Ahmet ZORLU

KUL HAKKI..

Ahmet ZORLU

Yüce Dinimizin, Müslümanları uyardığı en önemli unsurların başında gelir kul hakkı..

Ayet der ki; "Bana kul hakkı ile gelmeyiniz"
Kul hakkı, kişiden kişiye olduğu gibi, kişiden kuruma da sirayet eden bir olgudur.
Mesela; Mesleğinde başarılı bir memuru, karda, kışta ayazda sırf bizden değildir diye memleketten memlekete sürmek de o kurumu yöneten ve o sürgüne imza atanın omuzlarına kul hakkı yükler..
Ya da; Başkalarının ödemediği, elektrik bedelini, su bedelini, gaz bedelini düzenli ödeyenlerin arasına pay etmekte kul hakkı kapsamındadır.
Veyahut; Dünyanın en görkemli yapısını inşa ederek, bunun bedelini vatandaşın omuzlarına yüklemekte kul hakkının iç edilmesini gösterir.
Hele bu yaptırdığınız yapı, dünyanın en güçlü ekonomilerine sahip ülkeleri yönetenlerin görev yaptıkların sarayların bir kaç katı büyüklüğünde ise..
Koruma ordusu bulundurmak, araç filosu ABD Başkanının bile imreneceği kadar lüks ve donanımlı ise, üstüne üstlük bu milletin vergileri ile zirveyi taşıyan uçak filosu varsa bunları tanımlamaya bile gerek görmüyorum.
Ülkenin çalışma sistemini taşeronlara teslim etmek, taşeron olarak da parti etiketi taşıyanları seçmek, sonra da yasal ve insanı hiç bir uygulama yapmadığını bildiğiniz halde, daha çok kazanmak uğruna toplu ölümlerin yaşanmasını seyretmekte kul hakkına girer.
Ve kul hakkı gaspedenler için de; "Yarına kalır belki ama yanına kalmaz" deyimi kullanılır ki, çok yerinde bir deyimdir. 
Gelin yukardaki örneklemelerden birini, hemen her vatandaşa yansıyanını seçelim ve bunun üzerinde konuşalım..
Elektrik faturanız geldiğinde şöyle bir inceleyin dilerseniz. 10 liralık faturaya, 10 lira daha eklendiğini göreceksiniz.
Eğer 100 liralık elektrik yaktıysanız, vergisiyle, algısıyla bu miktar 200 liraya çıkıyor.
Hadi vergiye itiraz etmeyelim, onu ihtiyaç içindir kaleminde sayalım.

Ama faturadakı kalemlerden biri, belki Sayın Bakanı, Sayın Başbakanı, Sayın Cumhurbaşkanını rahatsız etmiyor, ama benim vicdanımı sızlatıyor.
O kalemin adı; Kayıp-Kaçak bedeli.
Dağıtım Şirketlerinin kayıp-kaçak oranlarını inceliyorsunuz, Askerimizin kafasına sıkmaya başlayan, vatandaşın geçtiği yolların altına bombalar koyup patlatan, kentüleri kurtarılmış bölge haline getiren  teröristlerin yuvalandığı bölgelere ait.
Yani Doğu, elektriği kullanıyor, parasını yatırmaya geldiğinde yüzde 75'i ödemiyor.
Onların ödemediği, ama kullandığı kayıp-kaçak bedeli ise bizim faturalarımıza yükleniyor ve tıpış tıpış bize ödettiriliyor.
Elektrik bedava olunca, adamlar işi o kadar azıttılar ki, kuyu suyunu bile ısıtıp tarla suluyor, inek ahırlarına bile klima taktırıyor.
Saadet zinciri tamam yani.
Geçmişte, kaçak sigara furyasının başladığı günlerde, Kayseri Emniyet Müdürü olan ismin güzel bir sözü hala kulaklarımda;
"Aldığınız her bir paket sigara ile teröristlere bir kurşun hediye ediyorsunuz" demişti..
Allahıma şükür, hiç kaçak sigara satın almadım.
Ama kendi kendime sormadan da edemiyorum;
"Peki elektrik faturasında bize tahsis edilen kayıp-kaçak bedelini yatırırken kaç kurşun hediye ediyoruz" diye.
Kaseri'de, Ankara'da, İstanbul'da elektrik faturanızı ödemediğiniz takdirde makul süre bir haftadır. Bir hafta içinde elektriğiniz kesilir, sayacınız mühürlenir.
Faturanızı öderken de "Ben PKK itlerinin yaktığı elektriğin, faturama yansıyan bölümünü ödemek istemiyorum" deme şansınız yoktur.
Ama onların elektriğini kesecek, hatta sayacını okumaya gidecek babayiğit anasından daha doğmamıştır.
Tarife gelince, "Türkiye Cumhuriyeti, Laik, Çağdaş, Sosyal bir Hukuk Devletidir"
Ama bazı uygulamalarımızda ilkel kabile devletlerinin bile gerisindeyiz.
Örnek mi:
PKK elektriği kullanıyor, faturayı biz ödüyoruz.

Kurulacak yeni hükümetin  Enerji Bakanına hatırlatmak istedim;

İnsanların omuzlarında olduğu gibi hükümetlerin omuzlarında da kul hakkı bulunması dinen sakıncalıdır.

Bu rezilliğe bir son vermenizi umuyorum..

 

Yazarın Diğer Yazıları