MANİFESTO..
Ahmet ZORLU
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlediği bir salon toplantısında, yeni dönem taahhütlerini “Manifesto” adı altında partililerine ve partili olmayanlarına sundu..
Ben toplantıdaki taahhüt ve sözlerden önce bu Manifesto tanımına taktım.
Türk Dil Kurumu’na göre, İtalyancadan dilimize geçen Manifesto kelimesinin uluslar arası ve ulusal denizcilikte kullanılan bir terim olduğunu gördüm.
Ama daha da önemlisi, Karl Marks ve Frıedrich Engels’in birlikte kaleme aldıkları Komünizmin alfebesi sayılan ortak eserlerinin adı da ‘Komünist Manifesto’
Manifestonun sunulduğu salonda en dikkat çeken ayrıntı ise Atatürk’ün dev bir portresinin yer alması..
Ne hikmetse iktidar partisi 15 Temmuz gecesi gibi, seçimde zora girdiği dönemlerde de birden bire Atatürk’ü hatırlayıveriyor.
Gelelim Sayın Erdoğan’ın, Manifestosundaki bazı satır başlarına;
İlk mesajlardan biri, ‘Güçlü Adalet’ti..
2 binli yılların başında, en güvenilir kurumlar sıralamasında, Adalet ile Ordu üst sırayı paylaşırlardı. Sayın Erdoğan’ın 16 yıllık iktidarı sonucu Adalete güven yerlerde sürünüyor. Yüzlerce Hakim ve Savcı, Fetö’den ihraç edildi. Ama onların verdikleri güdümlü kararlar ile ilgili mağdurların haklarını arayacakları bir mekanizma oluşturulmadı. Yetmedi, son alınan hakim ve savcıların önemli bir bölümü, avukatlık yaparken AKP’nin il ve ilçe yönetimlerinde görev üstlenmiş isimler. Böyle bir yargı camiası ile güçlü bir yargı mümkün mü, bana göre mümkün.
Ama tarafsız ve adil bir yargı mümkün mü derseniz, maalesef buna evet demem mümkün değil. Yani bu gün güçlü bir yargıdan çok adil bir yargı sistemine ihtiyaç duyuyoruz milletçe..
Sayın Erdoğan, yeni dönemde Türkiye’nin şahlanışa geçeceğini dile getiriyor ve muassır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmayı taahhüt ediyor, “Ahdim olsun ki, Faiz, cari açık ve enflasyon düşecek” diyor.
Devletler de insanlar gibi canlı organizmalardır. Sayın Cumhurbaşkanımız farkında değil ama Türk Ekonomisi ve Türkiye’nin bırakın şanlanışa geçmeye, yerinden kıpırdamaya mecali kalmamıştır. Maalesef ülkenin, ekonomisinin, cari açığının ve enflasyonunun bu noktalara gelmesinin de müsebbibi, şahlanışı taahhüt eden Sayın Erdoğan’dır. O zaman sorarlar adama, “Madem Enflasyonun, Cari Açığın ve yüksek faizin üstesinden gelebilecek reçeteleriniz var veya vardı, niye 16 yıldır uygulamadınız.”
Ama cebinizde reçeteniz yoksa, partinizi kurduğunuzda taahhüt ettiğiniz yoksulluğu, yolsuzluğu ve yasakları yenme sözü gibi kuru bir sözden başka hiç bir anlamı yoktur gözümüzde Ahdinizin..
Erdoğan, gençliğe çok önem verdiklerinin altını çizdikten sonra, “Gençler size emretmeyeceğim, birlikte yol yürüyeceğiz” diyor. Sayın Cumhurbaşkanı, şu anda cezaevlerimizde kaç üniversite öğrencisi bulunuyor, biliyor musunuz? Bilmiyorsanız ilgili bakanlardan öğrenin. CHP Milletvekilinin beyanına göre, 70 bin öğrenci. Ben geçlik barajını aşalı çok oldu, ama parasız eğitim diyen gençlerin, hak aramaya kalkışan gençlerin, gezi gençliğinin nasıl gazla, jopla, kurşunla, gözaltıyla, tutuklulukla terbiye edilmek istendiğini süreç içinde yaşayan canlı bir tanık yazıyor bu satırları.. Kusura bakmayın ama okumuş kesime önyargınız, gençliğe bakış açınız değişmediği, demokratik gösteri hakkını kullandığı için içerde bulunan, okulundan olan gençliğin durumunu ele almadığınız sürece “Sizinle birlikte yürüyeceğiz” söyleminiz havada kalır, siz yürümek istersiniz belki ama gençliğin güvenini yeniden kazanmanız, biraz zor diyeceğim de basit kalır, İkmansız..
Sonra salonu dolduran kalabalığa diyor ki Sayın Erdoğan, “Partimizin hamurunu siz yoğurdunuz, rotasını belirlediniz..”
Evet tamamen doğru.
Bu millet, 2002’deki çıkmaz sokağın başında size bir rota belirledi.
Ama kaptanlığına getirildiğiniz Türkiye Gemisinin rotasını allak bullak ettiniz. Yetmedi, gemiyi Bermuda Şeytan Üçgenine yönlendirdiniz ve tüm uyarıları kulak ardı ettiğiniz gibi, bildiğiniz yolda devam ediyorsunuz.
Demokrasiyi hoyratça yok ettiniz. Dünyada gıdada kendi kendine yeten 6 ülkeden biriydik, samanı bile ithal edecek kadar bizi dışa bağımlı hale getirdiniz. Eğitimi sıfırladınız. Sağlığı içinden çıkılmaz hale getirdiniz. Marketlerde ilaç satmaya kalkıştınız yahu.. Yolsuzluk ve rüşvet paralarını faiziyle rüşvetçiye iade eden ülke ünvanını kazandık sayenizde. Milleti fakirleştirdikçe, yandaşlarınızla birlikte zenginleştiniz. En yakınlarınız bile yatırımlarını vergi cennetlerine kaydırdı. Yarattığınız zenginler geleceklerini İngiltere’de, İspanya’da, Yunanistan’da aramak için buralara yatırım yapmaya başladı.
Bizi soracak olursanız, posası kalmış limonun kabuğunu andıran bir ülkede, kabuğun içindeki posa gibiyiz.
Siz AK Parti'yi kurarken, 'Biz Türkiye'nin dünü, bugünü, yarınıyız' demiştiniz, hatırlıyor musunuz?
Evet dünümüz oldunuz, bu günümüz oldunuz ama yarınımız olacağınızdan artık siz bile emin değilsiniz..