İYİ GİTMİYOR..
Ahmet ZORLU
Türkiye’de işler iyi gitmiyor..
Bunun farkında olan iktidar erkleri, iyi gitmeyeni yola sokmak yerine, ‘İyi gitmiyor’ diyenleri hizaya getirmeye çalışıyor ya, asıl yanlışlık burada..
Her yanlış, bir yere kadar gider, orada yaptığınız yanlışla duvara toslarsınız.
Mesela, Reza Zarab Dosyasını ele alalım.
Reza Zarab’a ait, tüylerimizi diken diken eden rüşvetlerle ilgili ses kayıtları ortaya çıktığında, savcılar para kasalarındaki paraları saymakta zorlandığında, ayakkabı kutularından paralar saçıldığında biz bu adamları adalete teslim etseydik, bu gün “Acaba Reza dosyasındaki iki gizli klasörde isimleri geçen 40 ya da 60 kişi kimler” diye meraktan kendimizi yemek zorunda kalmaz, Bakan Çağlayan’ı da kurtların önüne atmak zorunda bırakılmazdık.
Diyelim ki, önümüzdeki günlerde Sayın Cumhurbaşkanı Trump ile görüşmek için ABD’ye gitti.
ABD Polisi, Sayın Cumhurbaşkanının ikamet ettiği otel ya da misafirhanenin kapısını gece yarısı çaldı ve “Heyetinizde bulunan filan filan bizimle gelecek, Savcı ifadelerini alacak” dedi.
Zira biz bilmiyoruz, kimlerin isimleri daha çıkacak bu dosyadan.
Çağlayan hakkında verilen tutuklama kararı sonrası Sayın Cumhurbaşkanı çıkıp diyor ki, “İran’a uygulanan ambargoya bir katılmadık ki..”
Peki bu ambargo kararını hangi kuruluş aldı?
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi..
Birleşmiş Milletler’in aldığı kararlar Türkiye’yi bağlar mı, bağlar..
Yarın ABD, Türkiye’yi Cumhurbaşkanının bu sözleri nedeniyle Birleşmiş Milletlere götürse ve ‘Kararları tanımayıp uygulamadıklarını kendileri söylüyor. Yaptırım uygulansın Türkiye’ye” dese..
Dedik ya, Türkiye’de bir şeyler iyi gitmiyor ve iyi gitmediğini artık iktidar edenler de kabullendi.
Hırçınlık, tahammülsüzlük genelde insanın haksız olduğu, savunacağı bir şey kalmadığı dönemde nükseden bir kişilik zaafiyetidir.
Çağlayan hakkındaki tutuklama kararından sonra Sayın Cumhurbaşkanı, “Bu işin altından pis kokular geliyor” dedi.
Sonra da, yani 3 gün sonra yine havada açıkladı kokunun kaynağını..
Meğer Rusya ile yeniden kanka olmamızın nedeni, S400 füzeleri için vardığımız anlaşmaymış.
Yani Rusya’nın, turist ve domates ambargosunu kaldırmak için önümüze koyduğu şartlardan biri de S400 füzeleri almamızmış ve bağlantıyı yapmış, kaporayı ödemişiz bile..
Türkiye’nin göbeğinde üssü bulunan ABD, böyle bir anlaşmayı hazmeder mi sanıyorsunuz?
Suriye’deki ihanet şebekesi PYD’ye yapılan silah yardımlarının nedenini şimdi anladınız mı?
Devlet Bahçeli’nin ‘Beka sorunu var’ çırpınışlarının nedeni ortaya çıkmış olmadı mı böylece.
Dünyanın sayılı emperyalist oluşumları Türkiye’yi yemek masasına sürdüler ve yemeğe başlamadan önce iştah açıcı alıyorlar.
Bizdeki günlük dış politik manevralar devam ettiği sürece beka sorunu varolacaktır.
İki gündür, siyasi gözlemciler “Hükümet Barzani ile referandum öncesi anlaştı. Barzaniseverler referandumda evet dedi. Evet’e karşılık bizi yönetenler göstermelik bir iki karşı çıkış dışında Kuzey Irak’ta oluşan Kürt Devleti’ne sessiz kalıyor” görüşündeler.
Nitekim Batman İl Başkanı önceki akşam “Doğu illerindeki AKP Teşkilatları olarak Kuzey Irak’taki referandum kararını destekliyoruz” demedi mi?
Ha bir de PKK’da referanduma karşı çıkıyor ya, hükümet bu nedenle yaşananlara sessiz kalıyormuş.
Görüyorsunuz değil mi?
Zafer Çağlayan hakkında verilen gıyabi tutuklamanın temelinde neler yatıyor.
İşte dış politika böyle bir şeydir.
Bizimkiler ise dış politikada liderle kurdukları kişisel dostlukların belirleyici olduğuna inanıyor ve ona göre politika geliştiriyorlar.
Hatırlayın, İtalya eski Başbakanı Berlusconi ile bizim reisin dostluğunu.
Peki ne oldu.
Adama temiz yaptırdılar, İtalya Yargısı tarafından parklarda ceza olarak.
Devletlerarası ilişkilerde duygusallık olmaz.
Akıl, mantık ve öngörüsü olmayan politikalar duvara toslamaya mahkumdur.
Bizdeki uygulamalarda olduğu gibi..