Ahmet ZORLU

İSTİFA..

Ahmet ZORLU

Eğer bir kamu kurumunu yönetiyorsanız ve bu kurumda köklü düzenlemelere imza atıyorsanız, bazen hesabın tutmaması, hata yapmanız kaçınılmazdır.

Ve hatadan dönmek erdem olduğu gibi, telafisi güç ve imkansız bir hataya imza atmanız durumunda da istifa etmek onurlu bir davranıştır.

ÖSYM bu anlamda, insanımızın geleceğinin belirlendiği sınavları düzenleyen bir kurumdur ve hata, hile yapıldığı zaman faturasını millet olarak hep birlikte ödüyoruz.

Yapılan bir katsayı hesaplaması yanlışlığı sonucu çok sayıda öğrenciyi mağdur eden ÖSYM’nin başındaki yönetici istifa etti.

Bu kararı ancak ve ancak alkışlarım.

Zira, yönetenlerin yaptıklarının hesabını vermesi bana göre erdemdir.

Keşke son yıllarda  bizi yönetenler de yaptıkları telafisi imkansız hatalar sonrası istifa müessesesini harekete geçirip milletin gönlündeki yerlerini muhafaza etselerdi.

ÖSYM, son yıllarda her sınav sonrası gündeme gelmiş, getirilmiş bir kurumdur.

KPSS Sorularının çalınması, üniversite adaylarına sınav şifrelerinin satılması, fetöcülere önemli sınavlarda soruların önceden sızdırılması, askeri okul sınavlarının fetönün kontrolüne sokulması  gibi bir çok iddia ile karşı karşıya kalmıştır.

Çünkü Fetö, devlete açılan bu kapıyı tutmuş ve adamlarını kilit görevlere bu kurumun sınavlarından geçirerek yerleştirmiştir.

. . . . .

(Aşağıdaki yazı 2 Haziran, 2011 tarihinde kaleme alınmıştır.)

Gazetecilik, devlet adamlığı ileriyi görmekten geçer.

Halkın siyasal yönetime duymaya başladığı güvensizlik zaman içerisinde devlet olgusu içerisinde bulunan tüm alanlara yönelik güvensizliğe dönüşür ki, bunun sonu kaosla biter.
Siyaset kurumuna yönelik güvensizliğin giderek yükseldiği günümüzde bundan konumu itibarıyla en çok zarar gören siyasal iktidardır.

Siyasal iktidara olan güvenin yitirilmesinin, siyaset kurumuna duyulan güveni zedelemeyeceğini söyleyebilmek mümkün değildir.

Bir bakıma siyasal iktidarlar Türkiye'deki siyasal ortamı da temsil ederler. Bu temsiliyet sonucunda siyaset kurumu güçlenir ya da zayıflar. Eğer güçlenirse halkın siyasete katılımı ve desteği artar. Yaşamın her alanında demokratikleşme sağlanır. Bu da bireylerin sosyal ve ekonomik yönden gereksinimlerine ve gelişimlerine katkı sunar. Bireylerin güçlü olduğu rejimlerde, ülkeler de güçlü olur.

Demokrasiyi içine sindiren, kendine güvenen özgür bireylerden oluşan güçlü bir ülke ise uluslararası platformlarda haklarını savunabilecek şekilde ciddiye alınır.

Eğer siyaset kurumuna duyulan güvenin yitirildiği bir ülke iseniz, o zaman bugün kısmen yapılageldiği gibi sorgulanır, suçlanır ve dışlanırsınız.

Öyleyse güçlü bir ülke olmanın yolu, demokratik kurallar içinde var olan ve halkın güveneceği siyasal bir iktidarlardan geçer. Siyaset ya da siyasal iktidarlar ise gücünü halktan alır. Halk güvendiği yani kendinden olan, korkmadan, çekinmeden ve kuşku duymadan inandığı ve bağlandığı anlayışa destek verir.

Demokrasilerde, özgür bireylerin var olduğu yerlerde bu böyledir.
En son Yüksek Öğrenime Giriş Sınavına ilişkin kamuoyunun gözleri önünde yapılan şifre yolsuzluğu ve ardından gelen yığınla hataya ilaveten "ismi geçen kişiyi iyi bir yere yerleştirin…" tarzında direktifler içeren elektronik mektuplarla ortaya çıkan alçakça bir düzen, yaşanan güvensizliği derinleştirmiştir.

Ve hala sorumluların, başta ÖSYM başkanı olmak üzere istifa niyeti görünmemektedir.
Hâlbuki yaşanan sarsıntıyı ve güvensizlik ortamını gidermenin yolu sorumluların istifasıyla başlar.

Başbakanın, Cumhurbaşkanının bu konudaki üstü kapalı da olsa mesajları kar etmiyor. ÖSYM başkanı koltuğunda oturmaya devam ediyor.

Güvensizlik derinleşiyor…

Koltuğundan kalkması gerekenlerin çok olduğu bir ülkede ÖSYM başkanına çok da haksızlık etmeyelim.
Çünkü ona gelene kadar sırada daha çok kişi var.

……

Şimdi sorarım size..

2011 yılında yapılan yolsuzluğu örtbas etmek yerine o günün ÖSYM Başkanı da onurlu davranıp istifa etseydi, 6 yıldır ÖSYM’de yaşanan bunca rezalet yaşanır mıydı?

ÖSYM Başkanını onurlu davranışından dolayı kutluyor, yönetenlere LİYAKAT esasını bir kez daha hatırlatıyorum..

Yazarın Diğer Yazıları