MİLLETE VE GENÇLİĞE ÇAĞRI..
Ahmet ZORLU
Bu topraklar tarih boyunca az sayıda unutulmaz kahraman, çok sayıda unutulan hain yetiştirmiştir.
Hala da her gün hainler sürüsüne yenileri eklenmektedir.
Bu hainler güruhu, son zamanlarda sanki bir yerlerden talimat almışçasına, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatük’e hakarette sınırları zorlamakta, annesi ve manevi kızına, akıl dışı, vicdan dışı yakıştırmalarda bulunmayı görev saymaktadır.
Bir televizyon kanalında ekranlara gelen ‘Derin Tarih’ programına katılan iki hadsiz namussuz, Atatürk’ün manevi Kızı Afet İnan hakkında, Gazinin metresi olduğu yolunda çirkin yakıştırmalarda bulunmuşlar, maalesef programın yapımcısı da bu çirkin iftiraların yaşanılmasına göz yummuştur.
Ardından, Nur Cemaati'nin 'Okuyucular' kolunun 'hocalarından' Hasan Akar'ın ise Atatürk'e yönelik skandal ifadelerinin bulunduğu bir video sosyal medyada paylaşılmıştı. Hasan Akar, skandal videoda Mustafa Kemal Atatürk için "1938'de geberen p.ç" ve annesi Latife hanım için "Annesi resmi kayıtlarda genelevde çalışıyor" diyordu.
Okuyucular damgalı bu cahili de milletin vicdanına havale ediyorum.
Ardından yağmur gibi başladı hakaretler, densizlikler, çirkin iftiralar.
Sanırım, Cumhuriyet Savcılıkları bu kendini bilmezler hakkında gerekli soruşturmaları yapıyor, yapmıştır.
Ancak, ardı ardına servis edilen bu çirkinliklerin çıkış kaynağının da bulunması gerekir.
O hadsizlerin içindeki erik kurusunu biliyoruz.
Onlar, din ticaretinden iyi kazanıyorlardı. Şeyhlerinin kapıkulluğunu yaparak dünyalıklar elde ediyorlardı. Atatürk, Dinimiz İslam’ın ticaret ve sömürü metası olarak kullanılmasına karşı çıkarak, takke ve zaviyeleri bir gecede kapattı.
Bu din tüccarları bir gecede sermayesiz kaldı.
Cumhuriyet tarihi boyunca da, hep pusudaydı ve fırsat buldukça şeytani yüzlerini göstermekten çekinmedi.
Cumhuriyete karşı, Demokrasiye karşı, Hukuk Devletine karşı ilk zamanlar isyanlar örgütlediler, başarılı olamadılar.
Onlar o kadar çok ve o kadar ahlaksız ki, “Kurtuluş Savası’nda keşke Yunan galip gelseydi” diyebilecek kadar aşağılık insanlar.
Ama bazen, akıl hastası raporları cebinde olmasına rağmen “İlim adamı” diye hala saraylarda ağırlanıyorlar.
Üniversitelerde harıl harıl beyin yıkıyorlar, maaşları devletten..
Adamlar kendine göre tarihi çarpıtıyor.
Bunlar aslında zır cahil adamlar, ama görevleri gerçek tarihi çarpıtmak.
Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan'a ağır hakaretler eden adama bir bakın.
İstanbul Üniversitesi, tarih konuşmak için böyle bir adamı üniversiteye davet ediyor. Dünyada hangi üniversitenin hangi fakültenin aklına gelir Mustafa Armağan'ı tarih konuşturmak için üniversiteye çağırmak. Böyle bir şey olamaz. Harvard'da bir günde yüzlerce seminer olur. Tarih fakültelerinde, fizik fakültelerinde konferanslar olur, paneller olur ama hepsinde bir kalite olur. Hepsi aynı ayarda değildir ama bir mantığı vardır çağırmalarının. Bizdeki üniversitelerde bu yok. Onu kim niye çağırıyorlar, rektörlüğün böyle bir adama alet olması üniversitelerimizin halini de ortaya koymuyor mu?.
Maalesef son yıllarda bu yobazlar sürüsünün sayısı arttığı gibi, söylemleri, hakaretleri, tarihi çarpıtmaları bir yerlerden teşvik ediliyor, el altından adeta ödüllendiriliyor.
Oysa bu yobazlar sürüsünün bilmedikleri bir gerçek var.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, onun yanında ve arkasında saf tutmuş Türk Milleti, topraklarımızı İngilizin, Yunanın, İtalyanın, Fransızın çizmelerine terk eden Padişaha rağmen, bağımsızlık sevdasıyla, imanla, inançla bu toprakları İngiliz uşaklarından temizlemiş insanlar topluluğudur.
Onların hepsi birer Atatürk’tür.
Bu günkü yobazların efendisi işte o günlerde, İngiliz Gemisine binip ülkeyi terk etmiş olan, Vahdettin ve avanesidir.
Ancak ülkeyi ve bu kutsal toprakları terk eden İngiliz uşakları, giderken bu topraklara ektikleri kinin, nefretin bu kadar büyüyeceğini akıl bile edememişlerdir.
Bunlar Kurtulmuş Savaşı’nda, “Keşke Yunan galip gelseydi” diyecek kadar aşağılıktır.
Bu güruh şimdi yüce dinimizi bir kez daha Pazar tezahına sürmüş, “Bu iktidar giderse ibadet yasaklanacak eskiden olduğu gibi” diyebilecek ve cahil insanların kafasını karıştırabilecek kadar hadsizleştiler.
Millete çağrımdır; “Madem Cumhuriyet yönetiminde Ezanlar yasaklanıp ibadet gizli yapılıyor du, bizim her gün 5 kez duyduğumuz o ezanları kim okuyordu” diye sorun.
Bir çağrım da Atatürk’ün, ülkenin geleceğini emanet ettiği gençliğe:
Atatürk, size hitabesinde diyor ki, “Gaflet, dalalet hatta hıyanet içinde bulunabilirler..”
Gençliğe hitabeyi bir kez daha okuyup sandığa öyle gidin..