Ahmet ZORLU

MANTIĞI EVDE BIRAKTIK..

Ahmet ZORLU

Farkında mısınız?

Türkiye’yi bekleyen en büyük tehlikeyi, bir an önce hayata geçirmek için nasıl da çaba sergiliyoruz hep birlikte.

Partiler bölündü, odalar bölündü, dernekler bölündü, çarşı esnafı birbirine kin ile bakar oldu.  Birimizin Ak dediğine öteki rengine bile bakmadan kara diyor.

Bu kamplaşmanın ve kutuplaşmanın girdabında meselelerin özünü kaybettik, her sözü ya alkışlıyor, ya da hep birlikte yuhalıyoruz.

Sözü söyleyenin ne dediğine bakmaksızın.

Hasbelkader, saltanat kayığının kuyruğunda yer bulanlar da kayıktaki keyiflerinin bozulmaması için kendilerine gönül verenlerin sevgisini istismar ederek koltuklarını korumanın derdine düştüler..

Adı Fenerbahçe ile özdeşleşen ve TRT’den her ay milyonluk rakamlar alan, adı futbol federasyonu başkanlığı için de geçen Rıdvan Dilmen bu isimlerin başında geliyor.

Sırf saraya yaranmak ve federasyon başkanı olmak için bir kampanya başlattı ve kendisine bu güne kadar gönül veren  Fenerbahçe taraftarının tepkisini üzerine topladı.

Ardından başka isimler geldi.

Sanatçı ve sporcular toplumdaki karşılıklarını, kişisel menfaatleri adına kullandıkları zaman gözden düşerler..

Ben Ahmet Kaya’yı en çok dinleyenlerdendim.

Bir gün çıktı, sanatın dışında iki laf etti, bütün parçalarını sildim listemden..

Yavuz Bingöl’ün  bütün kaset ve CD’lerine para verip alan biriydim.

Bir yerlere yamanmak adına yaptığı çıkış sonrası silip attım hepsini..

Ben Rıdva’nın, bir Fenerbahçeli olarak geçmişte bana yaşattığı gururu hep hatırlamış, ona saygı beslemiştim.

Ama çıkıp, bu ülkeye, bu millete ne getirip ne getirmeyeceğine bakmadan sırf kendi geleceği için kendisine gönül verenleri kullanmaya kalkıştı ya, benim gözümde artık yok hükmündedir.

Ben, Arda’nın futbol kalitesini her fırsatta övmüş biriyim. Ama birilerine selam sarkıtmak adına yaptığından sonra bende değeri kalmamıştır.

Burak Yılmaz için söyleyecek sözüm yok. O eşine dayak görüntülerinden sonra..

Demek ki neymiş, sanatçı, sporcu, bilim adamı toplumda edindiği imajı, itibarı, sevgiyi kendi çıkarına ve ülkeyi tehlikeye atacak uygulamalara kurban etmemelidir.

Zira, toplumu ‘Evet’ demeye teşvik ettikleri Anayasa Değişikliğinin ülke yararına mı, zararına mı olduğu tartışmaya muhtaç bir durumdur.

Sanatını, spordaki başarısını belli düşünce yapıları için kullanan isimlerin yaşattıkları hüsranı daha önce gördük.

Hakan Şükür örneğinde olduğu gibi.. Hakan Şükür, spor dünyasındaki başarılarını siyasette ve tarikatta yükselme amaçlı merdiven olarak kullanmıştır. Onunla meclise girenler 20 bin lira dolayında maaş alırken o devletin TRT’sinden program başı 200 bin lira maaş almıştır.

Sonuç mu?

Milletin yüzüne bakacak durumda değil.

Yavuz Bingöl, sanatıyla milletin gözünde edindiği yeri 3-5 milyonluk bir diziyi TRT’ye satma adına ilahların önüne paspas olarak sermiştir. Şimdi öz ailesi bile kendisinden utanmaktadır.

Bu ve benzeri örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Sonuç; Nisan Ayı içerisinde, Türkiye’de bir çok yapıyı değiştirecek bir Anayasa değişikliği için milletin görüşüne başvurulacak. Her vatandaşın, meclisten denetimli oylamayla ve baskıyla geçirilen bu düzenlemenin içeriği hakkında bilgi sahibi olması ve tercihini ona göre kullanması gerekiyor.

Zira bu konu, şarkıcının, futbolcunun yönlendirilmesi ile üzerinde karar kılınacak bir konu değildir.

Konu memleket meselesidir.

KAYSERİSPOR..

Hatırlarsınız, Erol Bedir adı ortaya atılmadan önce Saffet Külahçı çıkıp Kayserispor’a aday olacağını ilan etmişti. O günlerde sosyal medyada yaptığım bir değerlendirme üzerine Külahçı aradı ve uzun bir sohbetimiz oldu.

Kendisini, Bakan Mehmet Özhaseki’nin Ankara’ya çağırdığını, aday olmasını istediğini söylediğini, bakanın sözünü emir kabul ederek yola çıktığını dile getirdi. Hatta listesinde, Sayın Özhakesi’ye çok yakın bir ismin de bulunduğunu söylemişti.

Sonra birden Erol Bedir sahneye çıkarıldı.

Dün yapılan genel kurul öncesi Saffet Külahçı’nın ‘adayım’ açıklamalarına rağmen kongreye gelmemesi de üzerinde düşünülmesi gereken bir durum.

Sonuçta, Erol Bedir ve arkadaşları zor bir dönemde kulüp yönetimini üstlendiler.

Başarı onlarla olsun..

Ama benim hala cevap bulamadığım bir soru var.

Saffet Külahçı neden son dakikada kongreye bile gelmedi. Erol  Bedir ve arkadaşları Özhaseki’ye rağmen mi, Kayserispor yönetimine getirildi.

Sorunun cevabı takım için hayli önem taşıyor.

Önümüzdeki günlerde yaşanacaklar bu  soruya cevap olacak nitelikte olacaktır..

Yazarın Diğer Yazıları