Ahmet ZORLU

KÖTÜ GÜNLER..

Ahmet ZORLU

Bir dostum aradı, sohbet ediyoruz yılbaşı gecesi.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu karamsarca ama ustaca irdeleyen dostum birden bire demesin mi, “Çok şükür kardeşim, ülkemde kötü günler geride kaldı.” diye.

Kendisine, ‘Hayırdır A Haber mi izlemeye başladın” diye soracaktım ki, beni şaşırtan bu sözünün arkasını getirdi ve “2019’un ilk çeyreğini de geride bırakalım, bak o zaman çok daha kötü günlere nasıl hep birlikte adım atıyoruz” dedi.

Gerçekten, her ekonomik olumsuzluğu baskılayarak yılı bitirdi iktidar.

Belki seçime kadar da bu böyle gider, ama seçimden sonra ekonomik anlamda kara bir tablo ile karşı karşıyayız.

Dönmeyen krediler, Kredi Garanti Fonu’ndan dağıtılan ve devlet güvencesi altında olan ama geri ödenmeyen krediler, patlayan plastik kartlar, bankaların uyguladıkları çok yüksek kredi faizleri, bütçe açığı, dış ticaret açığı, bilime, sanayiye ayrılan bütçeler kısılırken Diyanetin bir çok bakanlığı imrendirecek oranda bütçe artırımı sağlaması, bütçenin dolaylı vergiler üzerine bina edilmesi, inşaat sektörünün tıkanması,  2019’da ekonomik sıkıntıları iliklerimize kadar hissedeceğimizi ortaya koyuyor.

2018’in ilk gününe bakıyorum, dolar 3.70.

2019’un ikinci günü sabahına bakıyorum, dolar 5.30.

Ama bu bile ekonomik başarı ambalajında sunuluyor, neymiş dolar 7.20’leri görmüş.

Peki dolar 7.20’leri gördüğünde iktidarda başka bir parti mi, başka ekonomi yönetimi mi vardı?

Yeni yılda yapılan zamların neredeyse tamamı , ekonomik görünümü kurtarmak, seçimi geçiştirmek üzerine bina edilmiş.

İçişleri Bakanı, Trafik cezalarından gelen kaynağın fakire, fukaraya gittiğini bile söylüyor.

Bakınız Osmangazi Köprüsünden geçiş için yeni yılla birlikte 103 lira ödeyeceksiniz. Ama diğer iki köprüye zam yok. Nisanda katmerlisi yapılacak çünkü.

Son 16 yılda tek bir fabrika kurulup bacasından duman tüttürülmedi, tezgahının başına bir tek işsiz geçirilmedi.

İşsizliği İş Kurumu tarafından okullara, kurumlara müstahdem ve güvenlik görevlisi alarak baskılamaya çalışan bir iktidar var.

Ama Allah var, üretim adına bu iktidarın hakkını da vermek gerekiyor. Getirdiği Suriyeliler sayesinde, her vilayette bir çocuk fabrikası kuruldu. Gerekli önlemleri almazsak 2050 yılında Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin oranı nüfusumuzun yüzde 25’ine denk gelecek.

Ve ülkede yaşananlardan bihaber bir gençlik yaratmayı başardı iktidarımız.

Yapılan bir araştırmaya göre, ülkedeki her 4 gençten üçü ekonomik gelişmelerden bihaber.

Daha da acı olanı, her 10 gençten 6’sı enflasyon kelimesinin anlamını bilmiyor.

Yılbaşı gecesinde baktım şöyle bir, eğlenen tek kesim vardı, ülkedeki Suriyeliler. Zira millet olarak keyfimiz kaçtı. Ağzımızın tadı kalmadı.

Suriyeliler Taksimde eğlenirken benim Mehmedim ise, onların yüzüstü bırakıp kaçtıkları Suriye Vatandaşının güvenliği için, eli tetikte devriye görevi yürütüyordu.

Gelelim Türk Lirasının 2019’daki seyrine.

Ekonomide temel kuraldır. Paranın değerini ülkenin üretim gücü belirler. 100 yumurta üretiyorsanız, karşılığında 100 lira basarsınız. Böylece 1 yumurta bir liraya karşılık gelir.  Ondandır, yumurta üretenlere tavuklara, yani sanayicilere, ve horozlara yani sanayiciye üretim için kredi sağlayan finans kurumlarına iyi bakmak zorundayız.  Zira eğer ülke 200 yumurta üretim gücüne kavuşur ve karşılığında 100 lira basarsa yumurta 50 kuruşa iner. Ama 100 yumurta yerine 50 yumurta üretip buna karşılık 100 lira basarsa yumurtanın fiyatı 2 lira olur.

Peki güzel ülkemdeki ekonomi yönetimi ne yapıyor.

Yumurta üretmeyi bırakmış, dışarıdan satın alıyor, tavuk çiftliklerini ortadan kaldırdı, yerlerine TOKİ Konutları dikti. Üretim gücü kavramı yok artık. Dolayısıyla dilediğiniz kadar para basın, size paranın değer kaybı, yüksek enflasyon ve yüksek faiz olarak geri dönecek.

Üretim kalmadı ki, paranın değerini belirleyecek üretim gücü olsun.

İşte, çok daha kötü günler kehanetinin nedeni budur.

Allah, Milleti beterinden korusun.

Yazarın Diğer Yazıları