Ahmet ZORLU

KOALİSYON..

Ahmet ZORLU

Son manevralar yapılıyor.

Para karşılığı yaptırılan anketler kamuoyuna pompalanarak, tek başına iktidar umudu ayakta tutulmaya çalışılıyor.

Bazı adaylar, kendileri bile inanmadığı halde topluma 'İstikrar için tek başına iktidar' söylemlerini diri tutmaya çalışıyor.

Terör, şehit cenazeleri, canlı bomba korkuları ile toplumun öncelikleri ikinci plana düşürülerek, huzur ülkenin tek konusu ve sorunu haline getirilmeye gayret ediliyor.

Sanki bu günkü tablonun müsebbibi başka partilermişçesine,  'Haydi bismillah', 'İlk günkü aşkla' gibi sloganlarla millet, yeni bir imajla yola çıkıldığına ikna edililyor.

Ama millet artık yemiyor.

Birden bire huzurun mumla arandığı, fakirleştiği, 2015 Türkiye'sinin sorumlularını çok iyi biliyor.

Emekli daha dün, 'Kaynak nerede' diyen bir iktidarın maaşlarına can suyu vereceğini müjdelemesine anlam veremiyor.

Asgari ücretli, 6 ay önce Türkiye Batar denilerek asgari ücret artışını reddeden bir anlayışın şimdi muhalefet ile aynı çizgiye gelmesine akıl erdiremiyor.

Hepsinden önemlisi de, daha dün 'Milleti a.... koyacağız' diyen bir kişinin yapacağı havaalanına  milletin bankalarının kredi havuzu kurmasına ve milleti kefil etmesine, bu adamın Cumhurbaşkanı ile birlikte bu kredi sözleşmesine imza atmasını içine sindiremiyor.

İşsizlik kabusu yaşayan yüzbinlerce gencin ızdırabı ortadayken birilerinin paraşütle muhteşem makamlara oturtulmasının sırrını bir türlü çözemiyor.

İşte böylesi bir dönemde sandığa gidiyoruz.

Ben şimdiden ilan ediyorum.

1 Kasım'dan sonraki ilk gün koalisyon hesapları yeniden masada olacak.

Ve benim temennim, partisine bakılmaksızın  birbirini denetleyen iki güçlü partinin Türkiye'nin geleceği için ellerini taşın altına koymalarından yanadır.

Tek Parti iktidarları istikrar getirir söyleminin ne kadar yersiz olduğunu geride bıraktığımız 13 yılda hep birlikte gördük.

Her şey yozlaştı.

Bizi biz yapan ortak değerler aşındırıldı.

Bayrağımızı, T.C.'mizi ortadan kaldırmaya çalışanlar oldu.

Kibir batağına saplanmış insanların önünde toplum biat etmeye zorlandı.

Dış politikada devletler yerine örgütlerle masaya oturmaya, işlerimizi onlarla yürütmeye çalıştık.

Kara para ülkemizde cirit attı ve buna sevinir hale geldik.

Milletine tepeden bakan, onu azarlamaktan, fertleri aşağılamaktan geri durmayan, yalanı essah gibi söyleyen, gece başka, gündüz başka kelam eden yöneticilerle tanıştık.

O nedenle 1 Kasım'ı ben, Türkiye'nin geleceğinin oylanacağı bir seçim olarak görüyorum.

Tek parti Masalının geride bırakılacağı, güçlü bir koalisyonu da Türkiye'nin kurtuluşu..

Ve 2 Kasım'dan sonra Türkiye'nin, Türk Milletinin, dini değerleri istismar etmeyen, iç barış ve dış barışı her şeyin üzerinde tutan, milletin ızdırabını yüreğinde hisseden, fakirliği 'Haline şükret' ile tanımlamayan, milletin gelirine can suyu verebilecek,  'Bizden'  anlayışının toprağa gömüleceği, 76 milyonun bir ve tek olarak görülebileceği güçlü bir koalisyon hükümetinin tartışılmaya başlanacağının bilinmesini istiyorum.

İki gündür, 2 Kasım sonrası için birilerinin 7 ay sonrasına bir erken seçim dayatabileceğine dair tahminler de yapılmıyor değil.

O niyette olanların hazırladıkları tezgaha bu milletin hep birlikte 'Yeter' diye haykıracağının şimdiden hesaplanması gerekir.

İşin özeti, 1 Kasım'da sandıktan koalisyon çıkacak.

Çünkü Millet 7 Haziran'da verdiği kararın benzerini vermeye hazırlanıyor 1 Kasım'da..

 

Yazarın Diğer Yazıları