İHBAR, İSİM, ADRES..
Ahmet ZORLU
Başbakan Sayın Binali Yıldırım, Fetö Operasyonları kapsamında bundan böyle, isimsiz ve adressiz ihbar dilekçe ve mektuplarının dikkate alınmaması konusundaki bir genelgeyi il valiliklerine ulaştırdı.
Bir anlamda yerinde bir genelge.
Ancak bir anlamda da, operasyon kapsamına girenler hakkında bilgi akışını bıçak gibi kesecek gibi.
Neden mi?
Anlatalım..
Daha dün, asılsız ihbarlarla operasyonları sulandırmaya çalışan bir polis memuru hakkında işlem başlatıldığı haberini gördük gazetelerde.
Daha dün gece TV Programlarında, Fetö'nün kamudaki, yargıdaki, emniyetteki ayağının baş parmağının bile kesilmediğini izledik yorumlarda.
Daha dünkü gazetelerde bir çok köşe yazarı, yorumcu örgütün siyasi ayağının dokunulmazları oynadığını, kazaen Fetö'den hakkında işlem başlatılan isimlerin Ankara'daki bazıları! tarafından koruma altına alındığını yazdı.
Daha dün, Fetö ile ilgili soruşturma yürüten ilçe savcısına gözdağı verilircesine, Ak Partinin İlçe Başkanının oğlu, aynı zamanda belediye başkanının damadının, soruşturmaya konu işletmeye yönetim kurulu üyesi yapıldığını bizzat ben yazdım.
Şimdi gelelim ihbarların neden bıçak gibi kesileceği tezime..
Adam belediyede çalışıyor. Belediye Başkanının kuzeninin fetöyle paralel bağlantılarına vakıf. Ya da belediye başkanının damadının cemaz-ül evvelini biliyor.
Peki ihbar etse bildiklerini, adını ve adresini vererek, başına gelecekleri bilmiyor mu..
Kayseri'den bir iki örnek vermek gerekirse..
Yaklaşık 20 Temmuz'dan bu yana yazacağım kitap için bilgi ve belge topluyorum.
Selam verdiklerim ikinci gün sigaya çekiliyor.
Aysbergin görünmeyen bölümüne her dalışımda tehdit alıyorum, küfür dolu hakaretlerle karşı karşıya kalıyorum, balici rolü ile yolumu kesip üstü kapalı tehditlerle 'Bu alana girme' uyarıları yapılıyor.
Koskoca Prof., kurduğu saadet zinciri etkilenecek diye akla hayale gelmedik yollara başvuruyor.
Çıkacak kitapta yer alıp almadığını merak edenleri mi ararsın, adres şaşırtmak için şişirilmiş iddiaları aktaranları mı ararsın.
Dolayısıyla, günümüz yapısında adını, adresini vererek gerçekten fetöcü olup da hala, devlet kurumlarının merkezinde görev yapan birini, emrinde çalışan birinin ihbar etmesini kimse beklemesin..
Bırakın sıradan memurları, bakanlar, milletvekilleri, müsteşar düzeyinde insanların bile birbirine şüpheyle baktığı bir dönemde Sayın Başbakan'ın genelgesinin zamanlama açısından soruşturmaları olumsuz etkileyeceğine inanıyorum.
Tamam gelsin ihbar, inceleyin inandırıcı değilse, eden hakkında işlem yapın.
Ama fetöcü siyasiyi, fetöcü bürokratı, fetöyle içli-dışlı belediye başkanını ihbar edecek ve dilekçesinin altına Adını, Soyadını, açık adresini yazacak babayiğit çıkacağını sanmıyorum.
Dolayısıyla, dokunulmazlara dokunulabilmenin yolu, bu konudaki bilgi akış kanallarının açık tutulmasından geçiyor sanırım.
Bu yapıyla doğrudan veya dolaylı bağlantısı bulunan güçler 15 Temmuz'un şokunu üzerlerinden attılar ve artık karşı atak aşamasına geçtiler.
Tehlike olarak gördükleri, ilerde kendilerini teşhir edeceklerine inandıkları kim varsa, etkisiz kılmak adına her yolu deniyorlar.
Zira adamlarda hala güç var, adamlar hala kilit görevlerdeler, adamların hala kamu ve belediyelerde ballı-kaymaklı ilişkileri var.
Paraya hükmediyorlar, ve hüküm alanlarını terketmeye de niyetleri yok.
Mesela sabah geldi, isimsiz ihbar bana.
Halen Fetö'den tutuklu bulunan dönemin AKP İl Başkanı Sayın Ömer Dengiz'in, il başkanlığı döneminde özel kaleminde görev yapan iki güvenilir! adamı, şu anda hangi kurumda görev yapıyorlar. Ayrıca Ömer Dengiz döneminde, bazı kamu kurumlarının kilit görevlerine atanması sağlanan bazı isimler şimdi ne yapıyorlar?
Bu ihbarı yapan kişi muhtemeldir ki aynı kurumda çalışıyor. Ben bu bilgiyi isimsiz diye çöpe atsaydım bu bilgi kimseye ulaşmazdı. Ama araştırdım, verdiği isimler gerçekten söylediği yerde görev almışlar.
Söylediği yer ise yarı kamu kurumu niteliğinde ve belediyenin yan kurumu.
Özel kalemdeki adamlar ile ilgili bilgiler bende, merak eden olursa vermeye hazırım..