Ahmet ZORLU

KİM BU ÜST AKIL ALLAH AŞKINA..

Ahmet ZORLU

Acı ve terör bu kez İstanbul'un göbeğindeydi..

36 can, 36 hayat, 36 özlem, 36 mutluluk bir anda yok oldu.

Patlamadan hemen sonra gerek sosyal medyada, gerekse haber kanallarında yaşanan gelişmeleri an be an izledim.

Milletvekili Mehmet Metiner, patlamayı twıtter da değerlendiriyor ve "CHP Liderinin bu günkü konuşmasından sonra bu patlamanın olması kimseyi şaşırtmasın" diyerek adres olarak CHP Genel Merkezini ve Kılıçdaroğlu'nu gösterirken, Salı Grup toplantısına trolleri doldurduğu ve başkanlık sloganları attırdığı iddia edilen Melih Gökçek ise olayın Paralel yapı, PYD, PKK ve Üst Akıl ittifakının bir eseri olduğunu savundu.

Merak ettim, gerçekten kim bu üst akıl..

Bu memleketi bu üst akıl yönetiyorsa, bizim oylarımızla göreve gelen Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, ile hükümetlerin görev verdiği Valiler, Emniyet Müdürleri, MİT, Genelkurmay nereye bağlılar.  Talimatı Üst akıldan mı alıyorlar bu durumdu.

Eğer bu üst akıl Türkiye üzerinde bu kadar etkili ise, bırakın kardeşim görevlerinizi.

Memleketi bu üst akıla teslim edelim.

Sonuçta vardığım kanı; "Üst akıl diye bir şey yoktur. Nasıl ki şimdiye kadar çeşitli yapay tehlikeler yaratılarak millet sindirildi ise, şimdi sıra üst akıl yaratmakta. Yarattılar öcü niyetine her olumsuzluğun faturasını Üst Akıl'a yüklüyorlar.."

Beyler kendinize gelin. 15 yıldır bu ülkede istediğiniz her şeyi yaptınız. İstediğiniz her yasayı çıkardınız. İstediğiniz her adamı kilit görevlere getirdiniz. İstediğiniz her talimat 3 günde yasaya dönüştürüldü mecliste.

Peki sonuç;

Ekonomi felç. Üretim bitti. İhracat can çekişiyor. Toplumsal Huzuru mumla arar hale geldik. Cumhuriyetin aşıladığı kardeşlik ağacındaki dalları kestiniz. Toplum ayrıştırıldı. Türkiye Kara Para Cenneti oldu. Eğitimi eğitimsizler ordusu yaratma stratejisi üzerine bina ettiniz. Doğu ve Güneydoğudaki yara kangren haline getirildi. Yönetenlerin 'Öfkeli gençler' diye iltifat ettiği caniler sorgusuz sualsiz memleketin bazı semtlerini parselledi. Kentlerin bir çok mahallesinde doğma büyüme oralılar,  Suriyelilerin arasında azınlık duruma düştü. Şahsen Kayseri'nin Sahabiyesi'nde kendimi bazen yabancı gibi hissediyorum. Yapay düşmanlar ürettiniz. Şimdi onlardan özür dileme noktasına geldiniz.  Cami önlerinde oturan hacı emmiler, 'İsrail'e bu kadar küfrettirdiler bize. Şimdi ne olacak. Kardeşimiz mi diyeceğiz?" sorusuna cevap arıyor.

Cami önlerinde bile artık sorgulanır hale geldiniz.

Acı ve vahim olan da,  36 kişinin can verdiği bu terör eyleminden sonra çıkıp birileri pişkin pişkin 'Güvenlik zaafiyeti yok' diyor, diyebiliyor.

Bunlar güvenlikten, x-ray cihazlarının aktifliğini anlıyor sanırım.

Havaalanındaki patlamadan bir kaç saat önce ABD, kendi vatandaşlarına yönelik terör uyarısını güncelledi. Onlara terör ihtimaline karşı vatandaşlarını uyarmaları talimatının gökten vahi ile mi geldiğini sanıyorsunuz. Dünyada istihbarat diye bir kavram vardır ve terörü olmadan önlemeye yönelik çalışma yapmaktır istihbarat birimlerinin görevi.

Ben 40 yıldır gazeteciyim.

Eskiden Kayseri'ye bırakın binlercesini, bir yabancı veya bir yabancı heyet geldiği zaman, bu istihbarat diye arlandırılan birim kendilerini rahatsız etmeyecek şekilde izler, hem can güvenliklerini sağlar, hem de temasları hakkında bilgilenirdi.

Şimdi, ülkenin bütün istihbarat dinamizmi, olmayan Fetö Örgütü diye yapay bir oluşumun izlenmesine seferber edildi. Bir çok İldeki Emniyet Müdürlüğü'nde Işid denen belanın çalışmalarını izleyebilecek donanımda ve yetenekle eleman yok.

Çünkü, hala bu cani sürüsünü 'Müslüman kardeşlerimiz onlar' diye tanımlayan bir güruh var.

Oturup hesap yaptım. Geride bıraktığımız 12 ayda 11 tane bombalı eylem ve toplu ölümler yaşadı ülkemiz. Hem de en hassas noktalarımızdan vurdu Işıd ile PKK..

Merak edenlere söyleyeyim, düz hesap 300 ölü, 1000 yaralı..

PKK Terörü ile mücadelede geçen Haziran'dan bu yana verdiğimiz şehit sayısı 700'e dayandı.

Hala birilerinin istikrar masalı okuması yok mu..

Sizin istikrarınız buysa, istikrarsızlığınızı düşünmek bile istemiyorum.

Hala devletin ve ülkenin ayarlarını kurcalamaya devam ediyorsunuz.

Görmüyor musunuz.

Türkiye'nin motorunu 15 yılda kullanılmaz hale getirdiniz.

İçinizden bir memleketsever çıkıp "Evet arkadaş yapamadık, özür dileriz"  demeyecek mi..

Son saldırının faturasını kime keseceksiniz gerçekten merak ediyorum.

Atatürk Havaalanı'nda sevdiklerine kavuşmak için yollara düşen ve havaalanında görev yaparken teröre kurban verdiğimiz  36 Kişiye Allah'tan rahmet, ülkeme başsağlığı diliyorum.

Bizi yönetenlerin de her terör saldırısı sonrası yaptıkları zırva, pardon Zirveleri bir kenara bırakarak, terörle mücadele konusunda yetişmiş insanları görev başına getirip bu belanın kök salmadan ortadan kaldırılması için adım atmalarını temenni ediyorum.

Yazarın Diğer Yazıları