Ahmet ZORLU

İSTİKRARIN REÇETESİ

Ahmet ZORLU

Prof. Dr. Özgür Demirtaş diyor ki;

Güçlü ülke olmanın sırrı: Bilime yatırım yap,  Eğitimi evrensel, Hukuku üstün yap. İdeoloji kavgası yapma İşi bilene ver, arkana yaslan uçuşu izle.

Ben de diyorum ki;

Bir ülkeyi geriletmenin sırrı; Eğitimi bitir. Hukuk kurumlarının başındakilere önünüzde ilikleyebilmeleri için düğmeli cübbe giydir. Bilim yerine hurafelere dayalı uygulamaları geliştir. Toplum katmanlarını Alevi-Sünni, Türk-Kürt, İnanan-İnanmayan diye ayrıştır, her konuya ideolojik yaklaş, işi bilene değil, cebinde yakininin kartı olana ver, sonra arkana yaslan ve çöküşü izle..

Bir ülkede demokrasi yaralıysa, o ülkede ekonominin tıkır tıkır işlemesi imkansızdır.

Bir ülkede üretim ve istihdam belli bir trendde yükselmiyorsa, o ülkede yatırımcı elini cebine atıp fabrika kurmak yerine parasını bankaya gönderip gelecek sıcak faizin hesabını yapar.

Bir ülkede dış politikadaki istikrarsız en yüksek düzeye ulaşmış, ülkenin menfaatleri yerine bir kişinin söylemleri ile dış politik gelişmelere yön vermeye çalışılıyorsa o ülkeye yabancı sermaye gelmez.

Merkez Bankası'nın son açıklamasında görüyoruz ki, Türkiye'nin cari işlemler açığı ilk 6 ay sonucunda 9 milyar 945 milyon dolara ulaştı.  Yani, ilk 6 ayda cari işlemler açığı 10 milyar dolar düzeyine dayandı. Bu geçen yıla göre yüzde 95'lik bir artışı göstermektedir. Yani, Cari işlemler açığı iki katına yükselmiştir. Bunun teleminde yüksek  dış ticaret açığı yatıyor. Türkiye'nin dış ticaret açığının ilk 6 aylık verilere göre 12 milyar 216 milyon dolar olduğu görülüyor. Bu da bir önceki 6 aylık döneme göre yüzde 117'lik bir artışı işaret ediyor.  Dış ticaret açığı olağanüstü hızla artıyor ve buna bağlı olarak da Türkiye'nin cari açığı kabul edilemez düzeye yükseliyor.

Enflasyon, görüldüğü kadarıyla son 12 yılın en yüksek düzeyinde.

İşsizlik oranları, yaz döneminde olmamıza rağmen artmaya devam ediyor. Her 4 gençten biri bırakın işsiz olmayı, iş aramaktan umudunu kesmiş durumda.

Demokratik Standartlarımızın dip yaptığı bir dönemi yaşıyoruz.

İktidar bünyesi, kemirecek bir şey kalmadığı için kendi listesinden seçtirdiği isimlere yöneldi.

İnsani yaşam liginde küme düşmeye devam ediyoruz.

Gazetecilere uygulanan baskılar düzleminde, Vietnam ve Çin’i bile geride bıraktık.

Devletin bakanları çıkıp ekonominin gereği diyerek MTV’ne yüzde 68 zam yapıyor.

Reis ‘yeniden görüşün’ deyince sözde geri çekiyorlar. Bize ölümü gösterip hastalığa razı ediyorlar.

Yani iyi polis-kötü polis oyunu oynanıyor.

Yiğit Bulut gibi bir dehanın! önerileri ile kürsüye çıkan Sayın Cumhurbaşkanı, “Faiz inmezse enflasyon inmez” diyor.

Biz de biliyoruz.

Ama faizin inmesi için de ekonomik istikrar ve güven gerekiyor.

O da sizde kalmadı maalesef.

İktidarın ve ekonomi kurmaylarının tek başvuracakları kaynak kaldı, o da yastık altı.

Dün bir kardeşimiz paylaştı, hoşuma gitti.

Diyor ki;

“Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Yastık altındaki altınları çıkarın ekonomiye kazandırın’ dedi. Gittim baktım yastığın altına, yazdan kaybettiğim çorabın tekini buldum. Sağol Sayın Cumhurbaşkanım”

Evet, vatandaşın yastık altının durumunu özetleyen tablo bu.

Yani yastık altı boş.

Yani para vatandaşın yastık altında değil, semirttiğinizin yandaşlarınızın keşfettiği, yüzyılın icadı ayakkabı kutularında.

Bir bölümü de bakan çocuklarının evlerine yerleştirdiği çelik kasalarda.

Hem Sayın Cumhurbaşkanı, yastık altındaki altınları Ziraat Bankası’na yatırın diyor.

Ziraat Bankası kimin malı oldu.

Varlık Yatırım Fonu’nun.

Fonun başında kim var.

Bir tanesini söyleyeyim,  Yiğit Bulut.

Ben diyorum ki, güveniyorsanız Yiğit’e, bir kampanya da yastık altındaki altınlar için başlatın.

Hatırlarsınız, dövizi bozdur kampanyanızda balya balya! dolarlar getirip bozduranlar olmuştu.

Espri  bir yana.

İktidarda da, devlette de, bizde de artık deniz bitti.

Kemal Derviş’in temelini attığı ekonomik düzenin sonuna geldik.

Ve gelecek açısından umutlar da bitti bitiyor.

Bizi sevindiren ve gelecek açısından umutlandıran en büyük proje, Sayın Cumhurbaşkanı için yaptırmaya başladığımız 350 odalı yazlık saray.

Kazasız belasız bunu da tamamlarsak, mesele halledilir.

Yeter ki kendileri, sağlık ve afiyette olsunlar.

Biz alışığız, paramızın bir gecede pul edilmesine.

Baksanıza yandaş medya başladı şimdiden.

Türk Tarımını bitiren Kemal Derviş’in tarım politakalarıymış..

Yarın ekonomik çöküşün faturasını da Kılıçdaroğlu’na keseriz  olur biter.

Beyler kendinize gelin.

Sadece ülkemizin değil, ekonomimizin de beka sorunu var.

Sayın Bahçeli’nin bir de,  ekonomide yaşananlara bakıp iki laf etmesini umuyor ve bekliyorum.

Çünkü Kılıçdaroğlu’nun söylediklerinin hiçbir kıymet-i harbiyesi yok nasılsa iktidar edenlerin gözünde..

Yazarın Diğer Yazıları