KİM KALDI?
Ahmet ZORLU
Abdüllatif Şener, Ekonominin kumandasında oturuyordu.
Bazı uygulamalara karşı çıktı, yetkileri budandı. Bunu kendine yediremedi, milletvekili adayı olmadı, köşesine çekildi. O günden bu yana, hiç bir üniversite kendisine iş vermiyor. Bulduğu fırsatları değerlendirerek TV Kanallarında, söyleşilerde iktidarın marifetlerini anlatıyor.
Anavatan Partisi'nden transfer edilen Erkan Mumcu vardı. Kıyıların partililere kiralanması döneminde önde gelen kurmaylardandı. Sorgun Ormanı'nın bile kalbine oteller yaptırılmasını sağladı. Söz dinlememeye başlayınca siyasi mezarlığa diri diri defnedildi.
Ertuğrul Günay, AKP'yi sosyal demokrat bir parti yapacağı iddiasıyla bakan yapıldı. Kültürün ve turizmin katlinde taşeron olarak kullanıldı. Posası çıktı, bir kenara atıldı.
Ali Babacan; AKP Siyasetinin temiz yüzü.. Bazı popülist uygulamalara karşı çıkarak ekonomik dengelerin sarsılmaması için yeri geldi, ilahlarla savaştı. Gücü kalmadı, kenara çekildi. Şimdi Babacan'ın alternatifi, jöleli babayiğit oldu. Babacan'ın dedikleri değil, jölelinin dedikleri uygulanıyor.
Cemil Çiçek, ANAP döneminden bu yana Türk Siyasetinin etkin isimlerinden biri oldu. Son zamanlarda göreniniz var mı..
Bülent Arınç, yol arkadaşı. Erbakan'ı bitiren 4 isimden biri. AKP İktidarının büyük bölümünde, Başbakan Yardımcılığı koltuğunda oturdu. Posası çıkarılıp, işe yaramaz hale gelince Çukurambar'a hapsedildi. Ara sıra ses vermeye çalışıyor ama sesi kısık olduğu için kimseye duyuramıyor.
Abdullah Gül.. Sayın Cumhurbaşkanının 'Kardeşim' diyerek bir zamanlar altına Cumhurbaşkanlığı koltuğunun çekildiği isim. Yanlış bulduğu, Anayasaya aykırı bir çok uygulamayı onaylamak zorunda kaldı. AKP içerisinde ve Türkiye'de Sayın Erdoğan'dan daha popüler biriydi. Tartışmasız, görev süresinin bitiminde AKP'nin başına geçmesi planlanıyordu. Ama gelen talimatla, görev süresinin bitimine iki gün kala parti kongresini yaptı, zira talimat böyleydi. Şimdi villasında emekliliğin tadını çıkarıyor. Milletin kendisine bağladığı umutlar ise hüsrana dönüştü..
Sırada o kadar çok isim var ki, bozuk para gibi harcanan. Hangisinden örnek vereyim. Mesela PKK'yı şirinleştirmekle görevlendirilen bu amaçla uzun yıllar Başbakan Yardımcılığı koltuğunda oturan Beşir Atalay'dan mı bahsetsem, Mehmet Ali Şahin'in isyan dolu sözlerini mi gündeme getirsem. Hayati Yazıcı'nın sitemlerini mi.. Listenin tamamını yazsam ya da Hüseyin Çelik'in başkaldırısını mı, bırakın köşe yazısını, sayfalar dolusu isim var.
Dikkatinizi çekerim, bu insanların tamamına yakını Başbakan Yardımcılığı koltuğunda hizmet ettiler. Ülkeye ve Saraya.. Ama işe yaradıkları sürece. Sonra siyasetin acımasız dişlileri arasında kıymaya gibi doğrandılar.
Sonuç; Abdullah Gül partiye girmesin diye görevlendirilen Taşeron Ahmet Davutoğlu, laf dinlemez hale gelince ilk tokadı, genel başkanı olduğu partinin meclisinden yedi. Yetkileri budandı. Sonra yetmedi, Ak Saray'a davet edilerek, "Ya azil, Ya istifa" tercihi sunuldu, "Azledilip beş paralık hale geleceğime istifa ederim" tercihini kullanarak partisini kongreye götüreceğini açıklamak zorunda kaldı, bırakıldı.
Bunu yaparken de, 'Arkadan ittiler' gibi komik bir mazeret ortaya koydu.
Eğer bir insana, bir topluluk bir görev verirse üç nedenle o görevi bırakır.
1. Akçeli ve karanlık işlere bulaştığında.
2. Kendisine bu misyonu, bu görevi verenlere karşı sorumluluklarını yerine getiremediğinde, yani başarısız olduğunda.
3. Davulun boynunda, ama tokmağın başkasının elinde olduğunu farkettiğinde..
Şimdi Sayın Davutoğlu'na sormak lazım. Yukarıdaki üç gerekçeden hangisi görevden çekilmenize neden oldu.
Bir dördüncü şık var da bu millet bilmiyorsa, bunu açıklamak da size düşer.
Ve son sözüm yerel politikacılara.
Mutlak hakim gördüğünüz gücün önünde, günde 8 değil 88 takla atsanız da, yukarıdaki gözün içinde 5 paralık değeriniz yoktur. İşe yaradığınız sürece makbulsünüz. Partinizin çöp sepetini şöyle bir karıştırırsanız, partinizin ilk başbakanı, bakanları, milletvekilleri, il başkanları, ilk gözdelerin, orada olduğunu görürsünüz.
O nedenle, inançla bağlı olduğunuzu sandığınız gücün işine yaradığı sürece var olduğunuzu unutmayın, takla güvercinleri ile yarışmaktan vazgeçin.
Onun yerine, aday gösterildiğiniz yer için sizi onaylayan millete yüzünüzü dönün.
Kişilik, haysiyet, onur, vatan-millet, ülkenin esenliği, ülkenin güvenliği, hizmet ettiğiniz misyon mu, imitasyon mu, parti mi, kişi mi gibi kavramları bir daha inceleyin.
Sonra da gidip, siyasi mevta haline getirilen memleket büyüklerinin! sanal mezarları başında birer fatiha okuyup, durumunuzu bir daha gözden geçirin..
Geçirin ki, yarın tarih mahkemesinde, milletin huzuruna çıktığınızda yüzünüz kızarmasın, yaptıklarınızı savunabilesiniz..