Ahmet ZORLU

İŞ ZORA GİRİYOR

Ahmet ZORLU

Hayatın her alanında, her konuda bir sorun gündeme gediği zaman bu soruna ‘bilimin bakışının’ ne olduğunu önemser, konuyla ilgili bilimsel bir çalışma olup olmadığını mercek altına alırım.

Bu bakış açısı bilime olan saygıdan olduğu kadar,  o konuda uzmanlaşmış bilimin konuya getirdiği yaklaşımın bende yeni bir pencere de açıyor olmasındandır.

Aksi takdirde çalakalem yazdığınız bir yazı toplumun yanlış algı edinmesine, bilinçli toplumun da sizin çalakalem gündeme getirdiğiniz konuya dudak bükmesine neden olur.

Mesela, önceki gün A Haber Kanalında aynen şöyle bir haber vardı;

“Balık fiyatları yüzde 200 ucuzladı..”

Yani bir kilo balık aldığınızda, eğer ucuzlamadan önce kilo  fiyatı 10 lira olduğuna göre, satıcının size 1 kilo balıkla birlikte 10 lira da ücret ödemesi gerekiyor ki, ya da 1 kilo istediğinizde 2 kilo balık verip hiç para almıyorsa haber doğrudur.

Neyse ki, haberdeki hata görülmüş olmalılar ki, yayından kaldırmak zorunda kaldılar.

Efendim bu günkü konumuz, bir bilim yapılanmasının yani Kadir Has Üniversitesi’nin 2010 yılından bu yana yılda bir kez gerçekleştirdiği ve ele aldığı konularda hedefi tam 12’den vurduğu   “Türkiye Sosyal Siyasal Eğilimler Araştırması’nın sonuçları.

‘İş zora gidiyor’ başlığı da bu araştırmanın ortaya koyduğu toplumsal görüşlerin özetinden oluşuyor.

Güvenilirlik payı yüzde 95 olarak açıklanan bu çalışmaları için Kadir Has Üniversitesi Akademik kadrosunu kutlamak gerekiyor.. 
İlk göze çarpan, ekonomik krizin ve son iktidar pratiklerinin önemli siyasal sonuçlarıdır. Eskiye kıyasla, bu kez en önemli sorun olarak işsizlik ve pahalılığın birinci ve ikinci sıraları paylaştığı ülkede AKP’nin geçen yıla göre önemli ölçüde negatif puan aldığı görülüyor. 
Örneğin AKP’yi başarılı bulanlar 2017’de yüzde 51.7 iken, 2018’de 35.9’a düşmüş. 
AKP’li seçmene gelince, partisine başarı desteğini 6 puan düşürmüş. Çok başarılı bulanların oranı 31.2’den 17.9’a düşmüş. 
Ankete katılanlar bir önceki yıl Sayın Cumhurbaşkanını yüzde 56.4 oranında başarılı bulurken, 2018’de bu oran 38.9’a gerilemiş. Kesinlikle başarılı diyenler yüzde 42.2’den yüzde 18.4’e gerilemiş. İşin ilginci, AKP’ye oy verenler arasında da başarı desteği 92.4’den 84.5’e gerilemiş. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin başarı oranı da yüzde 41.4.  

Cumhurbaşkanlığı’na güven yüzde 56.5’ten yüzde 44.1’e inmiş.

İktidarın yukarıdaki seçmen desteğindeki kaybını, ekonomi alanındaki soruşturma sonuçları açıklıyor: 
2017’de hükümetin ekonomi politikalarını başarılı bulanlar yüzde 47 iken, geçen yılki oran: 33.5. Yüzde 15 destek kaybı.

Ekonomik olarak daha kötü durumdayım” diyenler, bir önceki yıla göre yaklaşık 6 puan artarak 57.1’e yükselmiş. “Kendimi – ailemi geçindiremedim” diyenlerde de küçük bir artış olurken, işsiz kaldığını beyan edenler yüzde 5.1.

Bu arada, ekonomik krizden hiç etkilenmedim diyenler geçen yıl 25.6’dan yüzde 21.9’a gerilemiş. 
Türk ekonomisinin en büyük sorunu olarak da yüzde 28.1’lik kesim TL’nin değer kaybını; 23.4’lük kesim de enflasyonun yüksekliğini (iki kat artış) görüyor.
Hükümetin dış politikasını başarılı bulanların oranında da büyük gerileme var: Yüzde 45.9’dan yüzde 32.2’ye.. (Mesela kesinlikli başarılı diyenler yüzde 16’dan 3.8’e gerilemiş!) Başarısız diyenler yüzde 24.5 iken yüzde 36.9’a yükselmiş doğal olarak. 
Bu destek düşüşü AKP’li seçmende de net görülüyor: 2017’de 75.2 desteği, 66.3’e gerilemiş. 
Şüphesiz öncelikle Suriye politikasına bakalım: Suriye politikasını ne derece başarılı buluyorsunuz sorusuna verilen “başarılı buluyorum” yanıtlardaki düşüş var: Yüzde 38.5’ten 34.7’ye. Dolayısıyla başarısız bulanlar da 28.3’ten 34.6’ya yükseliyor.

Milletin “Suriye savaşına artık fazla bulaşma” düşüncesini, “yabancı ülkede asker bulundurma”ya verilen desteğin yüzde 48.1’den yüzde 40.7’ye düşmesinde görüyoruz. Aynı şekilde sınır ötesi operasyonlarına destek de 56.4’ten 45.1’e inmiş. 
Suriyeli göçmenlerden memnuniyetsizlik de artıyor: Yüzde 54.5’ten 66.6’ya yükselmiş. “Göçmen alımına son verilmeli” düşüncesini savunanlar da yüzde 46.6’dan 59.4’e yükselmiş. 
Verileri alt alta koyduğumuzda milletçe,  “Mutsuz insanlar Ülkesi”nde yaşamaya başladığımız gerçeğini kabullendiğimiz gerçeği ortaya çıkıyor.

Özellikle son yıllarda çeşitli uluslararası sosyal ve ekonomik değerlendirme  raporlarında sürekli geri gidişimizin acı yüzünü milletçe de görmeye başladığımız gerçeği ile karşı karşıyayız.

Peki bunun sonucu ne olacak derseniz?

İktidar açısından iş zoru giriyor.

31 Mart AKP adayları için kritik eşik.

Ve hükümetin doları, faizi, altını 2 ay daha baskılayarak seçimlere ulaşıp ulaşmayacağı konusunda benim endişelerim var.

Zira, yangın mutfaktan başladı bu kez.

Yazarın Diğer Yazıları