Ahmet ZORLU

İŞTE TÜRKİYE..

Ahmet ZORLU

İyi ki TÜİK var.
Bazı konularda kalem oynatmasına rağmen,hiç değilse Kasım'dan bu yana yaşamaya başladığımız Yeni Türkiye'nin fotoğrafını önümüze koyuyor.
Mesela, son 9 yılda Anti Depresan ilaç kullanımının yüzde 160 arttığı gerçeğini bizimle paylaşıyor.
İlaç Sektöründen bir arkadaş ile sohbet ettim bu veri üzerine. Çok enteresan veriler ortaya koydu. Diyor ki;
"Ahmet Bey, ben Türkiye'nin en büyük ilaç firmalarından birinin temsilciliğini yapıyorum. Firmamız 3 aydan 3 aya bize, ilaç türlerinin tüketim verilerini gönderiyor. 10 yıldır 3 alandaki ilaç tüketiminde ibrenin bırak aşağıya, düz gittiğini görmedim. Bu ilaç türlerinin ilki Kanser ilaçları. Her 3 ayda bir kanser ilaçlarının satışında çok ciddi bir yükselme var ülkemizde. İkinci grup anti depresanlar. Günlük anti depresan alan ve dozunu sürekli artıran çok büyük bir kitle var karşımızda. Bizim hesaplamalarımıza göre nüfusumuzun 10 milyonluk bölümü malesef yatıştırıcı ilaç kullanıyor. Üçüncü alan ise kalp ve damar hastalıkları için kullanılan ilaçlar. Bu üç alanda grafik hep yükseltiyi gösteriyor. Düz gittiğini bile görmedim."
Peki insanlarımızı depresif hale getiren nedir. Adı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olan bakanlığın bu alanda bir çalışması var mı. Olmaz olur mu, geçen gün hanımefendi açıklıyordu, ınternet verilecekmiş fekir çocuklara. Bilgisayarı buldular da ınternet kaldı.
Son 9 yılın verilerini aktarmaya çalışalım dilerseniz. 
2004-2013 yılları arasında boşanma oranı yüzde 38, son yıl ise yüzde 4,5 arttı. Neredeyse evliliğe adım atan her iki çiftten biri belli bir süre sonra Aile Mahkemesi'nin yolunu tutuyor.
Kadına Şiddet son 10 yılda yüzde 1400 arttı..
İntihar olaylarındaki artış yüzde 33.
Uyuşturucu bağımlılığı yüzde 678..
Esrar kullanımı yüzde 140..
Kokain kullanımı yüzde 532..
Suç olayları % 437…
Fuhuş olayları % 734…
Cinayetler % 261…
Cinsel suçlar % 449…
Çocuklara cinsel istismar % 434 arttı.
Yine resmi rakamlara göre işsiz sayımız 6 milyondan fazla…
Yoksul sayımız 17 milyon ve ailelerin % 85’i geçim sıkıntısı çekiyor…
Kredi kartı borçlanmalarındaki artış % 5680.
Ve biz bu yeni Türkiye Tablosundan çaresizce çıkış yolu arıyoruz.
Evet 2002 yılında Türkiye'nin devasa ekonomik sorunları vardı.
Ama her gün ülkemizin bir bölgesinden günde 3-4 şehit cenazesi gelmiyordu.
Evet, 2002'de ülkemizin devasa sorunları vardı. 
Ama komşu ülkeler başta olmak üzere, dünyanın bir çok ülkesi ile ticari ve sosyal ilişkilerimiz iyi düzeydeydi.
Evet 2002'de Türkiye'nin ekonomik anlamda yoğun sorunları vardı ama;
Aile kavramı bu kadar tahrip olmamıştı.
Türkiye'nin sağlam temeller üzerinde oturmasının temel nedenlerinden biridir, sağlam aile kavramı.
Ama temelden sarsılıyor.
Eğer bir ülkede 80 milyon insanın 8'de biri anti depresan alıyorsa, o toplumda huzur olmaz, istikrar olmaz.
Yönetenlerimizin komşu ülkelere ayar vermek yerine kırılan, yok edilen, ortadan kaldırılan toplumsal barıştan başlamak üzere, dengeli bir yapı oluşturmak için kollarını sıvamalarını gerekiyor.
Bu da Türkiye'nin ayarları ile oynayarak olmaz.
Parlamenter demokrasiyi başkanlık sistemi ile takas ederek olmaz.
Yargıyı tahrip ederek olmaz.
Kurumları laçkalaştırarak olmaz.
Kamusal hizmetlerin, kuvvetli teknokratların elinden alınarak, kuvvetli torpillilere verilerek ise hiç mi hiç olmaz.
Toplumsal bir felakete doğru sürükleniyoruz.
Ve doğrusu, gelecekten umudunu kesenlerin sayısı hızla azalıyor.

Yazarın Diğer Yazıları