Ahmet ZORLU

İKTİDAR, GÜL VE KAYSERİ..

Ahmet ZORLU

Farkındasınız değil mi?

İktidar cephesinde ipler sarpa sarmaya başlayınca birileri Abdullah Gül’ün tozunu silip yeniden vitrine çıkarmak için el altından yoğun şekilde çalışmaya başladı.

Yaşanan onca olumsuzluğu sessizce köşesinden izleyen Sayın Abdullah Gül de, Avrupa konseyi Parlamenterler Meclisi’nin Türkiye’nin yeniden denetim sürecine alınmasına ilişkin kararı üzerine sessizliğini bozdu ve şu açıklamayı yaptı;

"Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nin (AKPM) Türkiye'yi yeniden denetim sürecine alma yönündeki kararından büyük üzüntü duydum. Konunun soğukkanlı bir şekilde değerlendirilmesi ve kamuoyunda anlaşılması için bir süre beklemeyi tercih ettim. Bu arada ilgili makamlarımız da sorumlulukları icabı vermeleri gereken tepkileri ortaya koydular. Geniş Avrupa coğrafyasında demokrasi, insan hak ve özgürlükleri ile hukukun üstünlüğünün tesisi ve korunması amacıyla kurulan AKPM'de, Refah Partisi ve Fazilet Partisi milletvekili olarak 10 yıl süreyle görev aldım ve pek çok komitesinde aktif çalıştım. Türkiye'nin de kurucu üyesi olduğu bu teşkilatın Soğuk Savaş sırasında ve sonrasında Avrupa'nın demokratik dönüşümünde ve gelişiminde oynadığı rolü bizzat gördüm ve yaşadım. 1990'lı yıllarda terörle mücadele başta olmak üzere siyasi ve ekonomik pek çok krizle uğraşmak durumunda kaldığı için demokrasi, özgürlükler ve hukuk alanında sorunlar yaşayan ülkemiz, 1996 yılında AKPM tarafından denetim sürecine alınmıştı  AK Parti'nin gerçekleştirdiği yapısal değişiklikler ve düzenlemeler AKPM'de taraflı tarafsız herkesin büyük desteğini almış ve nitekim ilk defa bir Türk milletvekili bugünkü Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu 2010 yılında AKPM Başkanlığına seçilmişti.  Avrupa'da gördüğümüz çok marjinal ve aşırıcı siyasi akımların temsilcileri AKPM'de her daim olmuştur. Hatta bunlar önyargılarıyla hareket ederek Türkiye'ye karşı her zaman olumsuz tutumlar da sergilemişlerdir. Bununla birlikte, AK Parti mensubu bir milletvekilini Başkan seçebilecek kadar açık fikirli ve yeri geldiğinde Türkiye'yi destekleyen ana akım siyasi partiler ve önemli şahsiyetler AKPM'de daima etkin olmuşlardır. Türkiye'nin AKPM serüvenini yakından bilen bütün bu süreci bizzat yaşamış ve katkıda bulunmuş bir siyasetçi ve devlet adamı olarak AKPM'nin bu kararını her şeye rağmen soğukkanlı bir şekilde değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.  Türkiye'nin geleceği, halkımızın mutluluğu ve arzu edilen ekonomik büyüme seviyelerine yeniden ulaşabilmek için 15 Temmuz hain darbe girişiminin yarattığı psikolojik travmayı süratle üzerimizden atarak, ülkemizin demokrasi, hukuk ve insan hakları standartlarını evrensel kriterlere yaklaştıracak kapsamlı bir refom sürecine yeniden girilmesi gerektiğine samimiyetle inanıyorum.Bu şekilde oluşturulacak özgürlükçü ve reformcu iklimin sadece ülkemizin sorunlarının çözümü için değil, bölgemizin güvenlik ve refah beklentilerinin karşılanmasına da katkı sağlayacağını değerlendiriyorum."

Yani diyor ki Sayın Gül, Türkiye’yi Dünyayla ve özellikle Avrupayla ertegre hale getiren kurumlarla ilişkilerde “Ey Hollanda, Ey Almanya” külhanbeyliğini bir kenara bırakıp,  Özgürlükçü ve reformcu bir iklimi ülkede hakim kılmak lazım.  Bu yapılırsa, Türkiye karşıtı görünen kurumlarda bakış açılarını değiştirirler.

Daha da açalım isterseniz, Mevcut iktidarın demokrasi, özgürlükçü yaklaşım, dış ilişkiler konusunda sıkıntılı uygulamaları bizi bu noktaya getirdi. Bu anlamda iktidar edenlerin kendilerine bazı sorular sormalarının zamanıdır.

İşte bu açıklamanın yapıldığı günlerde birden bire Saadet Partisi’nin Abdullah Gül’ü partiye davet ettiği yolunda haberlerde yer aldı gazetelerde.

Bütün bu gelişmeler, 2019’dan sonra tam adım atacağımız yeni rejimin geleceğini de tehlikeye sokmaya başladı gibi.

Zira liberal sağ, muhafazakar sağ, merkez sağ derken yeni oluşumlar gündeme gelmeye başladı ve Saadet Partisi’nin 2019 seçimlerinde Türkiye Barajı’nı aşacağı konuşulur oldu.

Sanırım üzerinde çalışılan yeni oluşumlarda yine odak kentlerden biri Kayseri olacak gibi..

Zira Abdullah Gül’ü yakın siyasi çevresi artık rahat bırakmıyor, “Bu millet sana geçmişte büyük güvenle görev verdi. Bu zor zamanlar  tepelerden seyredilecek zamanlar değildir. Herkes elini taşın altına koymalı ve Türkiye bu açmazdan çıkarılmalıdır” diyenler bir hayli fazla.

Buna bir de iktidar partisinde yaşanan huzursuzluğu da eklediğinizde, yeni gelişmelerin yaşanmaması mümkün gözükmüyor.

Bakalım önümüzdeki günler, Türk Siyasetinde nasıl şekillenecek, yaşayıp göreceğiz..

Yazarın Diğer Yazıları