karabük Belediye Başkanı’nın Kayseri’yi bir çevre felaketinin beklediğine dair açıklamalarını değerlendiremedim.
Mesele baca tozu.
Bırakın Türkiye’yi, Avrupa’nın tüm demir-çelik tesislerinin baca tozu Kayseri’ye stok ediliyor.
Onlarca yazı yazdım.
Kayseri’nin geleceği tehdit altında dedim.
Ama elin gavuru bu kıymetli! Ürünü hala Kayseri’ye gönderiyor. Nakliyesini cebinden ödüyor. Kayseri’nin güzide! bir kuruluşunun fabrika alanında da stok ediliyor.
Ton başına bu memleket büyüğüne! para da ödeniyor.
Kayseri’nin seçip gönderdiği isimlerden Taner Yıldız’a bakanlığı döneminde, yaşanabilecek büyük felaket hakkında bizzat bilgi veren gazeteciyim.
Yazılarım yüzünden bu Memleket Büyüğü! beni tazminata bile mahkum ettirdi.
Ama geleceğimiz zehirlenmeye devam ediyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki de bu konuda duyarsız diyorlar.
Kendi tesislerinin atıklarını toprağa gömen bir anlayıştan ne bekliyorsunuz.
Kayseri’den hiç kimsenin dile getiremediği bu acı gerçeği Kayseri’nin ve Türkiye’nin yüzüne haykıran Karabük Belediye Başkanına Teşekkür ediyorum..