KREDİYİ TÜKETMEK..
Ahmet ZORLU
Sevgili dostlar, köşemi izleyenler yakından bilir.
Bu köşede kurumsal konuları, genele şamil sıkıntıları dillendiririm.
Kişileri, toplum üzerindeki etkilerine bakarak değerlendiririm.
Hizmet ile yükümlü kurumlardaki gidişata bakarım, varsa bir sıkıntı buna vurgu yaparım.
Kayseri Ticaret Odası’nda Seçim Sath-ı Mahali yaşanıyor..
Yazılanlara, söylenenlere, eleştirilere bakıyorum.
Yahu benden insanım.
Birden bire 180 derece çark edenleri görünce de bazen ‘Ama kardeşim dünü nereye koyacağız’ demekten kendimi alamam.
Fetö yapılanmasının Memleketi ele geçirdiği günler.
Hasan Ali Kilci tutuklanmış, tüm görevlerinden istifa etmiş, odada seçimler yapılacak.
Mahmut Hiçyılmaz iktidar destekli aday oluyor ve kulis çalışmaları büyük bir hızla devam ediyordu.
Başında bulunduğum yayın kurumundan program talep ediliyor, belirediğimiz gün Hiçyılmaz programa geliyor.
Yanıbaşında, yıllarını Hasan Ali Kilci’nin Oda Yönetiminde üst düzeyde geçiren bir isim var.
Hiçyılmaz’ı, boks maçına çıkacak boksör gibi hazırlıyor ve stüdyoya gönderiyor.
Zaten, rüzgarı arkasına alan Hiçyılmaz tek alternatif o günlerde.
Seçimleri kazanıyor, bu boks hocası da, tüm arkadaşları ilk günden tasfiye edildiği halde uzun süre görevine devam ediyor.
Fetö bombası patlıyor, istifalar, tutuklamalar, tartışmalı meclis toplantıları.
O günlerde, bir Ankara seyahatim sırasında Kırşehir yakınlarında çay molası verdiğim bir tesiste çay içerken Sayın Hiçyılmaz da oraya geliyor. Bir süre sohbet ediyoruz.
Başlayan, yönetimdeki istifaları soruyorum;
“Ahmet Bey, yönetime aldığım bazı arkadaşlar daha ilk günden beni etkisizleştirerek odayı Başkanlık Divanı adı altında oluşturulacak bir heyetin yönetmesi gerektiğini söylediler. Ben de şiddetle karşı çıktım. Bu arkadaşların istifasını istedim. Bu arkadaşlar Fetullah Gülen’e bağlı isimler. Seçimlerde çok aktif çalıştılar, ama takdir edersiniz ki, yetkilerimi birileri ile paylaşmam mümkün değildi. İstifa ettiler” dedi.
Hiçyılmaz’ın yönetim anlayışını ve Fetö yapılanması ile bağlantısını uzatmalı başkanlık sürecinde, sık sık yazı konusu yaptım.
Bu çalkantılı süreçte, bizimki sessizce koltuğunun hakkını vererek izliyordu gelişmeleri.
Ticaret Odası yeni binasına taşınıyor, bizimki hala orada.
Ve tabii. Fetö Süreciyle yıpranan Mahmut Hiçyılmaz’a alternatif oluşmaya başlıyor Kayseri Ticaret Odası’nda.
Sayın Gülsoy, iktidar ve muhalefetin bir bölümünün desteğini yanına alarak yola çıkıyor. Bakıyoruz ki, bizimki Sayın Gülsoy’un takasında baş miço..
Kurulan seçim bürolarının koordinasyonunda görevli.
Yazdığı sosyal medya yazıları ile, Gülsoy’a açık desteğini ilan ediyor, Gülsoy ile Ticaret Odası’nın uzay çağını yakalayacağını söylüyor adeta.
Behey kardeşim, Hasan Ali Kilci’nin başı yendiğinde oradaydın, sesin çıkmadı.
Hasan Ali Kilci döneminde oda yönetiminde bulunanlar çekirdek misali çitilirken oradaydın sesin çıkmadı.
Mahmut Hiçyılmaz’la gelenler Fetö yapılanmasını Ticaret Odası’nda bina ederken odandan kafayı uzatıp iki laf etmedin.
Görevinden ayrılman istenene kadar İmanla, İnançla Hiçyılmaz ve arkadaşlarına hizmet ettin, ‘ama’ dediğini, ‘fakat’ dediğini duymadık.
Şimdi maşallah bülbül gibi şakıyorsun.
Yazdıklarını okudukça, aklıma Kemal Sunal’ın sermaye tarafından reklam malzemesi yapıldığı ve vatandaşa kireç tozunun deterjan diye yutturulduğu filmler geliyor.
5 Yılda bir Oda üyelerinin önüne “Bakın bu deterjan var ya” havasında yeni bir ürünle çıkıyorsun.
Şimdi biz hangi sen’in dayattığı adayı takdir edelim, bu kente daha faydalı olacağına kanaat getirelim.
Acaba diyorum, odadaki sıcak koltuğundan kaldırılmasaydın bu gün hangi adaya nameler dizecektin.
Velhasıl, Ticaret Odası üyeleri sana baktıklarında, Kemal Sunallı filmleri hatırlıyorlar.
Ve artık, benim gibi onlarında sana inançları kalmadı.
Kayseri’nin dikenli sözleri ile gönüllerde taht kuran Adnan Büyükbaş’ın bir şiirinden alıntı ile aramızda geçen sosyal medya polemiğine cevap vermek istiyorum:
“Sana adam dedim bakma kusura,
Dilimize bir hal oldu bu sıra..”