Ahmet ZORLU

İTİRAZ EDERİM..

Ahmet ZORLU

Evet itiraz ederim arkadaş..

Başta ABD olmak üzere, Nato eğer bizi Rusya'ya karşı sopa olarak kullanmak istiyorsa ben buna itiraz ederim arkadaş..

Eğer aynı ittifak, Işid'i temizlemekte kararlı söylemler geliştirirken, Öso, El Nusra, Hizbullah gibi kanlı örgütleri, hele hele benim ülkemin topraklarında bile gözü olan PYD-PKK gibi güçlerin sırtını sıvazlıyor, onları müttefik olarak görüyorsa buna da itiraz ederim.

Daha dün, Musul'da, Kerkük'te Türkmen kardeşlerimiz Kürt oluşumlar tarafından adeta soykırıma tabi tutulurken, nüfus kayıtları yakılırken sessiz kalan iktidar bu gün Barzani Piçlerinin güvenliği için oraya Mehmetçik gönderiyorsa gel de kabullen bunu.

Eğer ABD ve Avrupa'nın dolmuşuna binip düşürdüğümüz Rus Uçağının Türk Milletine maliyeti 9 milyar dolar ise, bundan çiftçi, bundan turizmci, bundan ülkemin geleceği etkileniyorsa ve yalnız bırakılıyorsak bu gün, buna da itiraz ederim.

Avrupa bizi adam yerine koymaya başladı söylemi ile, adına geri kabul denilen bir anlaşma imzalayıp, Suriyeli, Afganlı, Pakistanlı, İranlı ve bilumum Afrikalıları ülkemde yaşatmak zorunda bırakılıyor, buna karşılık toplumun bir kesimine vize kolaylığı dışında hiç bir kazanım elde etmiyorsam buna itiraz değil, isyan bile ederim.

Hesap ortada..

Bu güne kadar Suriyeli mülteciler için harcadığımız paranın 9 milyar dolar olduğunu bizzat yönetenler söylüyor.

Ve Avrupa bize 3 milyar avro teklif ediyor, karşılığında Avrupa genelindeki mültecilere ev sahipliği yapmamızı istiyor, teklife balıklama atlıyoruz.

Gelelim içerde yaşadıklarımıza..

Asgari ücretin 1300 lira olması kesinleşmiş gibi, ama asgari ücretli karamsar, kötümser.

Nedeni, 1000 liralık işini de kaybetme riski.

Şu anda yüzbinlerce Suriyeli, kaçak yollarla orta ve küçük işletmelerde, mevcut asgari ücretin yarısına çalıştırılıyor, sigorta primi ve vergisi de yok.

Eğer Asgari Ücret 1300 lira olursa, bunun işverene maliyeti bin 850 lira.

Bu paraya 3 tane Suriyeli çalıştırır, 50 lira da cebinde kalır.

Bunu bilen, bunu tahmin eden asgari ücretli, işsiz kalma kabusu yaşamaya başladı.

Daha iki gün önce Anadolu Adliye Sarayında taşeron işçileri ayaklanmıştı. Önceki gün de Çağlayan Adliyesinde aynısı yaşandı.

Enteresan olan, her iki adliye sarayında işçilerin gösterisi  yargı mensuplarınca da desteklendi,  ama Sivas'ta maaşlarını alamadıkları için aileleri ile gösteri yapmak isteyen işçilerin gözlerine gözlerine biber gazı sıkıldı, gözaltına alındılar.

Hangi gelişmeye itiraz etmezsiniz.

Çelişkiler yumağında bir güvenlik politikası, çelişkilerle dolu bir iç güvenlik stratejisi.

Hala gözlerimin önünden gitmiyor.

Diyarbakır Sur'da yaşanan olay.

İki terörist ve bir kaç polis.

Teröristler polislerin üzerine koşarak geliyor.

Bırakın silahla onları vurmayı, çelme taksalar teröristler 1.80 yere uzanacak.

Polis ateş ediyor.

Terörist kurşunu bitmiş  olmalı da elindeki tabancayı polise fırlatıyor.

Ve iki terörist kameramanın objektifine kare kare yakalanıyor, polisin namlusundan ise sıyrılabiliyorlar.

Ülkemin kentlerinde, ülkemin güvenlik güçleri ilan edilen sokağa çıkma yasağına rağmen kendileri bile sokağa çıkamıyor.

Bunca derdiniz, bunca sıkıntımız, bunca tasamız ortadayken, askerimizi, tanklarımızı Barzani Hazretlerinin al-i menfaatleri için Musul'a gönderiyoruz.

Irak'a, Suriye'ye ayar vermeden önce acaba diyorum, kendi bahçemizi, yani ülkemizi temize ve düze çıkarsak.

Unutmayalım, günümüzde Rusya gibi, Amerika gibi vampirlerin saldırısından ülkesini uzak tutan, bir savaş macerasına ülkesini toplumunu sokmayan liderler başarılı liderlerdir.

Yazarın Diğer Yazıları