İTTİFAK..
Ahmet ZORLU
Türkiye 3 ayrı seçim için, milletin önüne sandığın geleceği bir döneme doğru koşar adım ilerliyor..
Siyasi Partiler ve Seçim Kanununda enteresan sayılacak düzenlemeler de meclisin önünde.
Artık koalisyon seçim sonrası değil, seçim öncesi kurulacak ülkemizde.
Adına Milli ve Yerli denilen bir seçim işbirliği için Sayın Erdoğan ve Devlet Bahçeli anlaşalı aylar oldu. Meclisin önündeki düzenlemeler, fiili duruma hukukilik kazandırma girişiminden başka bir şey değildir.
Bu işbirliğinin adı bana göre, ‘Can simidi ittifakı’dır..
Taraflardan biri yüzde 50.1 alamadığı takdirde, hayal ettiği tek adam olamayacağını bildiği için MHP’nin oylarına, diğeri de yüzde 10 barajının altında kalacağını bildiği için, Barajı aşmanın AKP desteğiyle mümkün olacağını bilmenin mecburiyeti ile kurulmuş bir ittifaktır.
Taraflardan biri Türkiye’yi kendisinin kurduğunu, ülkenin sahibi olduğunu, diğeri de MHP’nin sahibi olduğunu sanmaktadır ve altlarındaki koltuklarda başka birilerinin olabileceği kabusu ile 2024’e kadar kader birliği yapmaya söz vermiştir.
Şimdi bütün mesele, tabanın, milletin, halkın bu birlikteliğe razı edilmesidir.
Çünkü hiçbir korkuya benzemez, halkını, tabanını, kader birliği yaptığı yol arkadaşlarını satanların, hiçe sayanların korkusu.
AKP’den başlayalım..
Recep Tayyip Erdoğan bu hareketi kurduğunda, kendisiyle birlikte kumanda masasında 3 isim daha vardı.
Abdüllatif Şener, Abdullah Gül ve Bülent Arınç.
Tek söz sahibi olma sevdası ile üçünü de itibarsızlaştırdı, partiden uzaklaşmalarını sağladı mı, sağladı..
Sadece bu kadar mı..
AKP’nin iktidar sürecinde Erdoğan’ın yanında ve yakınında olanlardan kim kaldı partide.
Ahmet Davutoğlu, Beşir Atalay, Ertuğrul Yalçınbayır, Sadık Yakut, Numan Kurtulmuş, Ali Babacan, Mehmet Ali Şahin, Hüseyin Çelik, Murat Başesgioğlu, Nabi Avcı, Nimet Çubukçu, Osman Pepe, Ömer Dinçer, Sait Yazıcıoğlu, Sami Güçlü, Suat Kılıç, Vecdi Gönül, Yaşar Yakış, Zeki Ergezen, Efkan Ala, Abdülkadir Aksu, Ali Coşkun, Atilla Koç, Cemil Çiçek, Erdoğan Bayraktar, ErkanMumcu, rtuğrul Günay, Faruk Nafiz Özak, Güldal Mumcu, İdris Naim Şahin, İmdat Sütlüoğlu, Kürşat Tüzmen ve daha isimlerini sayamayacağım onlarca isim.
Yukarda sıraladığım isimler, bakan ve Başbakan Yardımcısı olarak, hükümetlerde yeralmış kişiler. Parti yönetiminde harcananları buraya almadım bile.
Bu isimlerin büyük bölümü, ‘Ama’ ve ‘Fakat’ dedikleri için Erdoğan’ın yakın çevresinden uzaklaşan, uzaklaştırılanlar.
Bir de MHP’ye, yani Bahçeli’ye bakalım..
MHP’ye genel başkan olacak, tabanın sevdiği isimleri aynı akıbete uğratmadı mı? Saın Bahçeli..
Meral Akşener mertçe çıktı, genel başkanlığa adaylığını açıkladı.
Sonuç?
Partinin önünden geçmesine bile izin verilmedi.
Ümit Özdağ ve diğer isimlerin MHP’de verdikleri mücadeleyi anlatmaya bile gerek yoktur.
Yani dostlar, adına ne derseniz deyin, oy pusulasına nasıl yazılırsa yazılsın, bu ittifakın adı ‘İki yalnız adamın birbirine can simidi atma ittifakıdır..’
BBP Lideri Destici’nin çabası ise sadece ve sadece, iktidar kayığında kendisine de bir koltuk kapma sevdasıdır.
Peki bu ittifak MHP’nin Baraj kabusu ve Sayın Erdoğan’ın yüzde 50.1 korkusunu ortadan kaldırır mı diye soracak olursanız..
AKP’ye pahalıya mal olacağını söyleyebilirim. Zira Doğu ve Günaydoğu’nun ikinci büyük partisi idi AKP.
MHP ile kurduğu ittifaktan sonra bu bölgelerden kaybedeceği oy oranını sandıkta göreceğiz.
MHP Tabanı Erdoğan’a oy verir mi? diye soracak olursanız, diyebileceğim tek şey var?
Verecek olsalardı, İyi Parti diye bir parti ortaya çıkmazdı..
Yani, 2019 veya 2018 erken seçiminde, barajın altında da kalsa Devlet Bahçeli ve arkadaşları, MHP Sahnesinde arz-ı endam etmeyi sürdürecek ama ben, Cuhurbaşkanının yüzde 66 ile sandıktan çıkacağını iddia eden Abdülkadir Selvi kadar emin değilim.
Bana göre, adı konulmamış ve resmen oluşmamış ‘Demokrasi İttifakı’ 2019 seçimlerinin galibi olacaktır.