İYİ GÜNLERİMİZ..
Ahmet ZORLU
Elektrik üretmek için, fabrika yönetmek için, seyyar satıcılık yapmak için olduğu gibi ülke yönetmek için de, dünyada kabul görmüş, uluslar arası doğrular vardır.
Bunları uygulayarak yönetirseniz ülkeyi, ülkenize ve topumunuza sıkıntı yaşatmazsınız.
İnsanlık Tarihini incelediğiniz zaman, onlarca tür yönetim şekli doğmuş, gelişmiş, daha iyisi ile yer değiştirmiştir.
Krallar, Dini liderler, Padişahlar, Komünistler, Diktatörler yönetmişlerdir ülkeleri.
Bunların bazıları, onyıllar öncesi dünyaya hükmettikleri halde, harap ettikleri ülkeler vardır. Bazıları adalete önem vermiş, daha uzun süreler kalmışlardır ülkelerin yönetimlerinde.
İnsanlığın mantık süzgecinden geçirilerek bu güne kadar denenen yönetim biçimlerinin içerisinde, en sağlıklı yönetim biçiminin ‘Denge ve Denetleme Sistemi’, yani Demokrasi olduğu ortaya çıkmıştır.
Serin Dünya Haritasını önünüze.
Demokrasi ile yönetilen, Kuvvetler Ayrılığı ilkesine dayalı denge ve denetlemenin eksiksiz uygulandığı ülkelerin insanlarının daha mutlu, ülkelerin daha zengin olduğunu göreceksiniz.
Zira bu tür ülkelerde, ‘ben yaptım oldu’ anlayışı yoktur. Kanunlar ve Kurallar herkes için aynı ölçüde geçerlidir. Ayrıcalıklı sınıf veya sınıfların oluşmasına izin verilmez.
Eğitim ve Sağlık gibi temel hizmetlerde oturmuş kurallar mevcuttur, genelde eğitimde başarılı bir çizgi izlendiği için de sınırları zorlayan bilimsel buluşlar da bu tür ülkelerden çıkar.
Demokrasi ile yönetilen ülkelerde insanlar, dini tercihlerinde serbesttir ama herkesin birbirinin dini tercihine saygı göstermesi olmazsa olmazdır.
Eğitimde, üretimde, sosyal hayatta insana saygı ve ahlaki değerler ön planda tutulur.
Bir de Asya ve Afrika başta olmak üzere, demokrasinin pek uğramadığı ülkelere göz atalım isterseniz.
Buradalarda, Millet iradesi gibi kavramlar lüks kabul edilmiştir.
Ülkede tek kişinin sözü ve uygulamaları geçerli olduğu için o tek kişide, emperyalist bir ülkeye sırtını dayar ve iktidarını sürdürür, sırtını dayadığı o emperyal güce ülkesinin doğal kaynaklarını, insan kaynaklarını peşkeş çeker ve iktidarını bu şekilde devam ettirir. Krallık, Sultanlık gibi isimlerde adlandırılan bu yönetim biçimlerinde insan merkezli uygulamalar yoktur. Eğitim sıfır düzeyindedir. O nedenle, baskı, sindirme ve insani olmayan uygulamalar dener yönetenler ülke insanının üzerinde. Böylece düşünmeyen, eleştirmeyen, ama, fakat gibi kavramlardan uzak insan toplulukları oluşturulur ve kendilerine dayatılanı kayıtsız şartsız kabul ederler.
O gibi ülkelerde yaşayanların bir tek hayali vardır.
Demokrasi ile yönetilen, insanı mutlu ve müreffeh bir ülkeye kapağı atarak hiç değilse çocuklarının insan gibi yaşamasını sağlamak.
İşte Akdeniz’de, Ege’de boğularak ölen insan topluluklarının sırrı bu gerçeği tüm çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.
Suriye, İran, Irak, Libya, Afganistan, Pakistan, Ermenistan, Fas, Tunus, Yeni Gine ve isimlerini sayamayacağım onlarca ülkede açlık, sefalet, eğitimsizlik bu kadar yüksek düzeyde ise, bunun tek nedeni Tek Adam rejimleridir.
Zira bu tür ülkelerde, o ülkenin zenginlikleri rejimin başındakini satın alan bir ya da iki emperyal güç tarafından sömürülür, yönetene payı verilir, ama halk ülkesinin zenginliklerinden pay alamaz.
Köledir, Cariyedir, açtır, sefildir bu ülkelerin halkları.
Globalleşen Dünyada, bir Alman, bir İngiliz sanayici, yatırımcı gidip Libya’ya yatırım yapmaz.
Zira yatırımının güvencesi olmadığını bilir.
Dolayısıyla ekonomik ilişkiler de, Demokrasi ile yönetilen ülkeler arasında daha yoğundur.
Son günlerde güzel ülkemde, hangi toplum katmanı mensubu ile sohbet ettiysem, ekonomik sıkıntıdan bahsediyor.
Zira yabancı yatırımcı oranı azalıyor ülkemde, buna karşılık uluslar arası karteller ekonomik anlamda her dediğini yaptırır hale geldi.
Pamuk üretimi yok artık.
Tütün üreticisi kalmadı.
Şimdi Şeker Fabrikaları haraç,mezat elder çıkarılıyor. Sentetik Şeker’in Gümrük Vergisi sıfırlanarak NBŞ’li ürünler piyasaya hakim olmaya başladı.
Yani Pancar Üretimi de kalmayacak yakında.
Tarımda dışa bağımlı hale geldik, getirildik.
Hayvancılık can çekişiyor.
Üretim, demode bir uygulama haline getirildi.
Reis, “Ekonomimizle oynamaya kalkışanlar başaramayacaksınız” diyerek bir yerleri işaret ediyor,
Başardılar.
Tek adam rejimleri, emperyalizmin ve kapitalizmin çok sevdiği rejimlerdir.
Ve ülkemde, yapılan Anayas değişikliği ile son bir yıldır bir kişinin borusu öter hale geldi.
Demokrasiden uzaklaşmaya devam ettiğimiz sürece, “Yaşadığımız bu günler, iyi günlerimiz”
Daha çok şey göreceğiz.
Uykuya devam…