MİLLİ RUH..
Ahmet ZORLU
Ülkeleri ve toplumları ayakta tutan, o ülkenin ve o toplumun ortak hassasiyetleridir.
Bu hassasiyetleri, dini ve milli olarak iki ayrı bölümde sınıflandırabiliriz.
Milli hassasiyetlerin olmazsa olmazı, ülke bütünlüğünü, kardeşçe yaşamayı, ortak hassasiyetleri olarak özetlenebilir.
Türkiye'de yaşayan toplumun genel hassasiyeti ülke bütünlüğü çizgisinden başlar. Anti Emperyalist bir savunma çizgisinde ilerler, Yurtta Barış, Dünyada Barış noktasında sona erer. Bununla birlikte Demokratik değerler de olmazsa olmazlarımızın temelinde yer alır.
15 Temmuz Darbe girişimi, Demokrasi konusunda aşınan hassasiyetleri yeniden keşfetmemize vesile olmuş, ülkeyi karanlık bir döneme sürüklemek için, devletin silahlarını halka karşı kullananların hayal kırıklığı yaşamaları sonucunu getirmiştir.
Ancak maalesef bazı toplumsal hassasiyetlerimizi yitirdiğimiz gerçeğini de kabul etmek zorundayız.
Bunların başında, ülkenin bağımsız ve tek parça kalması mücadelesi veren güvenlik güçlerimizin her gün cani örgütlerin militanlarınca saldırıya uğramasına karşı yaşadığımız kayıtsızlık vardır.
Net bir rakam bulunmamasına rağmen 7 Haziran 2015'ten bu yana verdiğimiz şehit sayısı binin çok üzerinde.
Şehit cenazelerini sıradanlaştırdık.
Eskiden, Hunat Camii'nde şehit cenazesi olduğunda, sadece Cuma namazları sırasında kepenk indiren esnaf çarşıyı boşaltır, şehit için camide saf tutar, tepkisini haykırırdı.
Oysa, son zamanlarda Şehit Cenazelerinin kalktığı Kalemkırdı Camii'nin yerini bilmeyen o kadar çok insan var ki..
PKK Belası yetmiyormuş gibi, ellerimizle besleyip kalbimize yerleştirdiğimiz bir de Işid Belası çıktı.
Sadece Pazar günü verdiğimiz şehitler bile bu kanlı yapı için ayağa kalkmamıza yeter de artır bile.
Ama Başkanlık sistemi tartışmasına verdiğimiz önem kadar, bu kan ve ateş deryasına dönüşen bölgeye önem vermiyoruz, konuyu gündemde tutmuyoruz, yönetenler üzerinde gereken baskıyı oluşturamıyoruz maalesef.
8-10 Şehidin haberi bile adına medya denen bazı paçavralarda ve algı makinelerinde 2 sütun yer bulabiliyor.
Sadece bu kadar ki?
Türk Askeri Suriye'de. Kiminle ittifak halinde, nihai hedefi nedir belli değil. Adına Öso denen devşirme bir örgüte alan açmaya çalışıyor.
Öso'yu bilirsiniz, 10 bin tane insanı eğitti Türkiye ve ABD..
Sonra ne mi oldu. 9 bini Işid saflarına geçmişti hatırlarsanız,.
İkinci sıkıntı Irak topraklarından yansımaya başladı.
Musul'u Işid'den temizleme harekatı yapılıyor.
ADB ve Irak yönetimleri 'Bu operasyonda Türkiye yok, olmayacak derken biz ısrarla 'varız' tezini savunuyoruz. Yetmiyor, burada da ittifakı devletlerle değil, Barzani denen aşiret reisi ile yapıyoruz.
Bu durum bana yıllar önceki 'bir koyup on alacağız' politikasından nasıl çırak çıktığımızı ve Merhum Özal'ı anımsattı birden nedense.
Bu iki ülkedeki mücadeleyi verenler Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Mehmetçikleri..
Ama bir çoğumuz haberdar bile değiliz olan bitenden.
Sadece güvenlikle ilgili mi kayıtsızlığımız dersiniz.
Elbette hayır..
Dolar fırladığında, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in önüne yazar kasa fırlatan kahramanlarımızın! fırlatacakları yazar kasaları bile kalmadı.
Dolar tarihinin en yüksek düzeyine ulaştı.
Bir ekonomistken, bir vatandaştan şikayet geliyor mu?
Muhalefet ise evlere şenlik.
Sayın Cumhurbaşkanı ya da İktidar Partisi'nden bir isim, önlerine topu yuvarlıyor onlar da gerçek gündemi bırakıp bu topla oyalanıyorlar.
Bu ülkeyi seven her bireyin, yaşananları bağımsız, tarafsız bir şekilde incelemesi, oynanan ve oynanmak istenen büyük oyunu görmesi ve artık bazı konularda hassasiyet sergilemesi gerektiğine inanıyorum.
Aksi takdirde, yarın 'Yeter ama bu kadar da fazla' diye isyan ettiğinizde, sizinle aynı sesi çıkaracak kimse kaymayabilir çevrenizde..