Ahmet ZORLU

LAFI ANLAMADAN CEVAP VERMEK..

Ahmet ZORLU

Bir konuda bir suçlamaya maruz kaldığınızda önce suçlamayı anlayacaksınız ki, cevabınız ‘Saçma sapan’ olmasın..

Karabük Belediye Başkanı çıkmış, tehlikeli atıkların stok edilmesinden bahsediyor.

Bizim bakan efendi de, iki kelimeyle cevap veriyor, “Saçma sapan”

Oysa Karabük Belediye Başkanı, demir-çelik işletmelerinin baca tozunun stok edildiği bertaraf tesislerinden bahsediyor.

Bakan baca dumanından bahsettiğini sanıyor ve ‘Hava kirliliği ölçümleri sürekli yapılıyor’ diyor.

Bir kez daha tane tane anlatayım sayın bakana, Karabük Belediye Başkanının ne söylemek istediğini.

‘Sayın Bakan, Demir Çelik Fabrikaları başta olmak üzere, metal işletmelerinin bacalarında oluşan ve düzenli olarak alınan baca tozları vardır. Bu tozlar, tehlikeli atıktır ve bertaraf edilmesi hayli zordur. O nedenle Karabük ve İskenderun Demir Çelik Fabrikaları, kendi bacalarından çıkan bu tozları bir bölgede stok ettiği için, başkan yaratacağı çevre tehdidinden bahsediyor. Kayseri’deki durum ise daha farklı. Avrupa Ülkelerindeki bazı demir-çelik fabrikaları bu baca tozunu tırlara yüklüyor, nakliye bedelini de ödeyip bir işadamanın fabrikasının bahçesine gönderiyor. Boşaltılan her ton baca tozu için de bu fabrikalar, bu dostunuz ve arkadaşınız olan  ‘Çakma hayırsevere dolar cinsinden de para ödüyor.

Yani sizin anlayacağınız, bu arkadaşınızın satın aldığı fabrikanın sahasında zehirli atık dağları oluştu. Bu zehirli atıkların çevreyi etkilemeye başlaması için ise 6 ila 20 yıllık bir zaman dilimine ihtiyaç var. Etkilerinin ortadan kalkması için de sadece 500 ila 700 yıl gibi kısa! bir zaman dilimi gerekiyor.

Yani, Kayseri’nin geleceği, bir işadamanın yeşil dolar hırsı yüzünden zehirleniyor.

Bu zehirli atıklar başta olmak üzere, bu hayırsever arkadaşınızın fabrikasının bahçesinde oluşan yapay zehir dağları ile ilgili daha geniş bilgi almak isterseniz, Kayseri Çevre ve Orman Bölge eski müdürü, Ankara’da görev yapıyor, kendisini çağırırsanız ayrıntılı bilgi verir.

Yani partiliniz de olan, Karabük Belediye Başkanı, olası bir çevre felaketi için sizi uyarıyor.

Söyledikleri öyle ‘Saçma-sapan’ şeyler değil.’

Bu garip, bu konuda onlarca yazı yazdı.

Ama ne bir il yöneticisi, ne bir bakanlık yetkilisi bu konu üzerine gitmedi.

Buradan söz veriyorum, bu kentin geleceğini zehirleyen bu uygulamaya dolar aşkına alet olan, göz yuman kim varsa, yarın devri iktidar değiştiğinde ve yargı mensupları ‘bağımsızlık’ rozetlerini yeniden yakalarına taktığında, hesap vermeleri konusunda elimden geleni yapacağım.

Şimdi anladınız sanırım, Başkanınız dumandan değil, tozdan bahsediyor yani.

- - - - -

Kayseri dolu dolu  9 günlük bir kitap şölenine ev sahipliği yaptı.

Bazı günler uğrayıp bir köşeden, insan sirkülasyonunu izledim.

Her yaşta, her meslekte insan vardı.

Dünya Ticaret Merkezine eklenen bölümde, aralıksız konferanslar, konuşmalar yapıldı.

Büyük bölümü tek tip ve mahallenin uşaklarından seçilmiş olsa da, gerçekten önemli isimleri dinleme imkanı buldu Kayseri Halkı.

Günün her saatinde kalabalıklar adeta aktı fuara.

Ta ki, Cumartesi öğleden sonrasına kadar.

Hemşehrimiz de olan ve ‘Mahallenin asi çocuğu’ olarak bilinen İhsan Eliaçık’ın fuara sokulmamak istenmesine kadar.

Bu derleme kendini bilmezleri, kim organize etti bilmiyorum.

Ama bildiğim tek şey var.

Söyleyecek sözü olmayan cahiller, karşı mahallenin fikrini saldırganlık yaparak bastırmaya çalışırlar.

Oysa düşünenden, düşünceden korkmamak lazım.

Kayseri adı için iyi olmamıştır, yaşananlar.

Büyükşehir Belediyesi’nin bu büyük kültür atağına gölge düşmüştür.

Hemen belirteyim, Sayın İhsan Eliaçık fuarda kitaplarını imzalayamamıştır ama, bu günden itibaren Eliaçık’ın kitaplarına olan ilgi artacak, satış rekorları kıracaktır.

Cumartesi günü bazı yayınevlerinin kitap standlarını toplamaya başladıklarını gördüm.

Ataol Behramoğlu, imza gününü iptal etti, yaşananlar üzerine.

Ve basın-yayın kurumlarında, onca emek, onca güzellik, kendini bilmez bir güruhun saldırganlığı yüzünden kurban edildi.

Vakit henüz geç değil.

Yaşananlar kameralarca tespitli..

Kayseri adının lekelenmesine, bunca güzelliğin kurban edilmesine neden olanlar tek tek belirlenmeli ve zorbalıklarının hesabını yargıya vermelidir.

Sayın Mustafa Çelik’e de tavsiyem.

Bu güzelliği, bu kültür seferberliğini gölgeleyen, bu zorbalar sürüsü maşaları koordine eden fikir babası kimse ortaya çıkarıp,  belediye binasına bile bir daha sokmamalıdır.

Zira hiç kimsenin, Kayseri adını lekeleyecek çirkinliklere, ucuzluklara yönelme hakkı yoktur.

Yazarın Diğer Yazıları