MARKA KENT OLMAK..
Ahmet ZORLU
Eğer bir kent, tarihi ve kültürel, ticari yetenekleri bakımından, bunun yanında ürettiği değerlerin tanıtımını iyi yaparsa, o kentin değeri artar, geliri artar, turizm açısından ivme kazanır.
Günümüzde, kentlerin değerini artırma noktasında ülke genelinde tam bir rekabet yaşanıyor.
Konya Mevlana'yla, Bursa Ulu Camii ve Kapalı Çarşısıyla, Samsun kenti süsleyen kültürel değerleri ile, Antalya Denizi ve Güneşi ile, Adana, Şanlıurfa, Gaziantep gibi iller kültürel değerlerinin yanısıra mutfaklarıyla yerli ve yabancıların uğrak yerlerinden biri olmanın mücadelesini veriyor.
Peki Kayseri bu anlamda ne durumda..
Kayseri Kışı ayrı, yazı ayrı güzel bir Erciyes Dağı'na sahip. Son yıllarda Erciyes'e yönelik yapılan tanıtım çalışmaları ve yatırımlarla beklenenin altında olsa da yerli turist çekmeyi başarıyor.
Ancak Kayseri'nin o kadar fazla, pazarlanacak özelliği var ki, bunların tanıtımından, pazarlanmasından yoksunuz malesef.
Türkiye'nin en gözde kuş konaklama merkezlerinden birine sahibiz. Türkiye'nin en gözde doğa harikası Kapuzbaşı Şelaleleri Kayseri sınırları içinde. Bizans, Selçuklu, Roma, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait gezilecek, görülecek onca değerimiz, kültürel hazinemiz var, ama Erkilet Havaalanına gelen turisti, hala şirketler arka sokaklardan Kapadokya bölgesine kaçırıyor.
Kayseri doğa ve tarihin ötesinde bu gün bir sağlık kenti. Bir üniversite kenti. Yakın dönemde kente kazandırılmış çok sayıda değere sahip. Ama tanıtım noktaları tıkalı..
Kayseri, Makar-ul Ulema Şehri olarak bilinirdi. Mevlana'nın Hocası,Seyyid Burhaneddin Tirmizi, bu güne kadar dehası gıptayla izlenmiş, ancak dehasının sırrına bile erişilememiş Mimar Sinan bu topraklarda hayat buldular. Selçuklu Dönemine damga vuran Melikgazi, Gevher Nesibe Sultan, Mahperi Hunat Hatun bu topraklarda eserleri ile yaşıyor, yaşatılıyor.
Selçuklu Medreseleri, Tarihi Kale, Kümbetleri, Cami ve Külliyeyleri ile tarih kentidir aynı zamanda Kayseri..
Kayseri, Doğu ile Batı'nın, Güney ile Kuzeyin kesişme noktasıdır..
Ama bu güzergahları kullanan yerli ve yabancılar, kentimizin bu üstün doğal, tarihi ve kültürel özelliklerinden bihaber malesef.
Son seyahatlerimden birini Samsun'a yaptım. Samsun sınırlarına girdiğim andan itibaren, yol boyunca Samsun'un değerleri 2-3 kilometrede bir dev panolarla yolculara gösteriliyor. Daha Samsun'a varmadan, nereleri ziyaret edeceğiniz kafanızda şekilleniyor. Doğal değerleri, tarihi yapılar ve sahilleri, Büyükşehir Belediyesinin kente kazandırdığı insana dair değerler hakkında daha Samsun'a ulaşmadan bilgi sahibi oluyorsunuz.
Eskişehir'e gidin. Kent sınırlarına girer girmez, kentin değerleri ile ilgili dev panolar karşılıyor sizleri. Konya'da, Bursa'da benzeri uygulamalar görmeniz mümkün.
Ya da Afyon sınırları içine girin, sadece bir çay içmek için dursanız bile bir dilim ekmek ve bir parça sucuk ikramıyla karşılanırsınız. Ondandır, Afyon sucukta öne çıktı. Biz ise ana yollarda, Kayseri ürünlerini bir arada yiyebileceğiniz bir mekan inşaasından bile hala mahrumuz.
Pastırmacılar Parkı dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ama yaptığımız Çevreyolu sayesinde, Batıdan Doğuya- Doğudan batıya gidenler uğrayamıyor. Güneyden-Kuzeye gidenlerin de uğrama şansı yol. Kuzeyden gelip güneye gidenler ise, yolu biliyorlarsa uğrama imkanına sahipler.
Kentleri günümüzde yerel yönetimler pazarlar.
Belediyeler tanıtım noktasında olmazsa olmaz kurumlardır.
Ama Kayseri bu anlamda yerinde sayıyor diyeceğim ama gerçekçi olmaz.
Geri geri gidiyor malesef.
Belediyenin tanıtımdan sorumlu birimleri, üstlendikleri görevi yanlış yorumluyor olmalılar ki, görev yaptıkları belediye sınırları içindeki değerleri değil, başkanları tanıtmakla yükümlü sanıyorlar kendilerini..
Bu kadar fazla değeri bir arada barındıran Kayseri'ye yazık ediliyor bu anlamda.
Tanıtım ve pazarlamanın önemini ortaya koyan bir örnek vermek istiyorum.
Kayseri'nin özellikle sosyal mekanları 2-3 yıl öncesine kadar Melikgazi sınırları içinde idi. Kocasinan'da bir atağın başladığı gerçeğine vurgu yaparak dikkat çekmek istiyorum.
Bu gün Melikgazi'de 140 Metrekare bir dairenin fiyatı Kocasinan'da aynı büyüklükte dairenin fiyatının iki katı.
Abdullah Gül Üniversitesi'nin kampüs yapılanması ile birlikte şimdilik o bölgede daire fiyatları ikiye katlandı. Adliye Sarayı'nın yapılması ile bu kesimde kiralarda misliyle arttı.
Bu örneklemeyi kentler arasında da yapmak mümkün.
Tanıtım noktasında ileri gitmiş illerde hizmet sektörü kazanıyor, oteller kazanıyor, lokantalar kazanıyor, benzin istasyonları daha görkemli ve hareketli. Müteahhit firmalar yaptıkları binaların satışında endişye duymuyor.
İnşaat malzemesi fiyatları Türkiye'nin her yerinde aynı. Ama Kayseri'de bir dairenin fiyatı, Bursa'dakinin yarısı bile etmiyor.
Kayseri'yi Türkiye'ye ve Dünya'ya daha iyi tanıtmadığımız sürece de bu kısırdöngüden kurtulamayacağız gibi geliyor bana.
O nedenle, Belediyelerimizin yöneticileri, sivil toplum kuruluşları bir tanıtım hareketi başlatmak zorundadır.
Batı'dan Doğuya, Doğu'dan Batı'ya, Kuzey'den güney, Güney'den Kuzey'e seyahat edenlerin direksiyonu Kayseri'ye kırmasına vesile olacak yol güzergahlarında bu tanıtım sistemini kent sınırları içerisinde uygulamalı, 'Vay be Kayseri'de ne kadar değer bir arada bulunuyormuş' dedirtebilmeliyiz.
Belediye başkanlarımız, 'Nasılsa gelen turist bize oy verecek değil' anlayışından sıyrılarak lokal tanıtım yerine, 'Bu kentin değeri turizmle artar' anlayışını benimseyerek bu kenti her platformda tanıtmak için çaba sergilemelidir.