Ahmet ZORLU

KAÇ OLAY, KAÇ HÜZÜN..

Ahmet ZORLU

Dün, acı olayların yıldönümüydü..

Öldürülmesinin yıllar sonrasında, söyledikleri ve yazdıkları tek tek hayata geçen Gazeteci Uğur Mumcu ile terörün üstesinden şefkat ve sevgiyle halkı yanınıza çekerek gelinebileceğini Diyarbakır’da herkese gösteren Polis Müdürü Gaffar Okan’ın haince katledilişlerinin yıldönümüydü.

Uğur Mumcu’nun Ankara’daki cenaze törenine katılmış, o mahşeri kalabalığın, o şiddetli yağmur altında demokrasi kararlılığına tanık olmuş biri olarak dün, millet olarak geçen sürede  neler yaşadığımızı,  bize neler  yaşatıldığını bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçirdim..

Gaffar Okan’a ateş edenler bu ülkenin bölünmesi için etnik terör uygulayanlardı.

Uğur Mumcu’yu bombayla paramparça edenler ise,  Radikal İslam maskeli kişilerdi.

Aradan geçen uzun zamana rağmen ülkemde hiçbir şeyin değişmediğini, tam tersine bu iki kahramanı ortadan kaldıranların daha da güçlenip serpildiklerini, artık birer birer öldürmeyi bırakıp insanlarımızı onar onar aramızdan almaya başladıklarının farkında mısınız?

Her iki cani güruhun da amacı, ülkede istikrarı yok etmek, demokrasinin güçlenmesinin önüne geçmek, ülkeyi her alanda istikrarsızlaştırarak daha rahat at koşturmak.

Hem Radikal dinciler, hem de bölücüler, panzehirlerinin demokrasisi güçlü, ekonomik sorunları olmayan bir yönetim anlayışı olduğunu çok iyi bilir ve başları sıkıştığında soluğu böylesi ülkelerde alırlar.

Bu gün Afganistan’dan, İran’dan, Suriye’den, Libya’dan kaçanların tek amacı ve hedefi vardır, o da güçlü demokratik kültüre sahip bir Avrupa Ülkesine kapağı atmak..

Ama yaşadıkları ülkede demokratik gelişim için değil, ülkeyi cehenneme çevirmek için gece gündüz çalışırlar. Yakarlar, yıkarlar, öldürürler. Ya da yakanlara, yıkanlara, öldürenlere sessiz kalırlar..

Ölümünün üzerinden neredeyse çeyrek asır geçen Uğur Mumcu’nun 70’lı, 80’li yıllarda öngördüğü varsayımların ülkemizde tek tek gerçekleşmesinin derin hüznünü yaşıyorum.

Terör yapılarının önünde en büyük engeldi Türk Silahlı Kuvvetlerimiz.

Hayali örgütler icat edip, laik, çağdaş, demokrat, cumhuriyetçi subayları, komutanları ortadan kaldırdılar.

Oluşturdukları ‘sahibinin sesi’ mahkemelerde, aydınları, yazarları, gazetecileri linç ettiler.

Sonra da, 15 Temmuz’da ülkenin yönetimini tümden ele almanın provasını yaptılar.

Hala, ülkedeki yapıyı, ekonomik tabloyu geliştirdikleri yöntemlerle manüple etmeye devam ediyorlar.

İlginç olan, dün 15 Temmuz Tehlikesine dikkat çeken aydını, yazarı, gazetecisi, dün olduğu gibi bu gün de yaftalı, damgalı, tutuklu ya da hükümlü..

Maalesef ülke yönetimini elinde bulunduranlar da, bu yapıların değirmenine su taşımaya devam ediyor.

İmralı Canisini az daha kahraman yapmayı deneyenler kimdi?

“Bizim öfkeli çocuklar” diyerek, dünyanın en tehlikeli yapısının önünü açıp bu kadar insanımızın canına kast etmelerine sessiz kalanlar  kimdi?

‘Ne istediniz de vermedik’ diyerek 15 Temmuz sürecini hazırlayanlar kimdi?

İmralı ve Pensilvanya’yı kutsal mekan ilan ederek turlar düzenleyen, düzenletenler kimdi?

Türkiye’nin önündeki en önemli sorun terördür..

Toplumun Can güvenliği endişesidir..

Ardından ekonomik sorunlar gelmektedir.

Bu köklü sorunun çözümü ise demokratik atılımlarla mümkündür.

Siz baskıcı önlemlerle halkı baskı altına almaya devam ettiğiniz sürece, ne PKK ne de Işid denen caniler ordusu insan malzemesi bulma sıkıntısı çekmeyecektir.

Ölüm yıldönümlerinde, iki kahramanı, Uğur Murcu ve Gaffar Okan’ı saygıyla anıyor,  bakanlığı döneminde Türk Dış Politikası’na sağladığı katkılarla ülkemizi bir barış yarımadası haline getiren Kayseri eski Milletvekili İsmail Cem’i de bir kaza daha saygı ile hatırlıyor ve tepedekilere bir kez daha çağrı yapıyorum;

Demokrasinin, insan haklarının, barışçıl ulusal ve uluslar arası politikaların açmayacağı hiçbir kapı, çözmeyeceği hiç bir sorun yoktur ve Türkiye’nin geleceğini karartacak girişimlerin sonu hüsrandır. 

Yazarın Diğer Yazıları