KARAMSARLIK..
Ahmet ZORLU
Son zamanlarda yaşananlara bakarak, toplumumuzun yüzde 80'i, yarını düşündüğünde malesef karamsar bir hal alıyor.
Oysa 10-12 yıl önce kaygımız, tasamız, farklı konular için ortaya çıkıyordu.
Örneğin, ekonomik sorunları konuşuyorduk, Ali Babacan, Kemal Derviş gibi isimlerin hazırladıkları acı ilacı, geleceğimizin iyi olması için yüzümüzü ekşitmeden içiverdik.
Yeter ki, çocuklarımız, yeterki gelecek nesiller mutlu bir Türkiye'de yaşasın diye..
Ama her geçen günümüzün, bazı konularda daha kötüye gitmesini çaresizlik içinde izledik, izliyoruz.
Mesele ekonomi, aile bütçesi değil.
Mesele, Memleket Meselesi..
Mesele, huzur, mesele istikrar, mesele geleceğe dönük güvenin kaybolması..
Mesele, ülkem insanının onca sıkıntısının görmemezlikten gelinmesi, bile bile ABD ve Avrupa'nın emperyalist emelleri için ülkemin enerjisinin, ülkemin kaynaklarının, ülkemin geleceğinin kullanılması meselesi..
Ve daha da acısı, mesele bir takım sloganların peşine düşüp meçhule yol alan, adeta ufukta kendilerini bekleyeni umursamayan bir kalabalığın, 'getirisi, götürüsü ne olacak?' demeden, "Yaşananlar kimin işine yarayacak?" sorusunu sormadan söylenen her sözün arkasına takılıp kendileri ile birlikte ülkeyi meçhule sürüklemeleri..
Bakınız kardeşim, bu ülkenin bir bölümünü Türkiye'den koparıp Kürdistan yapmaya çalışanlara karşı canımızla, kanımızla, söylemlerimizle, kalemlerimizle mücadele veriyoruz.
Ama, sınırlarımızın ötesinde ABD ve Avrupa Emperyalizmi, Rusya, Çin ve İran ellerine pergeller almış, bölgede yeni ülkecikler yaratmak için çalışıyorlar ve biz ülke olarak bunlara hizmet ediyoruz. Suriye'nin, Irak'ın 3'er devlete dönüştürülmesi senaryosuna hep birlikte katkı veriyoruz.
Yukarda saydığım güçlerin tamamının meşru gördükleri PYD, YPG gibi oluşumların yayılmalarına göz yumuyoruz.
Adamların anlaştıkları tek konu, Irak'ın ve Suriye'nin bir bölümünün birleştirilerek, ucu Akdeniz'e açılacak bir Kürt Devleti kurmak.
Erteresan olan da, bu kürt devletinin kendilerine yakın olması için mücadele veren Rusya ve ABD'ye 'Kardeşim bizi karıştırmayın' demek yerine, oynanan büyük oyunda yeralmak adına operasyonlar gerçekleştiriyoruz.
Oysa, ülkesinde bölücülükle mücadele eden bir hükümetin, komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü olmazsa olmaz görmesi gerekmez mi..
Söyler misiniz, 15 yıl önce Musul'da, Kerkük'te yaşayan Türk ve Türkmenlerin bir sıkıntısı var mıydı.
Söyler misiniz?
Bir yıl öncesine kadar, Bayırbucak'ı hangimiz biliyordu.
Ne çabuk unuttuk, Irak'ta Türk Askerinin başına çuval geçirildiğini ve geçirenleri.
Sizin, 'Rusyanın Suriye'de ne işi var' diyebilmenizi meşru kılacak kararlılık, ülkeniz topraklarını ABD'ye, İngiltere'ye, Fransa'ya kapatmanızdan sonra mümkündür.
Sizin Bayırbucak'ta Işid yok sözünüzün meşru olması için de, sözün devamında, Öso da yok, Hizbullah ta yok, El Nusra da yok, Çeçenler de yok, oradaki halkın tamamı Türkmen kardeşlerimizdir sözünüzün doğru olması gerekir.
Beyler kendinize gelin.
Türkiye'yi oltanın ucuna yem olarak takmaya çalışan ABD ve müttefiklerin oyunlarına alet olmayın.
Yarın Rusya ile bizi kapıştırdıktan sonra, güzel ülkemin alev alev yandığını bir kenardan seyredeceklerinden kuşkunuz olmasın.
Onların ellerinde, yeri geldiğinde bir sopa olarak kullanılmanın bize bir şey kazandırmayacağını bilmek zorundayız.
Unutmayalım, eğer komşunun evi yanıyorsa, bizimki de risk altındadır.
Biz kendi evimizde gerekli önlemleri alalım, bizim imkanlarımızı, bizim askerimizi, bizim topraklarımızı emperyalist emelleri için kullanmaya kalkışanlara da, "Bizi karıştırmayın' diyelim..
Baksanıza, barış denizi Akdeniz'de Üçüncü Dünya Savaşının tamtamları çalıyor, provaları yapılıyor.
Bütün güçler toplanmış, can çekişen Suriye'den pay almak için pusuda beklemektedir.
Şöyle bir gerilere gidin..
Osmanlının son dönemlerinde Antep'i, Maraş'ı, İstanbul'u, İzmir'i, Aydın'ı, hatta Ankara'nın Polatlı sınırlarına kadar bu kadim toprakları kim işgal etmişti.
Çanakkale'de göğsümüzü kime karşı siper edip geri püskürtmeyi başarmıştık.
Şimdi, o ülkelerin hükümetleri Suriye'de söz sahibi olmak için, benim ülkemin topraklarını kullanacağını bildiriyor, izin bile almıyor, niyet mektubu yetiyor.
Türkiye bu büyük oyunda, gelecekte tek başına kalacaktır.
Hatırlayın, bir koyup 5 alacağız diyen hükümetleri, yönetimleri..
Dış politikada, Türkiye Cumhuriyetinin hiç vakit geçirmeden fabrika ayarlarına dönmesi, bu güzel ülkenin geleceği açısından önemlidir, elzemdir..